izmirizmir.net : İlhami MISIRLIOĞLU - Tekel İşçileri Eylemi

Tekel İşçileri Eylemi

13 Þubat 2010 03:05 / 2569 kez okundu!

 


Küyerel adlı grubun yazarlarından - başörtülü, demokrat- Cemile Bayraktar, Tekel işçilerinin direnişi üzerine bir yazı yazmıştı. Onun yazısından etkilenip ben de yazdım. Tarih Vakfı'nda iken, Tekel firmasının kurum tarihinin yazılmasında harcı olan birisi olarak, işçilerinin eyleminde de harcım olsun istedim. O yazıyı daha sonra Ekşi Sözlük için düzenlemiştim, sitemize de aktarıyorum.

Sözlük yazıları - 10

Ak Parti hükümeti de kendisinin aşil topuklarından sayılabilecek kimi konularda -burada emek- çok dikkatli davranmadı. Geçmişin birikmiş sorunlar yumağından çıkıp gelen Tekel İşçileri sorununu çözmek için değişik yollar denemeye çalıştı. İçinde İskender yöntemi önerip kılıç kullanma taraftarları da vardı, hukuku arkadan dolanıp aşmak isteyenler de. Ancak politika yapmak sabır isteyen bir iş. Toptancılık yerine parça parça incelemek ve parça parça çözmek her zaman daha iyidir. "Bu eylemi başka amaçlar için kullanmak isteyenler var" deniyor, "onlara alet olunmasın" deniyor, "fırsatçılığa prim verilmesin" deniyor. Bu tür eylemlerde kaçınılmaz olarak böyle şeyler olacaktır. Ama bir hükümet doğru yoldan giderse tıpkı komplo teorilerinin o noktada fazla işlememesi gibi, bu tür fırsatçılık eğilimleri de pek cılız kalır. Konuya kimsenin zafer kazanmış sayılmayacağı çözümler aramak isabetli olacaktır. Herkes zaten sonucu kendi grubuna zafer diye sunacaktır nasıl olsa...

Eylemciliği özlemiş kimi marjinal grupların "grev işçiler için okuldur" diyerek meseleye, işçilerden, haklardan, sorumluluk noktalarından değil de küçük grup çıkarları açısından yaklaşmasını, hatta bunu sınıf savaşımı gibi sunma çabasını doğal karşılamak gerekir. Marksist literatürdeki uvriyerist, sendikalist ya da anarko-sendikalist bakış açıları tam da böyle zamanlarda ortaya çıkar. Bu nedenlerle böylesi olaylarda doğruyu yakalamak çok kolay değil. Belki o somut durumda, doğru bir yolla da sınırlı değildir. Yaşamın karmaşıklığını içeren çok yönlü düşünmeler içinde olmalıyız. Bir çizgi çekince doğrular bir tarafta yanlışlar öte tarafta da kalmış olmuyor, bu iş biraz daha karmaşık.

Bu yüzden ben geçmişin iyi araştırılmasını, devlet sektöründe çalışanların korunması ama özel sermayede çalışanların kendi başlarının çaresine bakması saçmalığına prim verilmemesini, tekel işçilerine ödenecek paranın kaynağı olan vatandaşların cebinden çıkacak paranın, kısa vadeli düşünülüp kolaylıkla ve haksız olarak dağıtılmamasını, adil olmak mecburiyetini anlayabilirim. Ama bunu yaparken de tekel işçilerinin yanında olmak gerektiğini düşünüyorum. "Hükümet yetkilisi ben olsaydım, ne yapardım?" diye düşünme yanlısıyım. Herhalde hem gider onlarla bir kaç gece birlikte geçirirdim hem de gerçekçi kimi çözüm yollarını onlarla paylaşırken, meseleye sahiden çözüm arayışında olduğumu belli ederdim. Onlara gelecek coplar ve tazyikli sular önce bana gelmiyorsa, daha baştan kaybetmişim demektir. Üstelik bu direnişi öylece dağıtmış, bitirmiş bile olsam, orada yitirdiğim kimi şeylerin yerini, iyi biliyorum ki doldurmam olanaksız olurdu.

Özetle işin uzağında olarak onlara çözüm yolları sunmak kolay değil. İçinde olarak ama mutlaka onlarla gerçekleri ve farklı düşünülen noktaları da paylaşmak yolunu vaaz ederek, en zor tavır biçimini önerdiğimi biliyorum ama diyelim ki ben yeni sol parti kurmayı düşünüyor olsaydım, en öncelikle zaten benim böyle davranmam gerekirdi. Hem yanında olmalıyım ama aynı zamanda da işin başka yönlerini de dile getirmenin yolunu bulmalıyım. Ortada onlara sürekli övgü dizenlerin varlığında hem de... Ortada kocaman bir Reel Sosyalizm deneyiminin olumsuz izlerinin varlığında hem de... Devletçi hantallıkların bugün biraz da bu nedenlerle kimi idealleri öldürmüş gibi göründüğü ortamda hem de... Bu noktada, ismi çok bilinen kimi önderleri kolaycılıkla suçlamak yerine geçmişte yanlışa giden yollardaki döşenmiş taşlara bakılmalı. Ve bugün, geleceğin yanlışlarına yeni taşlar döşenmemeli en azından.

Çok kolay bir yol değil ama kolay yolların büyük çoğunluğu zaten yanlışa çıkıyor. Böyle bir durumun tesadüf olması mümkün mü?

Üstelik ben tesadüflere inanıyorum, tesadüfleri yöneten kaotik zorunluluklar zincirine... Bunun yasaları diyor ki, "çözemeyeceğin sorunları önüne alma", "her şeyin birden çok çözümü vardır", "insani olan hiçbir şey bana yabancı değildir", ""güzel fikirleriniz olabilir ama politika, insanlara dokunma sanatıdır".

Hepimize, empatiyi unutmadan, kişisel ve kurumsal vicdanlarımızı hep geliştirebildiğimiz günler diliyorum.

İlhami Mısırlıoğlu
08-02-2010

 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
14 Þubat 2010 14:59

ÝSMAÝL HAKKI ATILGAN

Sayýn Mýsýrlýoðlu!

Eski, 1402 lik bir iþçi emeklisi olarak söylediklerinizin tamamýna katýlýyor,her konuda empati yapýlmasýný önemsiyorum.

Bundan yýllar önce (Ýzmir tariþ alkol ve tariþ iplik) iþletmelerinde de benzer eylemler yapýldý.Rahmetli Necmettin Giritlioðlu'nun katledildiði günleride gördük. O zaman da o eylemlerde birileri iþçi gibi gelip, onun haklarýný aradýðýný, onlara öncülük yaptýðýný söyliyenler geldiler, yasal grev çadýrlarýnda bizlere öneriler sunup eylem çeþitliliðiyle nihai amacýn ploretarya devrimiyle sonuçlanacaðý söylediler. Yani bizlerin ekmek kavgasý birilerinin siyasi geleceðine merdiven oldu. Olaylar bittiðinde, sade samimi temsilciler, öne çýkan iþçiler iþlerinden olurken, o akýl veren bazýlarýnýn sonradan ya siyasi liderliðe ya da dernek ve sendika aðalýðýna dönüþtüklerini gördük.

Bu olayda da farklý bir þey görünmüyor maalesef. Ýþ býrakma günü ÝZMÝR DDY þube baþkaný televizyonda açýkca ''direniþimiz akp iktidarýný düþürünceye kadar devam edecek'' diyordu. Þimdide üç konfederasyon baþkaný 4C yi iptal için danýþtaya gideceklerini söylüyor. Bunun neresi hak arama söylermisiniz.

Þöyle son bir yýldýr geliþen ve tartýþýlan olaylara baktýðýmýzda; Darbe planlarýnýn ortaya döküldüðünü, doktor ve eczacýlarýn sokaða dükülmeðe çalýþýldýðý, küresel ekonomik kriz ile esnafýn, küçük iþletmecinin kýþkýrtýldýðý, hakký olmadýðý halde bir baro yönetiminin katsayý olayýný danýþtay vasýtasýyla içinden çýkýlmaz hale getirildiðini, Tekel iþçilerininde ayný uygulamayla mevcut haklarýnýda kaybedebilecek duruma getirilerek, ayný amaca hizmetle kýþkýrtýldýðýný ibretle görmekteyiz.

''Bir musubet bin nasihatten evladýr'' demiþ atalarýmýz. Ama artýk yirmibirinci yüzyýlýn teknoloji devri olduðu, Ýnsan haklarý ve demokratik hukukun bireye yönelik olduðu dünyamýzda bu gibi olaylarý, bizler ve gelecek nesilimiz haketmiyor.

Aydýnlar olarak doðruyu, bu perspektifte anlaþýlýr, yalýn bir dille savunmalýyýz. Toplumsal (eyyamcýlýk) devri artýk bitmiþtir diye düþünüyorum.

12 Þubat 2010 18:48

Merih Yücel

Tekel iþçilerinin yanýnda olmak, emeðin ve emekçinin yanýnda olmaktýr. Yazýnýzla destek verdiðiniz için, kaleminize ve düþüncenize saðlýk diyorum.
Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.