izmirizmir.net : İlhami MISIRLIOĞLU - 'Müttefiklerimiz yenilince biz de yenilmiş sayıldık'

'Müttefiklerimiz yenilince biz de yenilmiş sayıldık'

18 Mart 2014 12:28 / 3336 kez okundu!

 

'Müttefiklerimiz yenilince biz de yenilmiş sayıldık'

 

Karşımda bir fotoğraf var: Savaşı çarpıcı biçimde ironikleştiren bu fotoğrafta, Osmanlı Ordusundaki Alman subaylar, Çanakkale dönüşü savaşın bitimine yakın günlerde görülüyor - Haziran 1917

Aklıma "Müttefiklerimiz yenilince biz de yenilmiş sayıldık" sözü geldi. Tüm çocukluğumuzu karartan milliyetçi tarih anlayışlarının simge sözüydü bu. Sanki Çanakkale ve diğer cephelerde yenilen sadece müttefikimiz olan Almanlar olmuş, aslında direnen ve kazanan da Osmanlı... Ancak işte kör talih, müttefiklerimiz yenilince biz de gitmişiz okkanın altına. Alman topuna oturmanın bedeli ağırmış, Alman gemilerine Osmanlı bayrağı çekip Kırım, Sivastopol'u bombalayıp Rusya'ya savaş ilan etmenin bedeli de... Bu arada savaş şartına bağlanan Alman altınları, çöken Osmanlı hazinesine umutsuz ve geçici bir soluk aldırmış ya, Enver Paşa için o sıra önemli olan o.

 

Peki gerçek nerede?

Çanakkale Savaşı sırasında da, o günlerde de Osmanlı Ordusu'nun Genel Kurmay Başkanı'nın bir Alman generali Fritz Bronsart von Schellendof Paşa, Çanakkale’yi savunan Osmanlı V. Ordusu’nun başında da yine Alman Generali Liman von Sanders vardı.  Bir çok cephede üst düzey komutanlıklar onların elindeydi... Enver Paşa Alman gemilerine Osmanlı bayrağı çektirip Kırım'ı bombalatmış ve bizi Almanların yanında Ruslarla savaşa sokuvermişti. Böylece de bir savaş durumunda verilmesi sözleşmeye bağlanmış altınlardan oluşan Alman kredisi devreye girmiş, çökmüş Osmanlı hazinesine umutsuz kısa bir soluk getirmişti.

Alman subaylar 1918'de çekip gidince, bu fotoğrafı çeken kişi (Robert Kolej'den tercümanlık için koparılıp götürülen zat), önce taltif edilerek İstiklal Madalyası verilmiş, polis yapılmış, sonraları da (1927'lerde) madalyası elinden alınıp divan-ı harb'de yargılanmış ve canını zor kurtarmış, ömrünün son dönemlerini Söke'de küskün olarak geçirmiştir...

 

Tercümanlığını yaptığı makina mühendisi kökenli Alman subayı, Çanakkale'de çekilen yüzlerce cam negatifi alıp ülkesine götürdü. Alman subayından elinde kalan fotoğrafları ömür boyu saklayan kırgın Robert Kolejli'nin subay şapkası, ölümünden sonra çocukların elinde oyuncak olmuştu.

 

Cam negatifler ve kimi basılmış fotoğraflar; taa ki bir gün torunu ondan kalan kutuları açıncaya dek, gün yüzü görmedi.

 

Hepimiz gibi bu topraklarda yaşayanlar da bir gün çocukluğunu resmi tarih kitaplarında bırakıp büyüyecek, olgunlaşacak elbette. İşte o zaman Çanakkale Savaşı'nın gerçeklerini keşfetmeye başlayacak. Savaşta asıl kumandanın kimde olduğunu, ana hesapların ne olduğunu, İngiliz ordusundaki Kıbrıslı Türk ya da Hintli Müslüman ile Osmanlı askerinin acı karşılaşmalarını, Anzakların dramıyla, Osmanlının trajedisini, Almanların planıyla Enver Paşa'nın "cinlik"lerini, Türk'üyle Kürd'ün birlikte savaşıp birlikte ölündüğünü, belki ancak o zaman öğrenebileceğiz.

 

Öğreneceğiz ki, Çanakkale'deki şehit sayısını abartarak, Mustafa Kemal'e orada yapmadığı roller ve payeler bahşederek, boğazlardaki Alman askeri varlığını (toplarını ve üst düzey subaylarını) gözlerden saklamaya devam ederek Çanakkale'yi, Mustafa Kemal'i yüceltemeyiz. İkisinin de bu sahte yüceltmelere ihtiyacı yok zaten. Tersine orada tüm insanlık için savaş karşıtlığı adına yüce dersler var. Oradaki dramları, trajedileri Avustralyalılar, Anzaklar kadar anlayamıyorsak, bu coğrafyaya fazla "yakın" oluşumuzdandır. Üstelik içimizdeki şovenler, abartmacılar ve "Vatan Millet Sakarya" gazcıları yüzünden de Çanakkale gerçek yerine bir türlü oturmuyor. Çanakkale üzerine kurulan sahte söylemler de bu yüzden hala etkili.  

 

Bu ülkenin gerçek tarihçileri, memur olmayan akademisyenleri bu alana el attıkça, belki o zaman gerçeklerin perdesi biraz daha aralanacak.

 

O zaman işte Çanakkale'yi, Sarıkamış'ı yeniden anlayacağız. Bu savaşları, 1915'deki Ermeni Tehciri'ni örtmek isteyenlerin, 100. yılın yaklaşması sebebiyle, onları bugün dahi kalkan olarak kullanmak istemelerinin ardındaki itici gücü anlamlandıracağız. Gerçeğin bozulmasına artık izin verilmemelidir. Bu, sadece bu savaşlarda ölmüş binlerce kişinin anısı için değil, bugün Anadolu'da ve Diaspora'da yaşayan milyonlarca Türk, Kürt, Ermeni, Rum vatandaşımızın da ruh sağlığı için gereklidir.

 

O dönemlerde yapılanlar hiçbir etiğe sığmazken, biz hala şoven tarih anlayışlarının etkisinde yelken açmaya, Çanakkale'yi kötü politikalarımıza, devletçi, şoven duruşlarımıza alet etmeye devam mı edeceğiz?

 

Dünya estetik aşamasına geçerken biz ahlak savaşlarıyla daha ne kadar zaman yitireceğiz?

 

Etik'ten Estetik'e geçme zamanı bizde hala gelmedi mi?

 

Yüzleşmek için 100 yıl daha beklemeyelim...

 

Bu coğrafyanın iyileşmeye ihtiyacı var.

 

"Müttefiklerimiz yenildiği için biz de yenildik" döneminden artık çıkalım, herkesin kazanabileceği çözümler arayalım. Barışı korumak kiminde kurmaktan daha zor olsa bile... 

 

Çanakkale Savaşı'nın, ölenlerini ve ölemediği için sonradan İstiklal mahkemelerinde sürünmüş isimsiz kahramanlarını bu duygularla anıyorum.

 

İlhami MISIRLIOĞLU

18.03.2014

 

Son Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2014 01:04

 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.