izmirizmir.net : Rasim Ozan KÜTAHYALI - Laik mahalle notları: Taşralaşan ve kavruklaşan İzmir

Laik mahalle notları: Taşralaşan ve kavruklaşan İzmir

18 Temmuz 2009 16:24 / 2717 kez okundu!

 


"İzmir’in “gâvur”luğu da artık çakma. İzmir’in sosyal ve ticari hayatı Batı’dan gün geçtikçe kopuyor... Memleketime şu an ancak “Kavruk İzmir” denebilir... "

Bu ülkenin sahici anlamda laik/seküler dünya görüşüne ve yaşam tarzına sahip kadınları Türk “laik mahalle”sinin ikiyüzlü yapısını en derinden bilenler aslında... Tam da böyle kadınlardan olan Vatan’dan Mutlu Tönbekici, Akşam’dan Nagehan Alçı ve bizim gazeteden Amberin Zaman bu mesele etrafında çok değerli üç yazı kaleme aldı...

Fakat bu çakma-laik mahallenin yüzüne gülüp, arkasından fişteklediği kadın modelinin en sembolik örneği olan Ayşe Arman kendini kandırmaya devam ediyor... Benim de doğup büyüdüğüm şehir olan İzmir’e tipik “laik kesim” güzellemeleri yapmış Arman... Çok sevdiğim memleketim İzmir’e Kordonboyu zaviyesinden bakarsanız görüntü olarak Avrupa şehri izlenimi verir, fakat maalesef gerçek İzmir adım adım taşralaşan bir şehir... Görüntüyü kazır kazımaz arkasından köhnemişlik dökülüyor. En kalifiye, en zeki insan malzemesini sürekli kaybeden, sürekli entelektüel ve finansal anlamda gerileyen bir şehir İzmir... İzmir’i Türkiye’nin merkezi sosyal hayatına bağlayan tek olgu Çeşme... Çeşme’yi de Çeşme yapan İstanbul burjuvazisinin buraya akması oldu... Zihinsel olarak her geçen gün daha taşralılaşan İzmir burjuvazisi de bundan çok rahatsız. Çünkü İstanbul buraya aktıkça Çeşme hak ettiği finans değerine kavuşuyor, fiyatlar artıyor. “Bozacının şahidi şıracı” usulü üretim ve çalışma hayatına devam eden, çağdaş dünyaya ayak uyduramayan ortalama İzmir burjuvası da bundan rahatsız oluyor. İstiyor ki Çeşme eskisi gibi daha ucuz kalsın, böyle hayat durağan devam etsin... Hem Çeşme daha güzelleşsin, evrensel standartlara kavuşsun isteyip hem de eskisi gibi ucuz ve “biz bize” kalsın istiyor İzmir üst-ortasınıfları... Bir yandan Türkiye Batı standartlarında bir ülke olsun isteyip, bir yandan da Batı-karşıtı ulusalcı akımlara destek veren İzmir ortasınıflarının trajedisi bu... Sürekli çağdaş olmakla övünen ama çağı ıskalamakta olan bir şehir benim memleketim İzmir...

İzmir artık “Gâvur İzmir” de değil... “Gâvur İzmir” Batı dünyasıyla entegre olan, yüzünü tamamen Batı’ya dönmüş bir şehir tasavvurunun bir sembol ismiydi... İzmir’in “gâvur”luğu da artık çakma. İzmir’in sosyal ve ticari hayatı Batı’dan gün geçtikçe kopuyor... Memleketime şu an ancak “Kavruk İzmir” denebilir... Bir şehir düşünün ki 12 ay boyunca balkonlarının çoğunluğunda sürekli bayrak ve flamalar asılı olsun... İşi gereği İzmir’de yaşamak durumunda olan bir İspanyol dostum, bir gün dayanamayıp “İzmir işgal altında bir şehir gibi yaşıyor, sürekli savaşmaya hazır bir şehir gibi. Sanırsınız ki her an savaş çıkacak... Bir de asla şehirlerini eleştirtmiyorlar. İzmir’i Barcelona’dan daha gelişmiş ve güzel sanıyorlar” demişti... Çok haklıydı... Maalesef bu garip psikolojiyi, dindarların Türkiye’nin sosyal hayatında yükselişinden rahatsız olan İstanbul’un müzmin laik ortasınıfları de çok besledi... “Ah İzmir ne güzel, ortalıkta hiç türbanlı gözükmüyor. Ama İstanbul öyle mi, her yerde türbanlı var. İzmir ne steril, ne çağdaş, oh ne güzel!” tipi saçma sapan övgüler de İzmir’in hızla gerileyişi realitesini kamufle etti maalesef...

Birçok İzmirli gibi Ayşe Arman da görüntüyü gerçek sanma hatasına kapılmış... Oysa ne acı ki kavruklaşma/ taşralaşma sürecinde olan İzmir’de Ayşe Arman tipi hayat tarzına sahip kadınlar habire kötülenen İstanbul’dakinin 10’da 1’i kadar bile rahat ve özgür yaşayamaz... İzmir’in cemiyet hayatında Armanvari yaşayan kadınlar hemen mimlenir. Çılgınlıklarını ve çapkınlıklarını hakir görülmeden, arkasından fişteklenmeden yaşayamazlar. Arman’ın gezdiği Reyhan’da Bonjour’da haklarında edilmedik laf kalmaz... Dar ve kısıtlı bir cemiyet hayatına sahip İzmir’in “laik ve çağdaş” aileleri Ayşe Arman gibi şeffaf ve açıkça cinselliğini yaşayan, bundan gocunmayan, bedenini namusu olarak görmeyen kadını asla ve asla kendi hayatlarında istemezler... İzmir ortasınıflarının çoğunluğu, İstanbul hayatını hem başörtülü kadınların çokluğundan ötürü kötülerler hem de kızlarının İstanbul’a yerleşip Ayşe Arman’laşması ihtimalinden çok korkarlar! Tam da bu sebepten İzmir’in Arman gibi yaşamak isteyen kızları bir fırsatını yaratsak da İstanbul’a kapağı atsak diye beklerler... İstanbul hayatında çok daha özgür olacaklarını bilirler çünkü, şu anki “Kavruk İzmir” onları sıkar ve bayar... İzmir’in cemiyet hayatı bütün o “çağdaş görüntü”sünün ardında ciddi bir sosyal denetim mekanizmasına da sahiptir. İzmir’in kısıtlı burjuva hayatında kimin kızı kimle, nerde ne yapıyor bilinir, konuşulur...

İstanbul gece hayatı ve İstanbul kızlarının çok “dejenere” olduğu, tipik bir İzmir’de kalmak zorunda kalmış, kıyafetleri serbest ama cinselliği kısıtlı İzmirli kız geyiğidir... İstanbullu kızlar da İstanbul’a gelen ve Armanlaşma sürecine giren İzmirli kızlara aynı “dejenere” olma laflarını sokarak bir nevi intikam alırlar...

Her şey bir yana kadınlar arası dönen tüm bu laflar aslında tamamen anti-laik tamamen erkek-merkezli bir dilin tezahürü... Dediğimiz gibi Laik Türk insan tipolojisi hâlâ namusu beden üzerinden tanımlıyor. Görüntü laik ama temel paradigma hâlâ anti-laik bu ülkenin “laik mahalle”sinde...

Devam edecek...

 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
21 Temmuz 2009 20:57

deepblueeagle

kütahyalý'nýn yazýsýna ben de katýlýyor ve katýlmýyorum. 

1. yazýnýn çýkýþ noktasýna, yazarýn niyetine katýlýyorum. izmir'i, atatürk'e yaptýðýmýz gibi veya che'ye yapýlan gibi, içini boþaltýp putlaþtýrmamak lazým. sadece duygusal yaklaþmamak. gerçekçi açýdan yaklaþýp doðru ve güzel sevmek, eleþtirmek ve geliþmesine katkýda bulunmak daha faydalý olur izmir'e elbette. izmirliler böyle yazýlara kýzmamalý. aslýnda hiç kimse hiç kimsenin yazýsýna, düþüncesine kýzmamalý. herkes kendince yazar. hepsi bir araya gelir, kültürü oluþturur. herkesin yeri, iþlevi vardýr. çünkü herkesin tarihi, sosyal çevresi, kalýtýmý, genetiði, eðitimi, deneyimi farklýdýr. yazarlar arasý kýyaslama, sürtüþme çok anlamsýzdýr bu nedenle. ama yazarlar habire birbirine girer medyada. yani, gazeteci yazarlar daha çok, edebiyatçýlar bunu yapmaz pek. geçmiþte çok örneði oldu, atiila dorsay, aziz nesin gibi.

2. çakma sözcüðü bence de çok rahatsýz edici oluyor sýk sýk kullanýlýnca. trend sözcükler kullanmak yazýda itici olabiliyor. 

3. ayþe arman'ýn yazýlarýný, kitaplarýný okumuyor olsam da, bir yazý yazarken, baþka bir yazarý, meslektaþý böyle ironik ama aþaðýlayýcý bir dille örnek verip yazýda kullanmak gerçekten hoþ deðil. herkes dilediði gibi yaþar ve yazar. herkesin bilerek oluþturduðu bir dil de vardýr. ayrýca, yazý diliyle yazarýn gerçek yaþamý ayný bile olmayabilir. yazý, bir kurgu bile olabilir. baþka bir yazarý malzeme etmek hoþ deðil. yazarýn gerçekçi üslubuna uymamýþ. yazý yazarken, baþka yazarlarýn yazýlarýna ve yaþamlarýna saldýrmamak gerek. arman ile kütahyalý'nýn düþünceleri eþit derecede önemli. herkes farklýdýr. ve iyi ki de öyle. yoksa dünya çekilmezdi. herkes arman gibi veya kütahyalý gibi olsa sizce çok sýkýcý olmaz mýydý? herkesin benzersiz olmasý ne güzel.

4. izmir'in açýklanamayacak bir farklýlýðý vardýr. her kentin vardýr. örneðin, bence izmir, san diego'ya çok benziyor. ama her kentin kendine göre havasý olmasý normal. ancak, izmirin, tarihten, kültürden gelen (herodot, homeros, iyonya) bir farklý havasý vardýr. hoþgörülüdür. izmirlilik de vardýr. kökten izmirliyi ayýrmak zor deðildir. ama bunlar, sindirilmiþ olmalýdýr. kendini beðenme unsuru olamaz. saçma bu. gerçek izmirli de zaten sindirmiþtir. eczacýbaþý gibi örneðin.

5. izmirin olumsuz yönlerini eleþtirmek gerekir. önemli olan niyettir. kentler de ilerlemeli. kentlerin ilerlemesi için biz insanlar ilerlemeliyiz. önce. önce hepimiz kendimizi bilmeliyiz, kendimizi tanýmalýyýz kiriþnamurti'nin dediði gibi.

6. herkes kendince yazar. bazýlarý nostaljik, bazýlarý edebi, duygusal, þiirsel, romantik, izlenimci bazýlarý politik gerçekçi, bazýlarý sosyalist gerçekçi, bazýlarý bilimsel gerçekçi, bazýlarý felsefik, bazýlarý dilci, bazýlarý tinsel, spiritüel, bazýlarý da dinsel. herkes kendince bir üslup seçer. hepsi deðerlidir. kýstas, insancýllýktýr. bazýlarý barýþçý yazar, bazýlarý sarkastik, bazýlarý da saldýrgan. hepsi iyidir.

7. taraf gazetesinin kültür, sanat yazýlarýný sevsem de, gazeteye sempati duysam da (baþka gazetelere de duyduðum gibi), kütahyalý'nýn yazýlarýnda taraf gazetesinin adýnýn sýkça geçmesi rahatsýz edici oluyor. baþka yazarlarý, gazeteleri de örnek göstermeli, olumlu ornek göstermeli bence. iyi ve doðru bir yýðýn yazar, dergi, gazete var.
Kütahyalý’nýn bu yazýsýndaki çýkýþ noktasý çok iyi, yapýcý. ama üslupta biraz daha sakin, bilge ve tarafsýz olmalý.
21 Temmuz 2009 16:56

yayinci

Kelimelerin de modasý var... Þu günlerde en meþhuru: Çakma... Ýnanýlmaz rahatsýz edici bir kelime... Gittikçe her anlamda kalitenin yok olduðu hayatýmýzda, kendi kalitesizliðimizin intikamýný alýrcasýna aðzýmýzý doldura doldura kullanýyoruz bu kelimeyi... Ýzmir konusundaki görüþlerinize katýlýyorum da katýlmýyorum da... Ama Türkiye'nin birçok ilini görmüþ-tanýmýþ biri olarak, Ýzmir'de nedenini bilemediðim, açýklayamadýðým bir farklýlýk söz konusu...Çehresi, çevresi, içi-dýþý, insaný neyi deðiþirse deðiþsin bu ruh deðiþmez sanýrým. Nazlý Eray'ýn Ýzmir'i diþi bir þehir olarak tanýmlar. Belki ondan kaynaklanýyordur.
Sizin gazeteden sýkça söz ediyorsunuz Sayýn Kütahyalý, bu okunma oranýnýzý arttýrýr mý bilmem ama beni rahatsýz ediyor. Anlayamadýðým bir nokta da: Neden, bir haným gazeteciden söz ederken, seçtiðiniz kelimeler ve kullandýðýnýz üslup itici?...Okursunuz, görüþlerine katýlmazsýnýz olur biter?...
Kolay gelsin. Yazýnýzýn devamýný merak etmiyorum ama...
Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.