izmirizmir.net : Murat AKKUŞ - OHAL Muhal..!

OHAL Muhal..!

15 Kasým 2016 23:55 / 1620 kez okundu!

 

 

On beş Temmuz 2016 tarihinde yapılan darbe girişiminden sonra Türkiye’de üç aylık OHAL ilan edildi. Ülkedeki herkesin yekvücut karşı çıktığı darbe girişiminden sonra olağan üstü hale gerek yoktu. Darbeye karşı çıkan halk OHAL’e maruz kalmamalıydı...

Darbe girişiminde bulunanlar zaten yargı önüne çıkarılacak. Bunun bedeli hiç şüphesiz darbecilere ödetilmelidir. Ancak bunun için OHAl’e gerek yoktu. Demokrasiye sahip çıkmış vatandaşların OHAL ile karşı karşıya kalmaları doğru değil. Üç ay da çok uzun bir süre. Üç aydan sonra da daha da uzatılacağından bahsediliyor. Bu da yanlış. İçeride ve dışarıda ülkenin prestiji sarsılmaktadır. Çağdaş dünyaya karşı bir an önce normale dönmeliyiz. 

OHAL Nedir? diye şöyle kısaca bakacak olursak; Olağanüstü hâl ya da kısaca OHAL olağanüstü yönetim usullerinin uygulanmasını gerektiren doğal afet, tehlikeli salgın hastalık, ağır ekonomik bunalım, kamu düzenini ciddi biçimde bozan yaygın şiddet olayları gibi durumlar. Olağanüstü hâl rejimi yönetim makamlarının yetkisinin genişlemesi sonucunu yaratır. Belirli yaş aralıklarındaki vatandaşlar için çalışma yükümlülüğü, gerektiğinde para ve mal yükümlülüğü konulabilir. Olağanüstü hâl önlemlerinin ortak ve en tartışmalı yönleri ise yaygınlaştırılması ve genellikle bunlara karşı yargı yolunun kapalı olması demektir.

Hükumete muhalefet ediyor diye darbe girişimi ile hiçbir ilgileri bulunmadığı halde binlerce Eğitim-Sen’li ile ülkücü, milliyetçi vatandaşların açığa alınmasını endişe ile izliyoruz. Bu şekilde açığa alınan birçok insanın Fetö/PDY ile alakalarının olmadığının ortaya çıkması toplumda kaygı yaratıyor. Fetö/PDY ile ilişkisi bulunanlar elbette yargılanmalıdır. Hem de kıyıda köşede tek bir fert bırakılmamalıdır. Bu yapılırken de hakkaniyetten bir milim bile uzaklaşılmamalı...

Darbeden hemen sonra binlerce kişi açığa alındı, görevden uzaklaştırıldı. Bu isimlerin çok önceden belirlendiği anlaşılıyor. 17 Aralık darbesi bence 15 Temmuzdan daha tehlikeli bir darbe idi. 17 Aralıktan sonra bunlara karşı neden harekete geçilmedi. Ülkedeki bütün kurumlar kendilerini sorgulamalılar. Neyi beklediniz kardeşim? Ülkeyi ele geçirip Recep Tayip Erdoğan'ın kellesini almalarını mı?

Kanımca Fetö’ye karşı en kararlı mücadeleyi Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayip Erdoğan veriyordu. Darbe girişiminden sonra da en kararlı konumda olan yine kendileridir. 17 Aralıktan sonra tüm kurumlar aynı kararlılık ve cesaretle örgütün üstüne gitselerdi ülke belki de bu kayıpları vermez, bu acıları yaşamazdı.

Darbe girişiminden sonra da hükumetin tüm muhalif kesimleri susturmaya yönelmesi, HDP’yi yok sayması  ve kayyımların atanması son derece yanlış bir yaklaşımdır. Gün ülke demokrasisinin güçlendirerek toplumsal barışı perçinleme günüdür. Tüm kesimlerle uzlaşı halinde yeni bir anayasa hazırlanmalıdır. Toplumun temel ögelerini yok sayarak sonuç alınmaz. Ülkenin en temel sorunu olan Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye her yönden şaha kalkacaktır. Yoksa OHAL Muhal..!

 

Murat AKKUŞ

15.11.2016

 

 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.