izmirizmir.net : Murat AKKUŞ - Bireysel silahsızlanma ve gerdek gecesi!

Bireysel silahsızlanma ve gerdek gecesi!

14 Mayýs 2014 18:47 / 2044 kez okundu!

 

 

Kars-Simer Otelde Umut Vakfının düzenlediği “Türkiye’de Bireysel Silahsızlanma ve Şiddet Haberleri” Yerel Medya Eğitim Seminerine katıldım. Bireysel silahsızlanma konusunu düşünürken biz toplum olarak “Neden silahı bu kadar çok seviyoruz?” diye düşünmeden geçemedim. Bunu derken de birde baktım ki birçok toplumsal gelenek ve kültürümüz silahı sevmemize hizmet ediyor!...

Örneğin kimimiz (özellikle erkekler) daha doğar doğmaz silah sesiyle tanışıyoruz. Anadolu’nun bir köyünde dünyaya gelen bir delikanlı düşünün; annesine

“Anne benim doğduğum günü anlatsana” diye soruyor?

Annesi, 19 Ocak gecesi 11-12 sıralarıydı. Kara kış basmıştı, yoğun tipi vardı işte o gece doğdun oğlum” der.

Çocuk tekrar sorar “Ben doğarken babam evde miydi?

“Evdeydi, senin doğduğunu müjdelediler. O da bir oğlum oldu diye dışarıda havaya ateş ediyordu”

İşte daha annesinin karnından doğar doğmaz mermi sesiyle tanışıyor bazılarımız. Derken, bir gün babası ona oyuncak bir köpek alıyor. Köpeğin kuyruğunda uzunca bir kablo kablonun ucunda bir küçük baloncuk. Balona basınca minik köpek “hav” diye ses çıkararak ileriye fırlıyor. Fakat çocuk babasının getirdiği bu güzel oyuncağı beğenmiyor!

“Ben bunu istemiyorum baba bana Yusuf amcanın tüfeğinden getir” deyiveriyor. “Yusuf amca” dediği köyün bekçisi, her gün omuzda tüfekle köyün içinde gezinip duruyor. Çocuğun hayali de Yusuf amcası gibi omuzda tüfeğinin olması oluyor. Düğün olur büyükleri silah çekip havaya ateş eder. Gerdek gecesi bile damat gelinle yattıktan sonra gelin bakire çıkarsa, kanlı bezi dışarı atan damat havaya ateş eder. “mal sağlam çıktı!!!” diye.

Jandarma köye gelir silahı güç olarak gören çocuğun birçok anı silahla ve silahlı adamlarla geçer. Omuzda kalaşnikoflarla bazı köylerde cirit atan korucularda cabası. Tuttuğumuz takım galip gelir keyif olsun diye rastgele havaya ateş ederiz! Birisi ölür mezarının üstüne tüfek, tabanca, dürbün ve kama resimleri yaparlar. Hatta koç heykeli yapanlar bile var. Herhalde gören “ne kadar yiğit biri burada yatar” anlasın diye yapıyorlar! İşte silahı çocuklarımıza böylesine özendiren yanlışlarımız saymakla bitmiyor maalesef.

Ülkemizde hemen hemen her evde bir silah mutlaka bulunduruluyor! Sebebi sorulunca kimi av için der, kimi yabani hayvanlar sürüye saldırmasın, kimi düşmanım var, bazıları da silah merakım var ne yapayım? der. Herkesin silah bulundurma hususunda gayet masum! bir nedeni her zaman bulunur.

Oysaki acı gerçeklere baktığımızda ülkemizde her yıl silah yüzünden binlerce cinayet, yaralama, ölüm kan ve gözyaşı önümüze çıkmaktadır. Kimileri de kazayla kendi ailesinden birilerini vururken, intiharları da göz ardı etmemek gerekir. Ya kan davalarına ne demeli?  Şayet toplum olarak silahsızlanırsak, bir öfke anında silah yanımızda olmazsa, belki de binlerce cinayet işlenmez, yuvalar yıkılmaz ve acılar yaşanmaz.

Ülkemizde her yıl ruhsatlı silah almak için başvuran binlerin yanı sıra, araştırmalar Türkiye’yi en kolay silaha ulaşabilecek ülkeler arasında göstermektedir. Ve maalesef sonuç itibariyle en çok cinayet işlenen ülkeler sıralamasında Afrika’yla yarışır durumlardayız. Geçtiğimiz Ramazan bayramında Şanlıurfa, Samsun ve İzmir’de çocuklara bayram harçlığı veren bir Televizyon kanalının muhabirleri, çocukların bu parayla ne aldıklarını merak edip takip ederler, bir de bakarlar ki hepsi oyuncak silah almış. Çocuklardan biri yüzünde tebessümle “Ben Polat Alemdar’ın silahından aldım” der. Polat Alemdar kim? Diye sorarsanız tanımayan yoktur. Hani şu malum dizide şimdiye kadar Eylül 2009 itibariyle iki yüz seksen altı kişiyi öldüren, bir o kadar da yaralama ve mekân basma olayına karışmasına rağmen hala dizide serbestçe dolaşan film kahramanı. Bu tür filmleri izleyen gençlik silaha özenir elbet! Kanunları da pek ciddiye almazsa şaşırmayalım. Öyle ya adam herkesi vuruyor ve ortalıkta serbestçe dolaşıyor. Bu durumun aşıladığı mantığı siz düşün artık.

Bir de şunu düşünün… Korucularda silah olmasaydı Bilge köyündeki cinayetler işlenir miydi? Ülkemizde bolca silah ruhsatı verilmesiydi, yeterince güvenlik tedbirleri alınıp herkes bu kadar kolay silaha ulaşmasaydı, Malatya’daki restorantta 3 dakika içinde dört kişi yaşamını yitirir miydi?

Şayet toplum olarak silahsızlanırsak, tüm bireyler silahlara veda edip şu tehlikeli metalleri atarsa ve ülkemizde her yıl işlenen cinayetler, çekilen acılar, dökülen gözyaşları dinerse fena mı olur? Gelin bugünden tezi yok herkesi silahını bırakmaya çağırıp bireysel silahsızlanmaya davet edelim. “SİLAHA HAYIR YAŞAMA EVET”…

 

Murat AKKUŞ

01.05.2014

 

 

 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.