İKTİDAR VE MUHALEFET
16 Ocak 2020 14:24 / 4325 kez okundu!
"Onlar da daha iyisini yapsın. Kim engel oluyor? Dedikodu, iftira, hamasetle başarıya ulaşılmaz.
Acaba hiç şu soruyu kendilerine sordular mı?
"Bizim neyimiz eksik ve neden birçok konuda başarılı olamadık, olamıyoruz?"
Başlangıç noktası, bu sorudur belki de..."
****
İKTİDAR VE MUHALEFET
Kabile kültüründen kurtulamayan muhalefet, aslında hukuk devletinden hoşlanmaz. Bakmayın siz, onların bunu istermiş gibi yaptıklarına.
Yıllarca, "demokrasi, laiklik, özgürlük, çağdaşlık" edebiyatı yaptıkları gibi, şimdi de hukuku sakız ederler ağızlarına ki gerçekte kabileci oldukları anlaşılmasın. Onların istediği hukuk devleti değil; kendi kabilelerinin imtiyazının devamı.
Onca zorluğa ve direnişe karşın, ülke geçmişle kıyaslanmayacak ölçüde olumlu aşama kaydetmiş; bırakın konuşulmasını, hayali bile kurulamayan çoğu konuda özgürleşme sağlanmıştır.
Fakat sanki tersiymiş gibi algı yaratmada başarısız oldukları söylenemez. Çünkü geçmişteki imtiyazları sayesinde kurmuş oldukları bir kültürel hegemonyaları var.
Ve maalesef etkililer..
....
Örneğin Akıllı Şehirler Kongresi yapılırken, muhalefet bunun ne demek olduğunu biliyor mudur acaba?
Bu ülke Özal ile birlikte başlayan başka bir sürece girdi. Muhalefetin bırakın yönetebilmeyi havsalası bile almaz.
Umut ederim ki AK Parti Akademi'de devleti bu cahil cühelaya bırakmamak için gençlerimizi yetiştirirler.
Maalesef muhalefetin zekası ve vizyonu artık bu devleti idare etmeye yetmez. Bırakın devleti, bir tek kurumunu bile idare edecek kabiliyetleri yok..
Bu sır değil sanırım. İşleri güçleri, siyasi magazin ve boş laftan ibaret.
....
Diyelim Erdoğan, ülkeye yapılan hizmetleri anlatıyor.. Muhalefet ya da kitlesinin dinlediğini bile sanmıyorum.
Çünkü onların ilgisini çeken, ülkeye yapılan hizmet ya da ihtiyaçlarımız değil.
Gerçekler de umurlarında değil. Sadece nefret ediyor ve yanıldıklarını görmek istemiyorlar.
Nefretten başka bir şeyleri yok.
Nefret, muhalefetin adeta yakıtı gibi olmuş.
Kin, nefret, hasetlik ile akıl, mantık ve sağlıklı yaklaşımın aynı bünyede olması mümkün değil.
Bu duyguya teslim olmuş birey ya da toplulukların, kendilerine karşı nasıl bir körleşme içinde olduklarını görüyoruz.
Hatadan münezzeh ve mükemmel olduklarını ve kesinlikle yanılmayacaklarını düşünüyorlar.
Oysa problemlerin temelinde değişime kapalı olan kendi zihniyetleri var.
Onlar da daha iyisini yapsın. Kim engel oluyor? Dedikodu, iftira, hamasetle başarıya ulaşılmaz.
Acaba hiç şu soruyu kendilerine sordular mı?
"Bizim neyimiz eksik ve neden birçok konuda başarılı olamadık, olamıyoruz?"
Başlangıç noktası, bu sorudur belki de..
Güldalı COŞKUN
16.01.2020
Son Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2020 16:47



