izmirizmir.net : Emin YEĞİNBOY - Tarantino Kabaresine Hoş Geldiniz!

Tarantino Kabaresine Hoş Geldiniz!

29 Aðustos 2009 15:14 / 1720 kez okundu!

 


Tarantino yine yapacağını yapmış. Pop kültürün zeki çocuğu içindeki sonsuz sinema sevgisini bu kez İkinci Dünya Savaşı'ndan gelen bir Nazi öyküsü ile harmanlayarak kendisine özgün hiperaktif üslubu içinde sunuyor.


SOYSUZLAR ÇETESİ-INGLERIOUS BASTERDS
YÖNETMEN:
QUENTIN TARANTINO
OYUNCULAR: BRAD PITT, DIANA KRUGER, CHRISTOPH WALTZ, MELANIE LAURENT, DANIEL BRUHL

Nazilerin kafa derilerini yüzen ve soysuzlar çetesi olarak anılan bir asker grubu Hitler, Propaganda Bakanı Goebels gibi önemli adamları ortadan kaldıracak bir suikast planı içinde yer alır. Öykü içinde yer alan abartılı karakterler adeta bir kabare tiyatrosunun rengarenk sahnesinden fırlamış gibi duruyorlar. Otuzlu, kırklı yılların gözleri rimelli, yüksek perdeden şarkı söyleyen karikatür tiplerini andırıyorlar. Fikir uçuşması şeklinde olabilecek onca aşırılığı beyninde teker teker karaktere dönüştürmüş Tarantino. Birbirinden ilginç, teatral oyunculuğun biçimsel abartılarını taşıyan bu karakterler onun abartılı öyküsüyle mükemmel bir uyum gösteriyor. Mükemmel oyuncu performansları 150 dakikalık filmi sıkılmadan (uzayan konuşmalara rağmen)izlenen bir şölene dönüştürüyor. 

Tarantino’nun en severek yaptığı işlerden birisi olan uzun diyaloglar ve grafik şiddet bolca serpiştirilmiş. Öykünün ilerlemesine fazla katkısı olmayan geyikler zaman zaman uzasa da katlanmak lazım zira usta bu işleri seviyor diyoruz. Savaşın ruhunu inceleyen, şiddetini yansıtmayı veya tarihsel doğruları peşinde koşmaya çalışan bir senaryo yok ortada. Sadece Tarantinovari olarak adlandırılan kendisine özgün sinema anlatımına, insanlığın bu büyük savaşını adapte ederek eğlenmek ve eğlendirmek istiyor o kadar. Filmin başarısında en önemli nokta yerinde yapılmış oyuncu seçimleri. Bu konuda hep doğru kararlar veren Tarantino çoğunlukla Avrupalı oyunculardan seçilmiş bir kadro ile çalışmış. Ve sonuç mükemmel. Fransızların, Almanların ve Amerikalıların kendi dillerinde konuşmaları yine Tarantino’nun bir sürprizi olmuş. Nazi avcısı Hans Landa rolünde Avusturyalı Christoph Waltz (Cannes'da en iyi erkek oyuncu seçildi), İngilizler hesabına casusluk yapan sarışın diva Bridget Von Hammersmart rolünde Diana Krüger, sinema işletecisi intikamcı Shosanne Dreyfuss rolünde Melanie Laurent gibi farklı ülkelerden oyuncuların performansları esas oğlan Brad Pitt’in canlandırdığı Aldo Raine karakterini ekibin sade oyuncusu konumuna itiyor. Film bütünüyle bir fars, bir vodvil türünde akıyor. Quentin kafasına estiği gibi Naziler ile dalgasını geçerken çoğunlukla mantığı bir kenara koyuyor. Mantıksal bağlantılar aramak öyküden alınacak tadı azaltabilir. 

Film mükemmel bir western göndermesi ile açılıyor. Kırsalda, ahşap evinin önünde elinde balta odun kesen bir adam karşıdan bir Nazi araç konvoyunun geldiğini görür. Western türünün ünlü yönetmenlerinden her hangi birisi, özellikle Sergio Leone böylesine klasik bir görselliği çiftliğe doğru at koşturan kötü adamlar ile bir çok kez kullanmışlardır. Adam elinden baltasını bırakır ve olabildiğince sakin görünmeye çalışarak ailesini yaklaşan tehlikeye karşı uyarır. Yahudi avcısı olarak anılan Hans Landa (Waltz) ve Fransız köylüsü Perrier LaPadite (Denise Menochet) arasında tansiyonu gittikçe artan uzun bir diyalog Tarantinovari bir şiddet ile sonlanır. Film diğer Tarantino filmlerinde olduğu gibi bölüm bölüm toplam beş bölüm üzerinden ilerler. Bu bölünmeler onun bir çok karakteri birbirinden bağımsız ve istediği özgürlükte tanıtma fırsatı veriyor. Karakterlerini çok seven, onları en küçük ayrıntısına kadar şekillendiren yönetmen çenebazlık yüzünden ara sıra sözü uzatıyor ve tempo düşüyor. Fakat çılgın ve şiddetin zirve yaptığı finale giden yolda olaylar ve karakterler birbirine eksiksiz bağlanıyor. Eski filmlere ve sinemaya olan sonsuz sevgisini bu kez eski bir sinema salonuna yansıtıyor. Suikast planını eski bir sinema salonunda , film rulolarını yakarak gerçekleştiriyor. Duvarlarda otuzlu yılların yönetmenlerinden Clouzot, Rifenstahl’ın filmlerinden afişler, perdede Nazi propagandasının siyah beyaz filmleri ile sinemaya olan göbek bağını sürdürüyor. Tüm bunlar olayların geçtiği dönemin bir parçası olarak yer alıyor.

İlk kez tarihsel bir gerçeğin Tarantino sinemasının yozlaştırıcı yaklaşımı içinde izliyoruz. Ve bundan keyif alıyoruz. O da zaten daha fazlasını istemiyor. 

Emin Yeğinboy
29.08.2009










 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
29 Aðustos 2009 22:29

sultan

Siz de hoþgeldiniz Emin yeðinboy. Amerika yaramýþ size. Taptaze filmlerle gelmiþsiniz.
Teþekkürler.
Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.