izmirizmir.net : Emin YEĞİNBOY - Son 25 yılın en iyi 25 filmi -2

Son 25 yılın en iyi 25 filmi -2

22 Temmuz 2009 13:53 / 2658 kez okundu!

 


Emin Yeğinboy, izmirizmir.net için “yaz sezonu özel programı” adı altında "Son 25 yılın en iyi 25 filmi"ni tanıtmaya devam ediyor. İyi seyirler...

Listemizi hatırlayalım:

Son 25 yılın en iyi 25 filmi

1. Ucuz Roman-Pulp Fiction (1994)
2. Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi-Lord of The Rings(2001-03)
3. Er Ryan’i Kurtarmak-Saving Private Ryan (1998)
4. Kuzuların Sessizliği-The Silence of The Lambs(1991)
5. Matrix-The Matrix (1999)
6. Dövüş Kulübü-Fight Club (1998)
7. Büyük Lebowski-The Big Lebowski (1997)
8. Leon (1994)
9. Yedi-Seven (1996)
10. Affedilmeyen-The Unforgiven (1992)
11. Titanic (1997)
12. Anayurt Oteli (1987)
13. Yeraltı-Underground (1993)
14. Eşkiya (1996)
15. Cesur Yürek-Braveheart (1994)
16. Amerikan Güzeli-The American Beauty (1998)
17. Şöhrete Bir Adım-Almost Famous (2000)
18. Karanlık Şehir-Dark City (1997)
19. Akıl Defteri-Memento (2000)
20. Danny Darko (2001)
21. Schindler’in Listesi-The Schindler’s List(1993)
22. Hayat Güzeldir-La Vita e Bella (1997)
23. Mavi Kadife-The Blue Velvet (1986)
24. Shrek (2001)
25. Üç Renk: Kırmızı-Trois Couleurs :Rouge(1994) 

David Fincher doksanlı yılların en başarılı yönetmenlerinden birisi olur. Fincher karanlık ve klostrofobik atmosfer yaratmakta olan ustalığını sıra dışı öyküler ile birleştirerek ‘Yedi-Seven’ ve ‘Dövüş Kulübü-Fight Club’ gibi iki kilometre taşı film kotarır. Klip dünyasında kazandığı dijital kamera deneyimlerini; dinamik, karanlık ve grenli resimler ile sinema dünyasına aktarır. Onun sineması adeta örnek aldığı iki yönetmen olan Kubrick ve Spielberg’in mükemmel bir karışımıdır. Yedi İncil’de yer alan yedi büyük günahı işleyenleri öldüren, seri bir katili yakalamaya çalışan iki detektif Somerset (Morgan Freeman) ve Mills’in (Brad Pitt) dünyası üzerine kuruludur. Somerset ne kadar akılcı ve temkinli ise Mills de o kadar atılgan ve heyecanlıdır. Sürpriz final Film Noir tarihinin ilklerinden birisini gerçekleştirir. Dövüş Kulübü ise Chuck Palahniuk’un aynı adlı tüketim toplumunun doyumsuzluğunu, modern insanın yalnızlığından şizofrenik kaçışını, içgüdüsel arayışlarını anlatan romanından David Koep’un senaryosu ile sinemaya uyarlandı. Fincher’ın karanlık atmosferinin zirve yaptığı film kısa sürede ‘Anti Amerikan Rüyası’ kategorisinde kült mertebesine ulaştı. ‘Sahip olmak istediklerin sana sahip olurlar’ veya ‘Her şeyi yapabilecek kadar özgür olman için her şeyini kaybetmen’ lazım tümceleri filmin mesajını özetleyen alt metinler oldu. 

Seri katil filmleri arasında sinemaya Hannibal Lecter (Anthony Hopkins) gibi unutulmaz bir kötü karakteri kazandıran ‘Kuzuların Sessizliği-The Silence of The Lambs’ son çeyrek yüzyılın önemli filmlerinden birisidir. Thomas Harris’in aynı adlı romanından uyarlanan ve Jonathan Demme’nin yönettiği filmde FBI ajanı Clarice Starling (Jodie Foster) genç kadınları öldüren Buffalo Bill lakablı seri katilin yakalanmasında önemli bir ilerleme kaydedemez. Bunun üzerine psikiyatrist iken yamyama dönüşen, yaşam boyu tutuklu Hannibal ile katil hakkında ipuçları vermesi için konuşmalar yapmaya başlar. Zamanla genç detektif ve Lecter arasındaki konuşmalar bir düelloya, kişisel çatışmalara dönüşür. Beş Oscar ile ödüllendirilen filmin başarısı Lecter üzerine iki film daha yapılmasına neden olur.

Matrix, alt metinleri ve görselliği ile tartışmasız sinema tarihinin en önemli filmlerinden birisi olur. Mitoloji, felsefe, din, edebiyat köklerinden beslenen senaryo insan algılamasını yeniden tartışır hale getirir. Sürdüğümüz standart yaşantının bir bilgisayar programı olarak kurgulandığını algılayan bir grup insan yeraltına sığınarak yaşamlarını bir direniş olarak sürdürmektedir. Bekledikleri Neo (Keanu Reeves) adında üstün yetenekler ile donanmış bir insandır. Bir Mesih gibi algılanabilecek Neo, yeryüzündeki sistem ile savaşlarında en büyük güçleri olur. Latince’de rahim anlamını taşıyan Matrix kelimesi filmde gerçek yaşamda adı Anderson olan Neo’nun sanal olmayan yaşamına yeniden doğuşu kendisine sunulan kırmızı/mavi haplardan maviyi seçmesi ile başlar. Kırmızıyı seçse sanal yaşamını sorgulamadan sürdürecektir. Reload ve Revolution ile üç bölüm halinde çevrilen Matrix aksiyon sahneleriyle de ayrıca değerlendirilecek referans bir filmdir. Uzak Doğu filmlerinden esinti dövüş sahneleri, tüm taşıt araçlarının karıştığı takip sahneleri, Bullet-Time efektiyle de unutulmaz sekanslar içerir. Yönetmen Wachowski Kardeşler Platon’un mağara alegorisinden, Zen Budizmine, Gnostisizm’e (İsa’yı dümdüz bir insan olarak kabullenen Hıristiyan tarikat) İncil ve Tevrat’a uzanan alıntılar ile yazdıkları ve Bilimkurguda çığır açan senaryoları 2000 yılında Oscar kazanır. Film toplam dört Oscar ile ödüllendirilir.

Luc Besson’un yazıp, yönettiği Leon (1994) New York’ta yalnız başına yaşayan ve İtalyan mafyasının tetikçiliğini yapan bir adamın hikayesini anlatır. Anne ve babası uyuşturucu mafyası tarafından katledilen komşu kızı Mathilda’yı Leon yanına alır. Yaşamını kimseyle paylaşmamış bu adam için duygu, sevgi yabancı açılımlardır. Jean Reno ve daha 12 yaşındaki Nathalie Portman’ın duygu yüklü oyunculukları yanında Amerikan aksiyon ve Fransız polisiye evrenlerini birleştiren Besson sıra dışı bir işe imza atar. Yaş farkına karşın Leon ve Mathilda’nın birbirlerine karşı duydukları aşk sadece ima edilir. Daha cüretkar bir senaryo yazmış olan Besson yapımcı firmanın uyarılarıyla bazı bölümleri sinema versiyonundan çıkartır. Film her iki oyuncunun da kariyerlerinde sıçrama tahtası olur.

Kimse 1992 yılında ‘Affedilmeyen-Unforgiven’ ile yönetmeni Clint Eastwood’un Oscar kazanmasını beklemiyordu. Ne de olsa westernlerin bu ödülü kazanma şansı çok yüksek değildi. Eastwood bu kez kendisinden alışılmadık bir kahramanı William Muny’i canlandırıyordu. Silaha tövbe etmiş, ata binmekte zorlanan, çiftçilik yaparak iki çocuğuna bakmaya çalışan emekli bir silahşördür Muny. Big Whisky kasabasında iki kovboyun saldırısına uğrayıp yüzleri kesilen iki hayat kadınının ısrarlarına ve para ödülüne dayanamaz, yollara düşer. Yan karakterlerde Gene Hackmann, Morgan Freeman, Richard Harris gibi muhteşem aktörler ile çalışan Eastwood, filmin unutulmaz finali ile tüm zamanların en iyi westernlerinden (belki en iyisi) birisine imza atıyordu. Küllerinden silkelenen silahşör öyküleri her zaman seyirciyi etkilemiştir. Bu kez karakterler bir westernin sınırlarını aşan bir derinlikte işlenmiştir. Eastwood’un en az yönetimi kadar etkileyici oyunculuğu bu filmi farklı unsurlardan birisidir.

Emir Kusturica’nın 2005 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü kazanan Yeraltı (Underground) Yugoslavya’nın yakın tarihini gerçek ve hayalin örtüştüğü bir sınırda geçen olaylar ve adeta bir Fellini filminden fırlamış deli dolu karakterlerle anlatır. 1941 yılında Alman işgali altındaki Yugoslavya’da başlayan öykü ülkeyi parçalayan iç savaşa kadar süren bir dönemde geçer. Yer yer İkinci Dünya Savaşı ve Tito döneminden belgesel görüntüler ile desteklenen filmde düğün, savaş, aşk, ihtiras, ihanet iç içe yaşanır. Kusturica’ya Sırp tarafını desteklediği konusunda birçok suçlama yapıldı. Filmin el altından Miloseviç tarafından yönetilen TV ve radyo kurumu tarafından maddi olarak desteklendiği iddia edildi. Yine de Kusturica’nın absürd ve satirik komedi anlayışı övgü yağmuruna tutuldu. Goran Bregoviç’in unutulmaz Balkan ezgileri filmin şöhretinin bile önüne geçer. 

Emin Yeğinboy
22.007.2009

Devam edecek...

 

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaþ
0
Yorumlar
Uyarý

Yorum yazabilmek için üye olmalý ve oturum açmalýsýnýz.

Eðer sitemize üye deðilseniz buraya týklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eðer üye iseniz oturum açmak için buraya týklayýn.