KONAK BELEDİYESİ İŞÇİLERİ DİRENİRKEN…

12 Mart 2011 09:32 / 2513 kez okundu!

 


Onbeş gün önce haberim olmuştu. ‘Konak Belediyesinde işçiler greve çıkmış’ dediler. Sanırım direnişin üçüncü gününde işçileri ziyarete gitmiştik. Hemen ne olup bittiğini anlamak için biriyle konuştuk, konuştuğumuz işçi Mehmet Demirci’ydi. Mehmet abi bize 2 aydan beri maaşlarını alamadıklarını ve sigortalarının yatmadıklarını söyledi.

Bunun üzerine taşeron şirkette çalışan 193 işçiden 120 tanesi greve çıkmıştı. Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’ın kendilerine sendika için bizzat söz verdiğini söylüyorlar. İşçilerin iki talebi var; Sosyal güvence ve sendika. İşçiler ‘taşeron’ adı verilen kölelik sisteminde aylık 700 lira maaşla çalışıyorlar. Konuştuğumuz Mehmet abi bu 700 lira ile engelli çocuğu için ilaç, ev için kira,yemek ve yakacak, elektrik, su faturası ve aklınıza gelen ne varsa onun için bu parayı harcıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu İzmir’e Alsancak Sevgi Yolu'nun açılışı için geldiğinde işçiler eylem yapacakmış, eylemin yapılacağını haber alan kişiler Kılıçdaroğlu’nun programını değiştirtmiş. Kılıçdaroğlu’nun bundan haberi var mı bilmem. Ancak o gün orada eylem yapan işçilerin yanına gelen Konak Belediye Başkanı Yardımcısı Serpil Güngör, işçilere ağır hakaretler etmiş. ‘Burada artistlik yapmayın, 700 liraya çalışıyorsanız, çalışın’ diyen Güngör’e ayda 700 lira versek acaba geçinebilir mi?

İşçiler direnişlerinin 8. gününde polis tarafından darp edildi ve 9. günü bir yürüyüş yaparak bu darp olayını kınadı. Bu süreçte dikkatimi çeken tek şey, işçilerin mücadelelerinden kesinlikle taviz vermeyip daha sert bir şekilde direnmeye devam etmeleriydi. ‘Ölene kadar buradayız’ diyorlardı.

Geçenlerde bir telefon geldi ve işçilerden biri, “Bize dün saldırdılar, bugün yürüyüş yapacağız,mutlaka gelin.” dedi. Yanlarına gittik, bu kez direnişin 12. gününde Konak Belediyesi ve taşeron şirket Efekent’in ortaklaşa para ile tuttuğu adamlar işçilere saldırmıştı. İşçiler bu saldırıya cevap vermiş ve saldırganların ellerindeki sopaları ele geçirmişlerdi. Bir yürüyüş yaparak bu saldırıyı da kınadı bu arkadaşlarımız.

15 günlük süreç bu şekildeydi. Direniş hala devam ediyor. İşçilerin yakındığı bir şey ise medyanın ilgisizliği. Son gittiğimde bundan çok şikayetçilerdi. Etraflarında birkaç muhabir arkadaş var. Fakat her gün milyonlarca kişiye ulaşan, gerek Ege gazeteleri olsun, gerek ulusal medya olsun, bugüne kadar o işçilerin yanına bir kere bile gitmiş değil. Hemen hemen aynı süreci geçtiğimiz aylarda Buca Belediyesi önünde çadır kurup direnen taşeron temizlik işçileri ile yaşamıştık. Onlar o soğukta 56 gün direndi ve kazandı. Umuyoruz şimdi de Konak Belediyesi işçileri kazanacak.

Burada dikkat çekilmesi gereken bir çok nokta var. Bunlardan birincisi ‘emek dostu’ görüntüsü veren İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, ilçeleriyle ne kadar uyumsuz çalıştığı. Evet, büyükşehir belediyesinde taşeron sistemi bitmiş olabilir ama ilçe belediyelerde taşeron rezilliği devam etmekte ve belediyelerin çalıştığı taşeron şirketlerin çoğu akraba şirketleri. Durum böyleyken büyükşehir belediyesinin ‘emek dostu’ imajı vermesi çok anlamsız. Zira bilboardlarda ‘Emek Dostu belediye; İzmir Büyükşehir Belediyesi’ afişlerini görürken, 200 metre ilerde Basmane Meydanında grev yapan taşeron işçilerini görebiliyoruz. Demek ki, büyükşehir ile ilçe belediyeler arasında uyumlu bir çalışma yok. Pazar gününden itibaren Bayraklı Belediyesi'nde başlayacak olan taşeron işçilerinin grevi de bunun ayrı bir göstergesi galiba. Ayrıca ‘emek dostu’ İzmir Büyükşehir Belediye binasını boyarken düşüp hayatını kaybeden iki taşeron işçiyi de anmadan geçmemek gerekir.

Diğer dikkat çekilmesi gereken nokta ise taşeron sistemi. Ben de 1,5 yıl kadar karayollarında taşeron şirkette teknisyenlik yaptım ve taşeronda çalışan her insanın sorunu biliyorum, tahmin edebiliyorum. Dışardan makul bir şey gibi görünen bu modern kölelik sistemi aslında hiç öyle değil. Firmada çalışan emekçilerin sosyal güvencelerinde aksaklıklar söz konusu, kimi çalışanın sigortası yok, kiminin yarım yamalak yatıyor, kiminin ise sigortası var ama sırf tazminatı hak etmesinler diye yılda bir kere işçilere işveren firma, giriş çıkış yapmak suretiyle tazminat alabilme şansı bırakmıyor. Bu sayede istediği zaman işçileri kapı önüne koyma şansı elde ediyor.

Peki Konak Belediyesi işçileri nasıl kazanacak? Bu sanki birleşik mücadele ile olabileceğe benziyor. Mesela Pazar günü Bayraklı Belediyesinde greve çıkacak olan işçiler, Konak Belediyesi işçileri ile dayanışma içinde olabilir. İşçiler için kampanyalar düzenleyip, daha çok insana bu grevler duyurulabilir ve vatandaşın desteği alınabilir. Konak Belediyesi işçileri, geçtiğimiz aylarda Buca Belediyesi işçilerinden ilham alarak greve çıktı. Bayraklı Belediyesi'ndekiler ise Konak Belediyesi işçilerinin kararlı direnişlerini örnek aldı ve greve çıkacak. Kim bilir, belki bu birleşik mücadeleler sendikalara örnek olur. Süreci bekleyip göreceğiz.

NOT: İşçiler Basmane Meydanı'nda karda soğukta bekliyorlar. Çayınızı şekerinizi alıp yanlarına desteğe gidebilirsiniz. Bir kişinin gitmesi bile onlara büyük bir moral oluyor.


Sinan Canbay

11.03.2011

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.