GİDENİN ARDINDAN

18 Aralık 2022 23:25 / 66 kez okundu!

 

 

"12 Eylül karanlığının içinden sıyrılıp gelmiş, nice dostu, yoldaşı kollarında ölürken seyretmiş, darbe sonrasında bile mücadelenin en  keskin en hoyrat zamanlarında kelle koltukta yürümüş bir insan olarak yüreğinde binbir burukluk ve kırıklıkla yola devam etmek...

Çocuklarına bir fiske dahi vurmadan, bir ömür kendine  özgü mizahi bakış açısıyla ezber bozdurarak ilişkilenen, sevgisi ve sıcaklığı, dostluğu ve yol arkadaşlığı ile  verebileceğinin en iyisini sunan bir baba olarak yaşamak.

Bir hakikat savunucusu olarak, aleyhine dahi olsa  doğruları, gerçekleri konuşmaktan vazgeçmeyen onurlu, mert bir insan olarak yaşamak."

 

***

GİDENİN ARDINDAN

3. aya girdik babamı uğurlayalı.

Daha ilk öğrendiğimizde kanser bütün bedenini mesken tutmuştu.
Kendisine karşı hissettiği her duygu, bedeninde üreyen ve ilerleyen kanserde bir karşılık buluyordu. 

Suçluluklar, pişmanlıklar, kırgınlıklar,
Ve hayalkırıklıkları, 
Büyük umutlarla gerçekleşmesi istenen beklenti ve özlemler, 
Uğruna büyük bedeller ödenen mücadelelerin ardından gelen yenilgi yılları, 
İlk çocukluktan, öldüğü güne kadar maruz kalınan zorbalıklar, 
Anlaşılmamışlığın diyeti olarak geri çekilmeler, 
Vazgeçişler 
Ve hepsinden ötede en yakınlarından, dostlarından, yoldaşlarından gelen şefkatsiz, sevgisiz, umursamazlık dolu darbeler,
Birlikte yaratılan, paylaşılan, 
Birlikte üretilen tüm değerleri, anıları, yaşanmışlıkları çiğneye çiğneye varoluşun anlamını tüketen kayıtsızlıklar...
Öz değerde yara açan nice ağır ve kabullenilmez yaşam tecrübeleri...

Hepsine ve herşeye rağmen bir ömür neşesini, umudunu, inancını, bilincini bileye bileye,
İnandığı değerlerden bir nebze dahi ödün vermeden,
Devrimci bir işçi bilinci ve pratiğiyle yaşanan bir hayat...
Nice insana, nice cana karşılıksız, sevgi ve bağlılıkla dokunan üretken, paylaşımcı dayanışmacı bir hayat tarzı ile geçirilen bir hayat.

'Nasreddin hoca gibi insandı'
'Cömertliği ve direngenliği herkese örnekti'
'İnandığı gibi yaşadı, umut ve cesaret doluydu'
'Her birimize bambaşka pencereler açan bir insandı, ezberlerimizle bizi yüzleştiren, kaçacak delik bırakmadan hararetle bildiklerini savunan ve anlatan, asla kalp kırmayan, bambaşka bir insandı'

Musalla taşında beklerken cenazesi, insanların aralarındaki konuşmalarında yerini böyle almıştı. Gülümseterek ağlatıyordu ardında bıraktıklarını.

Kendi kendini yetiştirmek ne de zordur şiddet dolu bir çocukluğun, mahrumiyet yıllarının ardından...

Ve nihayetinde 12 Eylül karanlığının içinden sıyrılıp gelmiş, nice dostu, yoldaşı kollarında ölürken seyretmiş, darbe sonrasında bile mücadelenin en  keskin en hoyrat zamanlarında kelle koltukta yürümüş bir insan olarak yüreğinde binbir burukluk ve kırıklıkla yola devam etmek...

Çocuklarına bir fiske dahi vurmadan, bir ömür kendine  özgü mizahi bakış açısıyla ezber bozdurarak ilişkilenen, sevgisi ve sıcaklığı, dostluğu ve yol arkadaşlığı ile  verebileceğinin en iyisini sunan bir baba olarak yaşamak.

Bir hakikat savunucusu olarak, aleyhine dahi olsa  doğruları, gerçekleri konuşmaktan vazgeçmeyen onurlu, mert bir insan olarak yaşamak.

Dürüst olmayı, kendini geliştirmeyi, mücadeleci olmayı, önyargıları terketmeyi, her türden ayrımcılık ve ötekileştiren tutumlardan arınmayı, iyi bir insan, iyi bir yürek olmayı öğreten bir baba olarak yaşamak.

Emeği, hakkı, hakikati, adaleti, özgürlüğü herkes için bütün hücreleriyle savunan, konuşan, her ortamda  her koşulda anlatan ve bedelini de ödeyen bir devrimci olarak yaşamak.

Herşeyin ardından söylenecek onca söz anlatılacak onca şey var ki...

Özlem bir türlü bitmiyor...

Rüyalarda yine hasta yatağından bana sesleniyor, sohbetler ediyoruz, egemenlere küfürler ediyor, gericiliğin ve ırkçılığın barbarlığına küfrediyor, yükseliyor, parlıyor ve sonra sakinleşiyor.

Rüyalarda buluşuyoruz halen.

Uyandığımda salona koşuyorum bazen. Hiç gitmemiş gibi hissediyorum. Ve yokluğunu gördüğünde, yitirmenin acısı o an yeniden başlıyor içimde bir küllenmiş közde yeniden yanıyor.

Gömdüğümüz günün akşamından beri başımda dinmek bilmeyen bir ağrı ile geziyorum.

Ne etsem ne yapsam iyileşmeyen bir sancıyla, beynimde, çenemde, boynumda, kulaklarımda geceleri uyutmayani bazen uykudan kaldıran ağrılarla hayata yeniden uyumlanmaya çalışıyorum.

Özlüyorum.

Elimden geleni yaptığımı bilsem de, gidişi o kadar ani oldu ki, içimde yasımı yaşamamı engelleyen sorun yumakları ile başbaşa bırakarak gittiğinden beri duygu dünyam dahi karmakarışık.

Özlüyorum.

Vasiyetin her zaman için sevgiyle paylaşmayı, neşe ile  tebessümü yitirmemeyi, umut etmeyi, mutluluğu çoğaltmayı, üretimden kopmamayı, değerlerini, ilkelerini ve yaşamını anlamlı kılan niteliklerini korumayı esas almamızdı.

Sözler tükeniyor bazen, içimde anılarla harlanıyor yokluğunun ateşi.

Sen benim can yoldaşım, mücadele arkadaşım, varlığınla bana güç veren bir güzelliktin babacığım.

Sağ olsaydın ve keşke ağrılarını dindirebilseydim, sana bir ömür bakardım.

Uğurlar olsun...

Seni büyük bir özlemle kucaklıyorum.

Hoşçakal...

Oğlun... 

18.12.2022

Oktay ÇAPAROĞLU

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.