URLA'DAKİ ZEYTİN KATLİAMINA ARTIK DUR DİYELİM!

01 Ağustos 2018 23:22 / 1424 kez okundu!

 

 

Türkiye’de zeytin tarımı genelde Rum’larla ve Ermeni’lerle başlamış. Türkler bu ağaçla çok sonraları tanışmışlar. Bu yüzden Yarımada'da (İzmir’in ilçeleri; Seferihisar, Karaburun, Çeşme, Urla bölgesi) kuyu suyu için rapor verirken vb. çiftçilere zeytinlerin yaşını sorduğumuzda hepsi de gavurdan kalma derlerdi.

 

****

 

URLA’DAKİ ZEYTİN KATLİAMINA ARTIK DUR DİYELİM!  

Urla'da zeytin katliamı ile ilgili görsel sonucu

Zeytin insanlık var olduğundan beri aş, ekmek, katık, yakacak ve ilaç olmuştur. Anadır zeytin. Hiç bir şey istemez kimseden ve hiçbir şey beklemez sadece verir. Bakılırsa her yıl bolca ürün verir. Bakılmaz ise 2 yıl arayla bolca ürün verir. Ama her yıl illa ki verir. 

Kabaklama budandığında (ağaç kökünden 1-1,5 metre yukarıdan tümden kesilir) yeniden gençleşen tek ağaçtır zeytin. Bu yüzden binlerce yıl yaşar.

Stratejik öneme sahiptir.

Kıtlık olduğunda bir parça ekmekle yaşamın sürekliliğini sağlar.

Türkiye’de zeytin tarımı genelde Rum’larla ve Ermeni’lerle başlamış. Türkler bu ağaçla çok sonraları tanışmışlar. Bu yüzden Yarımada'da (İzmir’in ilçeleri; Seferihisar, Karaburun, Çeşme, Urla bölgesi) kuyu suyu için rapor verirken vb. çiftçilere zeytinlerin yaşını sorduğumuzda hepsi de gavurdan kalma derlerdi.

Bu ağaçlar bize gavurdan kalma değil istemeyerek göçen dostlardan kalan değerli birer armağan bence. Çünkü yüz yıllarca çoğu bin yıllarca önce yetiştirilmiş ve onlar giderken bize bırakmışlar faydalanalım diye. Bu gün olduğu gibi kökünden kesebilirlerdi pekala.

Bende zeytin ve zeytinyağıyla Kilis'te 8 yaşımda tanıştım. Bayramlarda yapılan zeytinyağlı kurabiye ve kıymalı pirinçli zeytinyağında kızaran ve düğünlerin baş yemeği nemse böreğinin tadı damağımda hala. Sonra uzun yıllar zeytinyağı tüketmedim. Bizim yemek kültürümüzde yoktu. 1999 yılında Urla İlçe Tarım Müdürlüğüne atandığımda artık "Tarım Teknikeri" olarak zeytincilik konusunda alanda çalışmaya ve bu ağacı iyice tanımaya başladım. Yetiştiricilik konusunda eğitim aldım ama alanda onu tanımak çok farklı.

Urla’da 2000-2004 yıllarında görev yaptım. Bu şirin ilçede 2 yıl proje ve istatistik şubesi sorumlusu; 2 yılda Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi sorumlusu olarak çalıştım.

Ülkemizde genelde Ege ve Marmara bölgesinde zeytin tarımı yapılıyor. Ama asıl vatanı Mezopotamya. Geçtiğimiz yıl Mardin Derik’te zeytinin izlerini takip ettim. Burada yapılar arasında kalmış küçücük bir bahçede 7 çeşit ismi Kürtçe ya da Ermenice olduğunu tahmin ettiğim ve Türkiye’nin başka hiçbir yerinde rastlamadığım zeytin çeşitleri gördüm. Meyveleri beyaz olan ve erik büyüklüğünde olanlar vardı.

Urla’da çalışırken istatistik şube sorumlusu olduğumda “genel tarım sayımı” yapıldı. Devlet istatistik Enstitüsünden gelen arkadaşlarla bütün köyleri olabildiğince gezerek ayrıntılı bir sayım yaptık. Dolayısıyla 2003 yılında Urla’daki zeytin varlığını çok iyi bilirim.

Yine son iki yıl Çiftçi Eğitim ve Yayım şubesinde çalışırken de eğitim çalışmalarına ağırlık verdim.

Bunlardan birisi de 1. Denizli tarım fuarında gördüğüm zeytin silkme makinasının tanıtımını Urla’nın Özbek köyünde yapmak oldu. Köy tüzel kişiliğine ait olan ve binlerce yıllık bilge zeytinlerin olduğu köy yolu kenarındaki bu zeytinlikte yaptığım çalışma amacına ulaştı. Bölgede bu makinalar kullanılmaya başladı ve zeytincilikte en çok maliyet girdisi olan zeytin toplama işi kolaylaştı.

Bu alan 130 dönüm. Burası köylülerden ve muhtardan aldığım bilgiye göre köy tüzel kişiliğine ait iken Urla belediyesi almış. Ve sonra da İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne devretmiş.

Şimdi bu zeytinlik alana İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından şantiye yapılıyor. Bu alan 1. Derece tarım arazisi ve 3573 sayılı yasaya aykırı olarak buradan zeytinler kesiliyor/taşınıyor. Yasalarda zeytinlerin taşınabilmesiyle ilgili hiçbir düzenleme yok. Bu taşıma işi şirketlerin rant sağlamak için çıkardığı bir uygulama. Ekolojik döngüye geri dönüşümsüz zarar verir. Çünkü bu alanda köylülere ekonomik katkı sağlarken yol kenarlarında parklarda ve özel malikane ve villalarda hem verimli olmazlar hem de meyvelerinden Özbek köylüleri yaralanamazlar artık.

Urla'da zeytin katliamı ile ilgili görsel sonucu

Bu zeytinlikte ilk kesimler 10 Kasım 2017’de başladı. Bugüne kadar Urla Çevre Platformu'ndan aldığım bilgiye göre 130 adet yüzlerce hatta binlerce yıllık zeytin kesilmiş.

Ben orada inceleme yaptım bu ağaçlar en az 300 yaşındalar ve bazılarının binlerce yaşta olduklarını tahmin ediyorum.

Bu alanın 27 dönümü zeytinlik geri kalanı ormanlık alan. Ve hemen yolun kenarında. Özbek köyüne ve Urla’ya çok yakın.

Şu ana kadar 30 dönüm alanda hafriyat yapılmış.

Bu alan 1. Derece doğal sit alanı olarak korumaya alınmalıydı. Bu ağaçlar tek tek tespit edilip koruma doğal varlıkları koruma kanununa göre tespit edilip koruma altına alınmalıydı. Burası doğal müze olmalıydı. Yola yakın olduğu için ulaşım sorunu yok. Türkiye’nin en büyük doğal ağaç müzesi vb. olabilirdi. Şimdi belediye Urla’nın Ovacık köyünde sadece özel araçla gidilebilen bir alana doğal yaşam parkı tesis ediyor. Ve bu ağaçları oraya taşıdığını söylüyor. Ben o alanı görmedim, bilmiyorum ama mevki olarak çok iyi biliyorum. Bu kadar taşıma masrafına ne gerek var. 130 dönümlük bu alanı doğal yaşam parkı yapsalardı.

Bunu tabii ki tarım bakanlığı "doğal zeytin müzesi "yapmaz. Zeytinlik alanları tamamen madenlere vb. kullanımına açan ve zeytin varlığının yok edilmesine yönelik zeytincilik yasa tasarısı halen beklemede çünkü. Onların politikaları bu doğal karşılıyorum. Yoğun baskı üzerine rafa kaldırıldı tasarı. Komisyondan geçen böyle bir tasarıyı hazırlayan AKP hükümetinin bilge zeytinleri düşünmesi çok zor.

Doğal olmayan ve benim asla anlayamadığım muhalefet partisi olan CHP'li Urla ve İzmir belediyelerinin tutumu. Belediyeler neden burayı doğal müze yapmak yerine bu ağaçları keserek bir kısmını göstermelik taşıyarak buraya şantiye yapıyorlar. Bir kere taşıma yapan şirketle çok para gidiyor. İkincisi birçok boş alan vardı eskiden Urla'da Oraları kullansalardı… Urla belediyesi rant uğruna her yeri yapılaşmaya ayıracağına bu işler için bir yerler ayırsaydı. ‘Neden Özbek’lilerin aşına ekmeğine parasına dokunuyor? Neden yıllardır bütün köylülerin ortak kullandığı bu alanı şantiye haline getiriyorlar? Sonra oradaki doğal ekolojik döngüyü geri dönüşümsüz bozacak olan bu çalışmada yer almaya oradaki canlı popülasyonu yok etmeye ne hakları var? Kim ona bu hakkı veriyor? Seçmenler mi? Hiç sanmıyorum. Hadi diyelim Urla belediyesi doğaya ve insana duyarsız (bugün gibi ortada Urla rant uğruna vahşi yapılaşma ile yağmalandı çünkü). Büyükşehir belediyesi böyle bir hatayı nasıl yapar? İşte bu hiç doğal değil ve asla kabul edilemez. Ve ben bunu asla anlayamayacağım.

Taşıma şirketlerine para vereceklerine o parayla buranın müze haline gelmesini sağlasalardı. Dünyaya tanıtsalardı bilge zeytinleri. Belki bu CHP’nin büyümesine katkıda bulunurdu. Ama şimdi bu durum bence CHP’yi daha da küçültür. Ve kesinlikle AKP’nin işine yarar. Çünkü burada kesilen ve sökülen binlerce yıllık zeytinler Gezi parkındakinden çok çok daha değerli.

Zeytinleri taşıdıklarını söyleyerek savunmaya geçiyorlar yetkililer.

Kendileri binlerce yıl yaşadıkları ve uyum sağlayarak çok sevdikleri vatanlarından topraklarından zorla sökülüp hiç bilmedikleri bir yere yalnız başlarına göçürülseler orada verimli ve dolayısıyla mutlu olabilirler mi? Düşünün bin yıldır yüzlerce uygarlık onlara dokunmamış bu yüz yılda kıyım ve katliam var.

Sonra burada hurma veren ağaçlar başka yerde asla hurma (zeytinin dalında hale gelmesi ve yarımadaya özgü bir zeytin tanesi) yapamayacak. Çünkü bu çok özel bir durum hava akımıyla ilgili.

Urla’nın zeytin varlığını tek tek saydım, bilirim demiştim yukarıda. Zaten vahşi ve aşırı çarpık ve plansız tamamen rant üzerine planlanmış Urla’daki CHP’li belediyelerin de büyük sorumluluğunun olduğu zeytin katliamı yaşandı. Bir de üstüne bu çalışma ben insanım diyeni insan isyan ettirir doğal olarak. Yeter artık son kalan zeytinleri de tamamen bitirmeyin.

Yeter artık bu bilge kadim ağaçlardan elinizi çekin. Yeter artık AKP, farklı olun.

Yeter artık bu çalışmaya hep birlikte dur diyelim; orası doğal müze olsun. Çok acı, giden gitti ama yine de zeytinler orayı sevmiş yenilerini dikeriz başka yerden oraya taşırız. Çocuklarımızla birlikte bu müzeyi yaparız. Her çocuğun adına bir zeytin dikeriz.

Bu kötü bir şey mi sayın Aziz Kocaoğlu. Siz doğa ve insan dostu; solcu, insandan yana bir partinin belediye başkanı değil misiniz yoksa?

Lütfen bu hatadan dönün. Evet, bu yaptığınız büyük bir hatadır, telafisi yoktur. Ve tarih sizden hesap soracaktır.

Eğer bunu yapmıyorsanız biz de sizi büyükşehir belediye başkanı olarak bir daha görmek istemiyoruz. Böyle yerel yöneticiler istemiyoruz.

Siz tercihinizi yaptınız ve bu hatayı yaptınız, sıra bizde, unutmayın. Biz de sizi tekrar seçerek aynı hatayı asla yapmayacağız, bunu bilin…

Urla belediye başkanı siz de lütfen komşu ilçeniz Seferihisar’ı örnek alın. Bakın onlar zeytinlere nasıl değer veriyorlar, gidin görün lütfen, yanı başınızda Seferihisar. Zeytinciliği nasıl geliştiriyor, ranta dayalı yapılaşmaya karşı nasıl direniyorlar görün. Örnek alın. Zararın neresinden dönerseniz kardır çünkü.

26 Temmuz Perşembe günü İzmir’in Urla İlçesi Özbek köyünde saat 11:00’da bu çalışmayı protesto etmek için bir basın açıklaması yapıldı. Ben dün yoldaydım. Şu an Trakya’da bir çalışma yapıyorum. Dolayısıyla bu basın açıklamasına katılamadım. Öncekine katılarak bölgede inceleme yapmıştım.

Basın açıklamasını Urla Çevre Platformu üyesi Çiğdem Akar yaptı.

Etkinliğe birçok çevre örgütü, Urla ve konak kent konseyleri İzçep, Gülder, Urla Çevre Platformu, Urla Çevre Gönüllüleri, İzmir Doğa ve Yaşam Dayanışması, Urla Tema Temsilciliği, Özbek muhtarı ve köylüler katıldı. Ama katılım yine de azdı; yaklaşık 100 kişi vardı.

Çiğdem Akar konuşmasına Komşumuz Yunanista’na yaşadığı felaketten dolayı geçmiş olsun dilekleriyle başladı. Acılarını paylaştıklarını belirtti. Tüm dünyada yaşanan çevre felaketlerini yüreklerini acıttığını vurguladı.

Akar, biz, İzmir Büyükşehir belediyesinin Özbek muhtarlığına ait alana şantiye yapmasını istemiyoruz, bu zeytinliğin manevi değeri var ve köylüler bu zeytinlikten faydalanıyorlar. Bu zeytinliğe ve çevresine zarar verilmesine izin vermeyeceğiz. Hey Aziz Başkan, asırlık zeytin ağaçlarını kökletip, onları doğduğu topraklardan aldın. Doğayı yok ettin. Yaşamı öldürdün. Ey Aziz Başkan şunu bil ki; bizim için zeytin hayattır. Özbekliler olarak hayatımızı öldürmene izin vermeyeceğiz.

Dünyadaki tüm doğa ve insan dostları dayanışma içerisinde bize dayatılanlara güç birliği yaparak dur demeliyiz. Ancak bu, ülkemizde bu alanda kağıt üzerinde kalan ve hiç demokratik olmayan bazı oluşumlarda olduğu gibi değil de, herkesi kucaklayan pratik hayatta karşılığı olan birlikteliklerle gerçekleşir ancak. Ve ancak böylece toplumsal harekete dönüşerek bir işe yarar.

Tüm doğa ve insan dostlarını sevgiyle kucaklıyorum.

 

Göknur YUMUŞAK

31.07.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.