Rahat! Hazır Ol! Uygun Adım Marş!

11 Haziran 2009 20:53 / 2772 kez okundu!

 


Yarın karneler alınınca sona erecek bu ders yılının gizli kahramanlarından iki kişiye, eğitimci Yaşar Adıgüzel ve Munzur Elyak’a mektubumdur! Aslında bu mektup, onların kişiliğinde, tüm iyi öğretmenler ve eğitimciler için yazılmıştır. 

"Sevgili öğretmenimiz, kıymetli müdürümüz;

Yüzdük yüzdük bu yılın da sonuna geldik. Yarın karne günüdür. Okulların kapanmasıyla, takkelerin düşüp kellerin göründüğü gün alınan belgedir karne; 15 milyona yakın öğrenci bu gün bu belgeyle yüz yüze gelecek. Sevinenler, üzülenler hep oldu, yine olacak…
 
Bir nokta var: karneler çocuğun mu durumunu gösterir, yoksa ülkenin eğitim sisteminin mi yansımasıdır? Bir çocuğun bir dersten kötü not alması sadece onun sorunu olamaz. Munzur Bey bunu her zaman belirtiyor zaten… İşte tartışılması gereken konu budur ama bir nokta yaşamsaldır: karneyi ne çok önemsemek gerek ne de hiç yokmuş saymak.

Bu karne çocukların eğitim durumunu gösteriyor ama aynı zamanda eğitimimize de verilmiş bir nottur. Üzerinde düşünülmesi gereken nokta budur. Karne geçmişle bir yüzleşmedir ama geçmiş sadece bizim midir? Geçmiş ve karne ne kadar bizimdir ya da ne kadar öğretmenindir, sistemindir?
Birden memleket meseleleriyle yüz yüze geliverdik, eğitim şart diyenleri duyar gibi olduk. Evet eğitim şart ama nasıl eğitim? Bunu ne zaman güzelce tartışırız, işte ana mesele bu. 

Sevgili Munzur Bey, öğretmenimiz!
Okumayı yazmayı geliştiren, dört işlemi kullanarak problemler çözmeye başlayan ve dünyayı biraz daha keşfeden çocuklarımızın 2 yıldır öğretmenisiniz… 2-C için şimdilik daha yumuşak geçilse de, karne karnedir diyelim ve henüz almadan size teşekkür edelim. 

Çocuklarımız şimdi artık daha rahat okuyorlar, yazıyorlar, kitap peşinde koşuyorlar, hayatın matematiğini keşfediyorlar. Üstelik birlikte türkü söylemenin de tadına varırken, öncelikle iyi insan olmayı öğrenmenin daha önemli olduğunu da yine sizin sayenizde anlıyorlar. 

Her zaman güler yüzünüzle, geniş kucağınızla önümüzde oldunuz. Kendi sıkıntılarınızı öğrencilere belli etmediniz, üzüntüleriniz için köşelere kaçtınız, görüldünüz. Çocuklarımız sizi her zaman hem bir öğretmen hem de bir insan olarak kavradı. Lütfen gelecekte de enerjinizi tüm çocuklardan eksik etmeyiniz, şiddeti sınıfın hayatından uzak tutmaya devam ediniz. 

Katkılarınız, çabanız, emeğiniz, döktüğünüz ter için binlerce teşekkür.
İyi ki varsınız, iyi ki oralardasınız. Sizi seviyoruz… 

Sevgili Yaşar Adıgüzel, müdürümüz!
Durmaksızın kitap okuyan, eğitim üzerine kafa yoran, planlar yapan, haksızlıklara karşı yüreği dopdolu, inançlı eğitimci, sevgili başöğretmenimiz!
Yüzlerce çocuğun yeni yeni şeyler öğrenmesine aracı oldunuz, yardım ettiniz. İyi öğrenmeler için güzel ortamlar hazırladınız. Sizin çabanızı sınırlayan şeyler elbette vardı. Ancak biliyoruz ki sizin kısıtlarınız ülkemizin de kısıtlarıydı, sizin dertleriniz aslında bizim de derdimiz... Günlük yaşamın kaosundan, bireyci kavgasından başımızı kaldırıp size ve öğretmenimize yardımcı olabildiysek ne mutlu... 

Gözümüz Munzur Bey sayesinde hiç arkada olmadı ama sizin varlığınızın da payını unutmuyoruz. Koridorlardaki gölgenizin bile olumlu etkisini hep hissettik.
Bize sağladığınız bu güven ortamı için sağ olun. Çocuklarımız gündüzleri bizden çok öğretmenlerindi, sizindi; onlara iyi baktınız. Elinize, gözünüze, beyninize sağlık. 

Gelecek yıllarda sistemimizi daha çok anlayan, soru soran, sorgulayan, değişen ve değiştiren bireyler olmaları için biliyoruz ki, hepimizin ek çabası gerekiyor.
Bu konulara en başta sizin de ne denli kafa yorduğunuz açık. Zaten önemli olan, sakince, bağırıp çağırmadan, meseleleri birbirine karıştırmadan, şiddeti okulun ve öğretmenlerin yaşamından uzaklaştırıp, duru bir akıl, demokrat bir duruş ve hoşgörü ile çözümler aramaktı. Sizler hep bunu yaptınız…
Ve çok iyi biliyorsunuz ki gerçek çağdaşlık aslında budur! 

Sevgili öğretmenlerimiz!
Biz veliler çocuklarımızı nispeten özgür ev ortamında yetiştiriyoruz, toplumsal yaşamın sınırlamalarını ise genellikle ve kaçınılmaz okullar öğretiyor. Önemli olan bu sınırların diğer yaşamlarla dengesini kurabilmeleridir, sınırların zaman zaman sorgulanmasıdır, geliştirilmesidir. Yoksa hiç ilerleme olamazdı.
Örneğin eminim ki, "Rahat", "Hazır ol!", "Uygun adım marş!"lar; içeriği, zamanı ve zemini abartılı, artık miadını tamamlamış antlar, bir gün elbette okullarımızdan sessizce ellerini çekecektir. Kardeşliğin, yeni ve yazılı olmayan sözleşmeleri özgür insanın disiplin ihtiyacına da yeni yorumlar getirecektir. Hep aşırıya kaçan askeri vurgularla artık bezenmemiş eğitim özlemimiz tüm toplumun malı olacaktır. “Aklı hür vicdanı hür” bireyler yetiştirme hayali ise zaten öğrencilerinize en büyük hediyenizdir. Bizim tam göremediğimizi inanıyorum ki onlar hayata geçireceklerdir.
Eğitim sistemimizin, içinde yaşadığımız zor dönemeçlerde bile gelişmesini sürdürmesi çok önemlidir. Bu gelişim, tıpkı yaşamın kendisi gibi inişli çıkışlı da olsa… Elbette bu gelişim sadece yeni okul yapılması, araç gereç alınması anlamına gelmez. Çok basit, derme çatma okullarda da farklı bir ruhla eğitim yapılabileceğini biliyoruz. İşte bu nedenle eğitim anlayışının gelişimi, değişimi, zamanın ruhuna uyması belki de her şeydir. Bu anlayışı ise ancak iyi eğitimciler hissediyor, planlıyor ve yaşama geçirebiliyorlar.
Bereket ki biz böyle en azından iki eğitimciye sahibiz. Umarız eğitime katkılarınız artarak sürer. 

Sevgili Munzur Bey, Sevgili Yaşar Bey;
Önemli olan iyiliklerin, güzelliklerin arkamızdan değil şimdiden bilinmesi, anlaşılması ve dile getirilmesidir. Bu genellikle yapılmaz… Biz tersini yapmak istedik: Biz sizden hoşnutuz, daha iyisi için de yine hep birlikte olmak isteriz. Kabul ederseniz zaman zaman eleştiri ve önerilerimizi de sunmak isteriz. Ama öncelikle memnuniyetimizi açıkça dile getirme yolunu seçtik.
Bir eğitim yılı daha kapanırken sizlere ve mesai arkadaşlarınıza en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Umarım gelecek yıl daha iyi koşullarda, etüd ve beslenme okulu şansımızı yitirmeden yeniden birlikte oluruz.
İyi tatiller, iyi dinlenmeler… 

Sevgilerimizle." 

İlhami Mısırlıoğlu
11.06.2009

Eğitimle ilgili sitedeki diğer yazım için bakınız:

http://www.izmirizmir.net/bilesenler/koseyazilari/yazi.php?yazi_no=184

Serdar Değirmenci'nin militarizm, ant içme ve okullar konusundaki harika yazısı için lütfen bakınız:

http://www.izmirizmir.net/bilesenler/koseyazilari/yazi.php?yazi_no=945

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.