Rosepage, 'az ama öz söylemek'

25 Haziran 2010 01:03  

 

Rosepage, 'az ama öz söylemek'

Yeni bir albüm çıkardınız. Bu CD'nin ortaya çıkış hikayesini anlatır mısınız?

Bu albümde teknik ve müzikal kavramların üstündeki duygular var. İddia yok. Sadece duygu… Çeşitli renkler ve tozpembe küçük pırıltılarla dopdolu yeni bir kayıt. “Az ama öz söylemek” anlayışıyla hazırladığımız, müziğe ve kemana olan sevgimin yansıması olduğunu düşündüğüm albümdeki eserlerin çoğunu, 90'lı yıllardan beri resitallerim sonrasında bis olarak seslendirdim. Aslında bir sanatçının yeni bir albüm çıkarması, onun sadece yeni boyutunu değil, aynı zamanda üretkenliğini, kendisiyle ve dünyayla barışıklığını da somutlaştırıyor...

Albümde seslendirdiğiniz eser ve bestecileri neye göre seçtiniz?

En büyük ustalardan çocukluktan bu yana dinlediğim eserleri, bugün yorumluyor olmaktan mutluyum. Rosepage (Gülün Yaprağı) 12 küçük parçadan oluşuyor. Her yaprakta yeni bir sayfa açılır ve bunların her birinde çeşitli duyguların anlatımı ve yepyeni bir ifade şekli var. Küçük keman parçaları, virtüöz repertuvarlarının önemli hazinelerindendir. Bu eserler, benim repertuvarımın da değerli mücevherlerindendir.

Bartok ve Beethoven Keman Konçertoları gibi önemli eserleri çalıyorum. Ancak bu sefer böyle büyük eserler yerine, küçük parçalarda kendimi özgürce ifade etmeyi, yaşanmışlığı ve birikimlerimi hissettiğim şekilde ve en yalın haliyle ortaya çıkarmayı arzu ettim. Eserler kolay ve basit duyuluyor / görülüyor olabilirler. Çünkü buradaki amaç sadelik, güçlüklere meydan okumak değil. Ancak bunların hiç biri basit parçalar olmayıp, tersine bazıları teknik zorluklarla da doludur. Değerli piyanistim Robert Markham’la birlikte yorumladığımız eserleri kayıt ederek “Rosepage” adıyla bir albümde toplamış olmaktan mutluyuz...

Albümü niçin tüm Türk müzisyenlerine ithaf ettiniz?

Bach’tan Saygun’a uzanan, Brahms, Granados, Kreisler gibi bestecilerin eserlerini yepyeni bir yorumla dinletmeyi arzu ettiğimiz albümü, değerli Türk müzisyenleriyle paylaşmayı istedim. Duygudan söz ettiğim bu kayıtla yepyeni bir dönemimin başladığını düşünüyor bunu da içtenlikle paylaşıyorum…

Çıkardığınız albüm, Türkiye'de klasik müzik alanında yapılan üretimler arasında nasıl bir yer kaplıyor?

Sanat bir ömre bedel… Değerli bir popülarizme karşı değilim, ancak popüler olmak ya da olmamak, gerçek sanatçının değeri ve gerçeğini değiştirmez!.. Uzun yılları yansıttığı için, sadece bir albüm deyip geçilmez. Ülkemizde maalesef büyük kitleler kalitesiz şeyleri dinliyorlar. İnsanlara ne verirseniz onu alırsınız. Oysa iyi müziğin amacı, olumsuzlukları onarmak, düşünce ve duygu zenginliğini aşılamaktır. Size gülünç gelebilir ama insanlar dostlarına hediye olarak şarap yerine bir albüm götürmeyi tercih edebilirler. Böyle basit bir çözüm bile, başlangıç için iyi olabilir.

Güçlüklere meydan okuyan ve yılmayan kişiliğiyle tanınan ‘Tuncay Yılmaz’ın başarısındaki sır nedir?..

Tuncay Yılmaz olmak ‘kolay’ olmadı. Çünkü kendi yeteneğim ve ciddi çalışmalarımla tek başıma bugünlere geldim ve müzisyen bir ailenin çocuğu değilim. Saygıdeğer hocalarımın da yeri önemli olmuştur. Hayat biçimi olarak virtüözlüğü sevdiğim için, misyonumu ve önüme çıkan konser fırsatlarını değerlendirmeye çalışıyorum. Bir işe nasıl başladığımız kadar nasıl sonuçlandırdığımız da değerlidir. Bu yarış, yüz metrelik bir koşu değil, binlerce kilometrelik uzun bir maratondur. Ünlü olmaksa ateşten bir gömlektir, yanmamak için amyant gömleğe ihtiyaç vardır ki herkes bu gömleği taşıyamaz!.

İzmirliler sizi neden senfoni orkestrasının konserlerinde dinleme fırsatı bulamıyor?

Eski yönetimlerin kararları ve yetkilerini kullanma biçimleri beni aşıyor. Ancak solist olarak, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’yla Bartok’tan Beethoven’e, Mozart’tan Bruch, Mendelssohn ve Erkin’e bir çok önemli eseri yorumlamak bir zevkti. Resmi bir kurum olan İZDSO’ya arkamı dönmem için bir sebep yok. İzmir Senfoni, pırıl pırıl bir orkestradır ve doğal olarak çalışmalarımız devam edecek. Kendi adıma, ülkemizde “Devlet Solist Sanatçılığı” gibi nadide bir statünün keman solist sanatçısı olmaktan mutluluk ve onur duyuyorum. Ayrıca hayat biçimi olarak virtüözlüğü sevdiğim için, misyonumu ve önüme çıkan konser fırsatlarını değerlendirmeye çalışıyorum.

Bir sanatçının 'solist' unvanını alabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?

Yetenek. Çocuk yaştan bu yana bu işe çok emek vermiş olup, müziği gönülden sevmek. Sahnede parlayabilen bir kişiliğe sahip olmak. Entelektüel açıdan da kendini geliştirebilmiş olmak. Çok iyi bir eğitime sahip olmak. Uluslararası alanda başarınızın kabul görür ve beğenilir olması, önemli bazı kıstaslardır diye düşünüyorum.

Neden Türkiye'de yeni Tuncay Yılmaz'lar yetişmiyor? Solist sanatçılar arasında özellikle keman virtüözü sayısı neden bu kadar az?

Öncelikle ‘var’ olana en iyi şekilde sahip çıkar, ona sarılmayı ve daha da yüreklendirmeyi öğrenebilirsek, yenilerin de çıkma olasılığı daha da fazlalaşır... Ve belki bizler de o zaman yeni birilerini yetiştirebiliriz. Keman, bütün enstrumanlardan daha hassas ve zordur.

İKSEV'de yetiştirdiğiniz öğrenciler var? Bir eğitimci olarak sanatçının seviyesi üzerinde yeteneğin mi, yoksa çok çalışmanın mı daha çok etkisi var?

Evet oldukça kabiliyetli öğrenciler var. Birisi yurt dışına gitti. Diğeri ise mezun olmak üzere. Salt yetenekle bir yere varılmaz. Çalışkanlık da mühim bir yetenektir.

Ayrıca gururla söyleyebilirim ki, İksev’de kurucusu olduğum “Akademi İksev Uluslararası Keman Ustalık Sınıfı” devam ediyor. 13-19 Eylül 2010 tarihleri arasında, arkadaşım Tedi Papavrami, ben ve Robert Markham genç kemancılara dersler vereceğiz.

Tuncay Yılmaz'ın bundan sonraki hedefleri nelerdir?

Bugüne kadar çaldığım repertuvarın dışında, özellikle Türk Konçertoları ön plana çıkacak. Bunların kayıtları, piyanistimle çalışmalarım, resitallerim ve yeni kayıtlarımız gerçekleşecek. Ayrıca çok sevdiğim oda müziği projelerim de var.


***

DEĞERLİ KEMAN SOLİST SANATÇIMIZ TUNCAY YILMAZ’IN YENİ ALBÜMÜYLE YAZA MERHABA!..

"Tuncay Yılmaz gerçek bir müzisyen ve değerli bir kemancı... Bu yeteneği ve özellikleriyle kabul görmeyi fazlasıyla hak ediyor..." İdil Biret

Her zaman her yerde dinlenebilecek bir müzik... Doğan Hızlan


***

Uluslararası başarılarıyla tanınan devlet solist sanatçımız Tuncay Yılmaz’ın dördüncü albümü ‘Rosepage’ İdil Biret ve Doğan Hızlan’ın önsözleriyle A.K. Müzik’ten çıktı.

Daimi pianisti Robert Markham ile MİAM stüdyolarında kayıtları tamamlanan albümde, klasik müzik eserlerinin dışında ‘Gülnihal’ ve ‘La Vie En Rose’ gibi sürpriz parçalara da rastlamak mümkün. Düzenlemeleri Oğuzhan Balcı’ya ait bu iki eserin dünyada ilk seslendiriliş ve yorumunu bu albümde dinleyeceksiniz...

Sanatçının, 30 yılı aşan müzik hayatının olgunluk döneminin ilk albümü Rosepage, “az ama öz söylemek” anlayışıyla hazırlandı.

Yılmaz’ın ‘tüm Türk müzisyenlere’ ithaf ettiği yeni albümünde Bach’tan Adnan Saygun’a uzanan bestecilerin eserlerini yepyeni ve içten bir yorumla dinleyeceksiniz.

Tuncay Yılmaz’ın repertuvarında Bartok, Brahms, Beethoven, Berg, Erkin, Mendelssohn, Bruch, Wieniawski ve Mozart gibi bestecilerin konçertoları ile bir çok keman - piyano sonatı bulunuyor. Sanatçının müziğe ve kemana sevgisinin coşkulu bir yansıması olan ‘Rosepage’, 90'lı yıllardan beri resitalleri sonrasında bis olarak seslendirdiği, severek çaldığı, küçük keman parçaları repertuvarından özenle seçtiği eserlerden oluşuyor.

Tuncay Yılmaz’ın güçlüklere meydan okuyan, tertemiz, apaçık, şaşmaz bir entonasyon ve vurgu içeren ve aynı zamanda romantizm dolu albümünde, bahar ve yazın sonsuz renkleriyle duygusal ve derin bir yolculuğa çıkacaksınız...

***

www.tuncayyilmaz.com

Ayrıntılı bilgi için:

Ömür Şahin
A.K. Müzik

Tel: 212 243 41 51

omur.sahin@akmuzik.com.tr
www.akmuzik.com.tr

***

Videoyu izlemek için tıklayın: Tuncay YILMAZ & Robert MARKHAM, ELGAR; "Chanson De Matin"








 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0