HDP'den aday adaylığımdan feragat ediyorum

17 Mart 2015 20:18 / 1379 kez okundu!

 

 

Haziran 2015 milletvekilliği seçimi; ülkede kalıcı bir barışın ve soykırım yaşayan halkların eşit yurttaşlık ilkesinin hayata geçirilip- geçirilemeyeceği bir sınavdır aynı zamanda.

 

7 Haziran 2015 seçimlerine ramak kala hemen hemen tüm partilerde milletvekili adaylık başvurusunun yapıldığı şu günlerde eş- dost ve kurucusu olduğum HDK ve HDP'li arkadaşlarımın yanı sıra okuyucularım da sağ olsun aday olmamı ısrarla öneriyorlar. Gelen ısrarlı öneriler konusunda kamuoyunu bilgilendirmek ve adaylarla ilgili önerilerimi HDP'ye duyurmak şart olduğu için bu yazıyı kaleme aldım. 2007 seçimlerinden bu yana iyi niyetle yapılan tüm bu öneriler için ister Belediye başkanlığı olsun ister milletvekilliği olsun hiç sıcak bakmadım.

 

Bunun bir çok nedeni var. Öncelikle ezilen ve soykırım yaşayan halkların, insan hakları mücadelesini hayatının önüne alan, bir aktivist ve yazar olarak siyasete girmeyi düşünmüyorum. İkinci olarak insan hak ve savunucusu olarak HDP'nin çok önemsediğim; soykırım tasarısını kabul etmesiyle soykırımın yüzüncü yılına ramak kala dilenen bu özrün somuta indirgenmesi için öncelikle Süryani-Rum-Ermeni ve Ezidi – adayların sembolik olarak seçilmesinden öte sayısal olarak daha fazla sayıda meclise girmesi içindir.

 

Bir üçüncü nedenim; ben siyaset yapmayı değil, siyaset yapacaklarına inandığım dostlarımı meclise taşımak için mücadele etmeyi tercih ediyorum.

 

Biz Türkler 90 yıldır bu ülkede parlamentolarda değişik partilerden de olsa ezici bir çoğunluk olarak hep vardık,varız bunu az sayıda Kürtler (Kürt kimliğinle olmasa da) takip etmektedir. Etnik kimliği Türk olan biri olarak altını ısrarla çiziyor ve Türk Solundan yoldaşlarıma sesleniyorum; gelin sizler de Ermeni- Süryani- Rum- Ezidi- Alevi adayların daha çok sayıda mecliste temsiliyeti için adaylıklarınızdan feragat edin.

 

Partim HDP'nin barajları yıkıp, meclise girmesini ise çok önemsiyorum. Düşüncelerimin, her renkten insanlarla buluştuğu HDP, parlamentoda % 10'nun bile üzerinde ezici bir çoğunlukla olması gerektiğine inananlardanım. Bu ülkede tek tipçiliği korumak için cumhuriyetten bu yana oluşturulan yasalar ve seçim sistemi , mevcut rejimi ve saltanatlarını koruyabilmek /sürdürebilmek için hep anti demokratik olarak yapılmıştır. Kürtlerin ve ezilenlerin iradesini temsil eden HDP'nin parlamentoda olmaması demek faşizmdir. Bu yüzden Barajların olmadığı yeni bir seçim yasası ivedilikle bu ülkeye gereklidir. Özellikle AKP iktidarı boyunca çıkarılan yasalar ve bu gün çıkartılmak istenen ''İç Güvenlik Yasa tasarısı '' özgürlüklere, demokrasiye, sendikal haklara ve örgütlenme hakkına karşı büyük bir darbe niteliğindedir. Faşizan yasaların çıkmaması için HDP, mutlaka mecliste olmalıdır.

 

Türk- Ermeni- Rum- Ezidi- Arap- Kürt- Mıhalmi – Alevi- Çerkez- Laz- Roman- Zaza- Pomak- Lbgt- Kadın- Sosyalist- Ekolojist- Genç- Emekçi- adayların parlamentoda eşit şekilde temsiliyeti ise HDP sayesinde, önümde bir ütopya olarak durmaktadır. 1915'de Müslümanların; Hristiyan halklara sistematik olarak uyguladıkları daha sonra da Kürtlere ve Alevilere uygulalan tüm bu katliamlardan insani bir özürdür onların daha fazla sayıda mecliste olabilmesi... Kısacası şahsım adına, soykırım resmi olarak tanıncaya ve bu ülkeye barış gelene dek aday olmayacağımı bir kez daha kamu oyuna beyan ediyorum.

 

1915 Soykırımından sadece özür dilemek yetmez elbet özrün gereklerini de yerine getirmek gerekir. Henüz TC soykırımı kabul etmese de bireysel olarak bizler, yaşamın pratiğinde özrün gerekliliğini yerine getirmeliyiz inancındayım. Soykırımın; parlamentoda kabul edilmesi için ezilen ve soykırım yaşayan halkların bu konuyu mecliste en iyi şekilde gündeme taşıyacağına inancım sonsuzdur. Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez bir Süryaniyi, Erol Dora'yı meclise taşıyan HDP'den bu gün bir barış sever ve insan hakları savunucusu olarak beklentilerim çok daha yüksektir.

 

1915'de soykırım yaşayan halklar 2014 Haziranından bu yana Xabur'da- Şengal'de, Ninova'da, Kobane'de, Keseb'de IŞİD ve diğer Radikal İslam örgütler tarafından hala soykırım yaşamaktadır. Soykırım yaşayan bu halklar; kesin seçim kazanacak bölgelerden ve kesin seçilecek sıralarda en az 3-4 Süryani, Ermeni, Ezidi milletvekilline yer vermek gerektiğine inanıyor ve HDP'ye öneriyorum. Anayurtlarında etnik, dini, ekonomik, sosyal, psikolojik olarak sürekli soykırım yaşayan bu halkların, günümüze değin devam eden çığlıklarını; parlamento çatısı altında öncelikle bu ülkeye ve tüm dünyaya duyurmaları içindir onları mecliste yer almalarını istemem...

 

Soykırımla ilgili araştırmacı bir yazar olarak yıllardır yazılarımda dile getirdiğim gibi 1915 ile hesaplaşmadan bu ülkeye ne barış gelir ne de demokrasi. Ve hesap sormadığımız her soykırım, bir sonraki soykırımın ayak sesleridir. http://jiyan.org/2014/11/09/hesap-sormadigimiz-her-soykirim-bir-sonrakinin-ayak-sesleridir/

 

Bizim bu halklara karşı ülke olarak öncelikle vicdan borcumuz var. Önce vicdanlarda sorgulanmalı sonra TC resmi olarak soykırımla ilgili özür ve hukuksal olarak soykırımı yargılamalıdır.

 

Soykırım ve katliam yaşayan halklar ve inançlar; Anayurtları olan bu ülkenin her yerinde özgür, eşit ve korkusuzca yaşayabilmesi için öncelikle Kürtleri ve diğer etnik kimlikleri, Azınlıkları ve Alevileri ötekileştiren tek tipçi mevcut anayasanın yeniden düzenlenmesi gerekir.

 

İşte tamda bu noktada HDP neden mecliste olmalı sorusunun cevabıdır her renkten adayların parlamentoda olması. HDP'den adaylık başvurusu yapan İstanbul'dan Süryani aday Erkan Metin, Mardin'den Süryani milletvekili adayı olan İşmuni Dalmış (Şamiran İshak), George Aryo ve Erol Dora, yine Mardin'den Ezidi aday Ali Atalan, Şırnak'tan Petrus Karatay, Batman'dan Felaknaz Uca yıllardır beraber yürüdüğüm yoldaşlarımdır. Bu yarışta medeni cesaret göstererek HDP'den aday olan tüm dostlarıma başarılar dilerim.

 

Ermenilerden Barış savunucusu Filor Benli, Nıvart Bakırcıyan, Garo Paylan, Raffi Bedrosyan gibi dostları da meclisde görmek isterim.

 

Kadın ve Lbgt cinayetlerinin AKP'nin 12 yıllık iktidarında çok fazla artmış olmasından ötürü de bu cinayetleri, tecavüzleri durduracak, demokratik ve eşitlikçi yasaların ivedilikle çıkarılması için mecliste daha fazla sayıda Kadın ve LBGT'li olmalıdır diye düşünüyorum.

 

Hepimiz biliyoruz ki en fazla kadının yönetimlerde ve mecliste yer aldığı parti HDP'dir. HDP'nin bir kadın, bir erkek kuralının tüm seçim bölgelerinde dikkat edilmesini ve listelerin ona göre yapılmasının da altını bir kez daha çizmek istiyorum.

 

Rojava'da kadınlar bir devrim doğurdu, sıra şimdi HDP'li kadınların ve HDP'ye oy verecek ezilenlerin TC parlamentosunda devrim doğurmalarında...

 

Yaşasın; Ermeni, Türk, Süryani, Ezidi, Alevi, Rum, Kürt, Mıhelmi, Boşnak, Çerkez, Laz ve diğer etnik kimliklerdeki kadınların dayanışması.

 

Yaşasın ezilenlerin partisi HDP...

 


Zeynep TOZDUMAN

17.03.2015

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.