Müzik Arısı'nın arşivinden - T. Yavuz Erkilet

28 Ocak 2007 16:57 / 1553 kez okundu!

 

BİR PİYANİST - BİR BESTECİ - TULUYHAN UĞURLU Tuluyhan Uğurlu'yu ilk defa İsmet İnönü Sanat Merkezinde yaklaşık iki sene önce dinledim. Sanatçının o gün Sevgili Babası vefat etmişti. Hayranlarına büyük bir vefa örneği göstererek konseri iptal etmemiş, b

Ayrıca ben İzmir Sanat'a da bizimle Sayın Uğurlu'yla yan yana getirdiği için teşekkür ediyorum. İzmir'imizde son yıllarda gerçekten çok güzel etkinlikler oluyor. Belediye, vakıflar, konsolosluklar, kuruluşlar İzmir halkına güzel şeyler sunuyor. Ama biz yeterince takip etmiyoruz. Konuştuğum birçok insan da duymadık, haberimiz olmadı diyor. Ama ben sürekli gazetelerde, afişlerde duyuruları görüyorum. Metropol insanı Sanat'ın tüketicisi olur. Onu izler. Bu ilgisizlik sürer ise kimse şikâyet etmesin, büyük emek ve paralar harcayan insanlar gün gelir bıkar.

Tuluyhan gerçek bir dahi çocuk. Bir piyano virtüözü Onun çalışını dinlemek insanı başka âlemlere götürüyor. Bir de besteci yanı var ki. Kendi insanımızı, kendi toraklarımızı, kendi yaşanmışlıklarımızı, kendi liderlerimizi, kendi melodilerimizi, evrenselliğin en öte noktalarında buluyorsunuz. Bir Senfoni Orkestrasını düşünün , içinde tef var,kanun var, saz var,ney var, mehteran var.



Uzun zamandır 2002 çalışması olan Senfoni Türk’ü dinliyorum. Bestecinin İstiklal Marşı bestecisi Zeki Güngör ve Mozart’a ithaf ettiği Eser “Kavak, Söğüt ve Kırmızı Toprak” isimli birinci bölüm ile başlıyor. İlk önce Türk sazlarını duyuyorsunuz Tuluyhan’ın Piyanosu eşliğinde. Rüyadasınız gözlerinizi kapatın. Bütün beste boyunca sürecek ana tema sizi kavrıyor. Bir türkü sizi çağırıyor. İstiklal marşını bir de böyle dinleyin. Bu marş ile bir ana bir yiğit doğuruyor. İkinci ve üçüncü bölümde Akıncılar önce rahvan gidiyor, mehteran onu coşturuyor, Atlılar Anadolu’ya giriyor. Bir destan yaratıyor. Anadolu artık Türk, Çoban Çeşme başında oturmuş, erenler neylerini çalıyor. Dördüncü bölüm. Bestecini Türk Dostu Wolfgang Amadeus Mozart’ın anısına yazdığı eser. Yedi iklimin insanları, Türkler, artık Avrupa da.
Güneşin Askerleri, Atatürk’ün çocukları, şehitlerimiz, bir destan yaratıyorlar, Türk’ün kurtuluş destanını. Beşinci bölümde yedi dakika boyunca sizde yedi düvel ile çarpışacaksınız, yaşananları, okuduklarınızı, ruhunuzda, kalbinizde duyacaksınız.


Mimarımızın, Koca Sinan’ın kubbeleri, Habib Zakiri Hasan Efendi’nin bestesi ve Uğurlu’nun adaptasyonu ile kocaman, kocaman karşınıza geliyor.


Son bölüm. Bir final. hayır, hayır, bir başlangıç. Bir haykırış dünyaya Bu topraklar bizim. Anadolu’nun, Torosların görkemi, dağlara tırmanıyor, güneşe yürüyoruz.



Elinize sağlık. Bir ulusal müziği, bir destanı hiç uçlara kaçmadan, bir notada hiç kimseyi rahatsız etmeden, evrensel bir ses haline getiren Besteci Sayın Uğurlu’ya, Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrasına ve ona eşlik edenlere. Yapımcı Allaturca ve dağıtıcı Doğan Müzik Dağıtım şirketlerine.



Sayın Tuluyhan Uğurlu, söz verdiğin gibi eserin devamını bekliyoruz.



Sayın yetkililer bu eseri İzmir'de dinlemek istiyoruz.



Sayın Müzik severler, hemen gidip bu eseri alın. Her eve lazım.

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.