Soykırım ve soykırımı inkar üzerine... (*)

27 Mart 2012 00:04 / 1746 kez okundu!

 


'Ermeni soykırımının inkârını cezalandıran' yasanın Fransa Parlamentosu'nda kabul edilmesi üzerine Türkiye’de kabartılan milliyetçi tepkilerle başlayan ‘soykırım’ tartışması, Fransa Anayasa Konseyi’nin Şubat ayı sonunda, yasayı 'anayasaya aykırı' bularak iptal etmesi ile sönümlendi. Tabii şimdilik… Türkiye, Fransa’yı protesto ederken izlediği politika ile üstünü örtmeye çalışsa da özünde, gizliden ya da açıktan 'soykırımı inkâr etme hakkı' istiyor. Bu açıkça görülüyor.

Aynı günlerde ’Hocalı katliamı’ protestosu adı altında, Azerbaycan devleti ve T.C. desteği ile İstanbul’un göbeğinde, Taksim’de yaşanan ‘Ermeni düşmanlığı’ ve saldırganlık provası, sönümlenen protestoların kolayca tekrarlanabileceğini gösteriyor. 1915’in yaklaşan yüzüncü yıldönümünde, soykırıma karşı dünyada yaşanacak şekillenmeye tepki olarak, devletin izleyeceği tutumun da ipuçlarını veriyor.

* * *

Gerek tarih ile yüzleşme çerçevesinde olsun, gerekse de resmi tezleri savunma argümanı olarak olsun, Türkiye’de “soykırım” sözcüğü sıkça tekrarlanır oldu. Bugünlerde sıkça kullanır olduğumuz soykırım kavramının, (hatta sözcüğünün) kavramın tanımlanmasının ve BM'ce suç olarak kabul edilmesinin de, esas mimarı Rafael Lemkin'dir. Nazilerin yargılandığı Nürnberg davalarında, danışman olarak görev de yapan, bu görevi sırasında tüm ailesini Nazi 'Toplama Kampları'nda yitirdiğini öğrenen Lemkin’i, sanıldığı gibi gerçekten Nazilerin 'Yahudi Soykırımı' mı bu kavramın ortaya çıkmasına yönelik araştırma ve çalışmalara sevk etti?..


VE LEMKİN HUKUK EĞİTİMİNE YÖNELİYOR...

Polonya’da doğan Yahudi kökenli Rafael Lemkin (1900-1959) henüz 21 yaşında iken Ermeni Soykırımı'nın baş düzenleyicisi Talat Paşa'nın 14 Mart 1921 tarihinde öldürülmesinden ve ardından başlayan Berlin’deki 'Tehlerian Davası’ndan çokca etkilenerek sürdürmekte olduğu filoloji eğitimini yarıda bıraktı ve hukukçu olmaya karar verdi.

Yani, anıldığının aksine Lemkin'i soykırım üzerine çalışmaya yönelten Yahudi Soykırımı (SHOAH) olmadı. Lemkin, “bir milyon masum Ermeni'nin toplu olarak öldürülmelerinden ve bunun cezasız kalmasından” çok etkilendi elbette ama, esas olarak Tehlerian’ın Talat’ı öldürmesi ve açılan davada beraat etmesini, “insanlık vicdanı adına, adaletin tecelli etmesi” olarak yorumladı.

Lemkin, dünyada ilk kez, "Génocide” (Jenosit) kavramını şekillendirdi. Adı geçen kelimeyi, eski Yunanca'da "Genos" (ırk/soy) ve "cide" (öldürmek/katletmek) kelimelerinin birleştirmesinden de Génocide (Soykırım) kelimesi ve kavramı doğdu.

Lemkin, hazırlaması kendisine Birleşmiş Milletler (BM) tarafından önerilen 'Soykırım Sözleşmesi'ni, esas itibariyle 'Ermeni Soykırımı'nın kendisinde bıraktığı derin izlerle şekillenen entelektüel birikiminin imbiğinden süzülen bilgilerle ortaya çıkardı.

Sonuçta, 'soykırım' kavramı, 9 Aralık 1948 tarihinde BM tarafından kabul edildi ve 'Biyolojik', 'Fiziki' ve 'Kültürel' 3 ana bölümde toplanan 'soykırım', uluslararası hukuka göre suç sayıldı.

'Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi (SSECS)’nde kabul edilen şekliyle; “Ulusal, etnik veya dinsel bir 'grubu' kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla aşağıdaki fiillerden herhangi biri, Soykırım suçunu oluşturur:

a) (Ulusal, etnik veya dinsel) Gruba mensup olanların öldürülmesi;

b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;

c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;

d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbir almak;

e) Gruba mensup çocukları zorla başka bir gruba nakletmek.”


SOYKIRIM TEKNİKLERİ

Lemkin tarafından tanımlanan 'Soykırım Teknikleri' ise şöyledir:

» 1- Siyasi Soykırım: Hedeflenen grubun yerleşim bölgesindeki sokak, cadde, yerleşim yeri, mezra, il ve ilçe adları değiştirilir.

» 2- Sosyal Soykırım: Yok edilmesi planlanan grubun aydın ve entelektüelleri hedeflenir. Çünkü bu kesin, olası bir direnişin fikri önderleri olabilirler.

» 3- Kültürel Soykırım: Yerel halkın dilini kullanmasını, ana dilini konuşmasını yasaklama.

» 4- Ekonomik Soykırım: Grubun ekonomik gücü elinden alınır. Sadece hayatta kalmalarının önü açık tutulur. Kültürel gelişmesi engellenir, bu yolla ulusal konularıyla ilgilenmeleri engellenir.

» 5- Biyolojik Soykırım: Öngörülen grubun doğum yapması engellenir, aileler yetersiz beslenmeye tabi tutulur. Doğum kısıtlanır, yeni doğanlar da beslenemediklerinden ölür.

» 6- Fiziki Soykırım: Beslenme kısıtlanması ile ırkçı ayrımcılık, sağlığın ciddi tehdit altında olması, ilaç vermemek, grubun üyelerini insanlık dışı koşullarda telef olmaları amacıyla bir yerden bir yere nakletmek. Sistematik yok etme/öldürme.

» 7- Dinsel Soykırım: İbadethanelerin tahrip edilmesine göz yummak ya da bizzat tahrip etmek, ibadet yasaklamaları.

» 8- Moral Soykırım: İmhası planlanan grubun bireylerinin ulusal meselelerle uğraşmasını ve örgütlenmelerini yok etmek üzere, nüfusu uyuşturucuya ve alkolizme yöneltmek.


SOYKIRIMIN 8 AŞAMASI

1996 yılında Genocide Watch’ın (Soykırım Gözlem Örgütü) başkanı Gregory Stanton “Soykırımın 8 Aşaması” isimli bir rapor yayınladı.

Bu raporda soykırımların “öngörülebilen" ve aslında "engellenebilir" 8 aşamada gerçekleştiği vurgulanıyor. Buna göre ‘8 aşama’ ve alınabilecek ‘uluslararası önlemler’ şöyle:

» 1- SINIFLANDIRMA: İnsanlar 'bizler ve onlar' diye bölünür. ÖNLEMİ: Erken aşamada alınacak başlıca önlem ayrımları aşacak evrensel kurumlar geliştirmektir.

» 2- SİMGELEME: Nefretle birleştiği zaman simgeler dışlanan grubun gönülsüz üyelerine dayatılabilir... ÖNLEMİ: Simgelemeyle mücadele için nefret simgeleri ve nefret sözleri hukuki olarak yasaklanabilir.

» 3- İNSANLIĞI İNKÂR: Bir grubun üyeleri diğer grubun insanlığını inkar eder. Grubun üyeleri hayvanlar, parazitler, böcekler ya da hastalıklarla özdeşleştirilir. ÖNLEMİ: Yerel ve uluslararası liderler nefret söyleminin kullanımını lanetlemeli ve kültürel olarak kabul edilemez ilan etmeli. Soykırıma teşvik eden liderlerin uluslararası yolculukları yasaklanmalı ve yurtdışı finans kaynakları dondurulmalı.

» 4- ÖRGÜTLENME: Soykırım her zaman örgütlüdür... Özel ordu birlikleri ya da milisler genellikle eğitilir ve silahlandırılır... ÖNLEMİ: BM soykırımsal katliamlara katılan hükümetlere ve kişilere silah ambargosu uygulamalı ve ihlalleri incelemek için komisyonlar kurmalı.

» 5- KUTUPLAŞMA: Nefret grupları kutuplaştırıcı propaganda yapar. ÖNLEMİ: Ilımlı liderleri emniyet altına almak ya da insan hakları gruplarına destek vermek şeklinde olabilir... Radikallerin darbe yapmasına uluslararası yaptırımlarla karşı çıkılmalıdır.

» 6- HAZIRLIK: Yok edilecekler etnik ya da dinsel kimlikleri nedeniyle belirlenip ortaya çıkarılırlar. ÖNLEMİ: Bu aşamada soykırım "acil durum"u ilan edilmelidir.

» 7- İMHA: Girişilecek operasyon, bu katillerin gözünde "imha"dır. Çünkü kurbanlarının insan olduğuna inanmazlar. ÖNLEMİ: Bu aşamada soykırımı yalnızca hızlı ve yoğun silahlı müdahale engelleyebilir. Ağır silahlı uluslararası koruma gücü tarafından gerçekten güvenli bölgeler ya da mültecilerin kaçacağı yollar yaratılmalıdır.

» 8- İNKÂR: Failler genellikle, herhangi bir suç işlediklerini inkâr ederler. ÖNLEMİ: İnkâra ancak uluslararası ya da ulusal mahkemelerce verilecek cezalar/yaptırımlar ile cevap verilebilir...



Yalçın ERGÜNDOĞAN

26.03.2012


(*) Yalçın Ergündoğan'ın, 'Lemkin, soykırım ve soykırımı inkâr...' başlığıyla, Altüst Dergisi'nin Ocak/Şubat 2012 tarihli, 5. sayısında yayınlanan yazısının bir versiyonudur.

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
28 Mart 2012 14:10

Yenal

Sayın Ergündoğan'ın tesbitlerine katılıyorum. Eğer Devlet olarak inkarcılığı sürdürür isek kanımca konu, Ermeni Soykırımının 100.yıldönümü olan 2015 yılında Birleşmiş Milletlerin gündemine taşınarak "kınama" uluslarüstü bu kuruluş tarafından gerçekleştirilecek. O nedenle " Bugüne kadar yer yüzünde gerçekleştirilmiş, bundan sonra da gerçekleştirilecek olan tüm soykırımları T.C. olarak kınıyoruz" mealinde bir metni uluslararası kamu oyuna deklare etmemizde yarar görmekteyim. Bu şekilde davranmaktan korkulmamalıdır. Zira "insanlık suçu"nu inkar, insanlık onuruna yakışmadığı gibi ülkemizde "insan odaklı" demokratik rejimin hukuki altyapısını kurma iddiasında olanların da siyaset felsefelerine tezat teşkil edeceğini düşünüyorum.

Saygılarımla.
Av.Yenal Ünseli

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.