Her insan biraz romandır...

01 Ekim 2014 21:02 / 1051 kez okundu!

 

 

“...Buradaki caminin işlemesini yerli cavur vardı, o yaptı. Hatta biz yumurta falan götürüverirdik buradan. Yumurta kullanıyorlar, kırıyor, karıyor, kırıyor, macun tutuyor. Alçı gibi. Buralardaki çeteler yakaladı onu. Köleniz olayım diyor yerli cavur, hizmetçin olayım dedi. Kelime-i Şahadet getiriyor, ben dedi müslüman olacam dedi, siz beni öldürmeyin diye. Dinlemediler, öldürdüler. O yerli cavur ustaydı çok, iyi bir adamdı. Cavurdu ama Ermeni yerli cavurlarındandı....”

 

Dr. Pelin Böke’nin “İzmir 1919 - 1922 Tanıklıklar” adlı çalışmasından bir paragraf bu. 1911 doğumlu Ödemiş / Zeytinlik’ten Muammer Dalgın aktarmış kendisine. Bir paragraf aslında ne kadar çok şey anlatır, onu gösteriyor bize.. Hayata dair, insana dair, savaşa, iyiye, kötüye, güzele, çirkine dair...

Her tanıklığın, her cümlenin, her görmüş geçirmişliğin bazen yüzlerce sayfa makaleden bizlere aktaracağı daha çok şeyler oluyor. Bu da olaylara, kişilere, kahramanlara tek taraflı değil, çok yönlü bakmanın önemini gösterir bizlere.

Öyle ya. Mesela İzmir işgalini ve sonrasındaki yangınını ele alalım. Yangının sebep ve sonuçlarını tek bir zümreye, tek bir gruba, orduya ya da kişiye bağlamak da, bu tanıklıkları hiç dinlemeden, bu yaşanmışlıklara hiç kulak asmadan önyargılarla, ezberlerle çırpınmakan öte neye hizmet ediyor? Kini, nefreti beslemekten başka ne işe yarıyor?

Onlarca tanık görüşünü okuyoruz kitaptan... Efe ya da zeybek diye adlandırdıklarımızın her koşulda her yerde hiç de o kadar masum olmadığını, cavur dediklerimizin içinde de merhametli, usta, işini iyi yapan insanlar olduğunu, Mustafa Kemal’e peygamberlik yakıştırması yapacak kadar duyulan saygı ve sevginin kaynağını, Yunanla işbirliği yapan ya da yapmak zorunda kalan insanların ruh halini, fakir mahallelerden zengin mahallelere karşı duyulan imrenme hissini ya da dönem insanlarının sadece yediklerini, içtiklerini, yiyip içemediklerini, korkuyla umut arasında geliş gidişlerini...

Bütün bunları “Hain, işbirlikçi, satılmış, cahil...” diye yaftalamadan insanı odağa alarak değerlendirmek zor olmasa gerek. Ders kitaplarından, eğitim müfredatından ve ideolojik safsatalardan kafamızı kaldırıp gerçeklerle konuşma vakti.

“Her insan biraz romandır, kahramandır” der Minik Serçe. Öyleyse romanlara dalıp çıkmaya devam. Tarihe tanıklıklıklarını paylaşan, unutulmaya yüz tutmuş Zeytinlik, Bağyurdu, Çıtak, Yukarıkızılca, Kavacık, Seyrekli, Çayırlı ve nicesindeki romanlara saygı ve selam.

 

Volkan ABUR

21.09.2014

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.