İKİNCİ DOĞUM...

04 Nisan 2010 22:11 / 1487 kez okundu!

 


Hepimizin hayatında farkında olmasak da her zaman onayını almaya ihtiyaç duyduğumuz, her zaman onları memnun etmek istediğimiz, hayatlarımızı onların mutluluğu üstüne kurduğumuz insanlar vardır.

Bunu kendimize itiraf etmesek de her şeyi onlar için yaparız. Sadece onlar mutlu olsun, bizi onaylasın ve bizi sevsin diye. Bizi onaylamadıklarında ise onlara çok kızarız. Oysa kızdığımız kendimizizdir, kendi hayatımızı sattığımız için. Karşımızdaki kişinin bizi onaylamama hakkı vardır. O nereden bilecektir ki biz kararlarımızı kendi isteğimize göre değil de sadece onu mutlu etmek için, onun onayı için verdiğimizi.

Kendi içimizde bile bunu kabul etmek çok zordur. Farkında bile olmayabiliriz bunu yaparken. Seçimlerimizi kendimiz için yaptığımızı zannedip aslında sadece o kişiler için yaparken içimizde hep bir kızgınlık vardır. Bir türlü bilemeyiz o kızgınlığın nedenini; içten içe o kişilerle neden çekiştiğimizi. Ama içimizde bir yer biliyordur: Aslında hayatımızı satıyoruzdur başkasını mutlu etmek ve karşılığında da onay ve sevgi almak için.

Oysa kim ne kadar onay verirse versin, kim ne kadar sevgi verirse versin biz kendi kendimize onay vermediğimiz ve sevmediğimiz sürece içimizde bu açlık hiçbir zaman doldurulamayacaktır. İnsanın bunu bulabilmesi için kendi üzerinde çalışması gerekmektedir. Eğer çalışmazsa sevgi açlığı çekerek ve hayatını her defasında satarak ömrünü tamamlayabilir.

Her bir insan hayatında iki kez doğuyor. Birincisi anne ve babamızın bizi dünyaya getirmesi ile; ikincisi ve gerçek doğum ise bizim kendimizden doğumumuz. Bizim kendi annemiz ve babamız olduğumuz, içimizdeki küçük çoçuğa ihtiyacı olan sevgiyi, onayı verebildiğimiz zaman. İşte biz o zaman yeniden doğuyoruz. O zaman kimseye ihtiyacımız olmuyor. O zaman kendimizi sevmeyi deneyimliyoruz ve o zaman başkalarını da gerçek anlamda sevmeye başlıyoruz. Çünkü o zaman kendi hayatımızı satmamız gerekmediğini görüyoruz başkalarının sevgisini kazanabilmek için. Mutlu olmak için sadece kendimize onay vermemiz gerektiğini görüyoruz. Kimseye doğrultmuyoruz aslında kendimize olan kızgınlığı. Kendi hayatımızın sorumluluğunu elimize alıyoruz ve kendi seçimlerimize göre yaşıyoruz .

Bir kez bunun farkına varınca her şey bambaşka oluyor. Yıllardır suçladığımız insanların aslında en çok onaylarını, sevgilerini almaya ihtiyaç duyduğumuz insanlar olduğunu görünce kurduğumuz bu oyunun anlamsızlığını görüyoruz. İstemediğimiz hayatlar yaşayarak aslında hem kendimizi hem onları mutsuz ettiğimizi görüyoruz. Biz hayatımızın sorumluluğunu elimize alınca o kişilerin de yüklenmiş oldukları bu rolden rahatladıklarını görüyoruz. İlişkilerimiz değişiyor. Engel olarak gördüğümüz bütün illüzyonlar bir bulut gibi dağılıveriyor. Bulutların ardından güneşi görmeye başlıyoruz. Onayına ve sevgisine tek ihtiyacımız olan kendimizi daha da çok seviyoruz, saygı duyuyoruz, değer veriyoruz. Ve bunları başkalarıyla paylaşıyoruz. Ancak bir şeylere sahip isek onları başkaları ile paylaşabiliriz. Elimizde olmayan hiçbir şeyi veremeyiz. Biz paylaştıkça da etrafımızdan daha çok sevgi, onay ve saygı görüyoruz. Verdiğimiz her şey bize geri gelecektir. Evrenin kuralıdır bu.

Bu oyunlarımızın farkına varalım. Kendimizle çalışalım. Bu hayatta yapacağımız en büyük yatırım kendimize olmalıdır. Hayat bir yolculuktur ve sadece kendimize olan bir yolculuktur. Biz özgürleşip, hafifleyip, tekamül ettikçe; gerçek mutluluğun, neşenin dışarıdan değil içten geldiğinin farkına varırız. Bu halde olmak ise bize daha çok neşe, mutluluk getirir. Hayatımıza bize daha çok neşe ve mutluluk verecek kişiler ve olaylar çekilir.

Her birimizin ikinci doğumunu gerçekleştirmesini tüm kalbimle diliyorum.

Sevgiler,


Violet Alalof
Yaşam Koçu
04.04.2010






 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.