Türkiye’de futbolun anlamsızlığı üstüne - Nurullah Öztürk

30 Ağustos 2012 15:59  

 

Türkiye’de futbolun anlamsızlığı üstüne - Nurullah Öztürk

Türkiye, İmparatorluk’tan geriye kalan topraklarda yeniden inşa edilirken, etkisi asırlarca sürecek hesap hataları yapılmış olmalı ki, bugün geldiğimiz noktada, kurumsallaşmasını tamamlayamamış, temel sorunlarını çözümleyememiş, medeniyet birikiminden istifade etmek bir yana, haberdar bile olmayan defolu insanlar üreten eğitim sistemiyle iki arada bir derede kalmış bir toplum görüntüsünde...

Her biri Cumhuriyet’ten önce kurulmuş futbol takımlarıyla, yarım asırdan fazla zamandır devam eden futbol serüveninde gidilen yol da bir arpa boyu mesafesinde...

Sporun diğer dallarında da durum bundan farklı değil... Hatta ilerlemek bir yana, son 2012 Londra Olimpiyatları’nda, kimsenin üstünde durmadığı, üstüne alınmadığı hezimet, yerimizi de seviyemizi de anlamamıza yardımcı olacaktır.

Türkiye’de futbol, futbol mu?

Kitleler üzerinde hedefleri olanların futbolu kullanarak bu hedeflerine kolay yoldan ulaşabileceklerini keşfetmeleri ile meşin yuvarlak önce diktatörlere hizmet etti.

Adeta kitlelerin afyonu oldu.

“Endüstriyel Futbol” çağı denen günümüzde de kapitalistlerin oyuncağı oldu.

Kapitalistlerin her şeyi paraya çevirme hırsı, her türlü değerin üstüne çıkınca, toplumda bu kez de “futbol diktatörleri” ve zenginleri türedi.

“Futbol şeyhleri”nin, Hasan El Sabbah’ın müritlerini gölgede bırakan fanatikleri eliyle, her şeye uzanabileceklerini sanmaları, toplumda yeni bir çatışmanın da fitilini ateşledi.

“Kazanmak için her yol mubah” anlayışı toplumun her tarafını teslim aldığı günden bu yana, her şeyin kapalı kapılar ardında döndüğü bir dünyada, yaşamak ve yaşatmak idealindeki herkes, çıplak, savunmasız ve çaresiz kaldı...

Bütün bu kirliliğin temizlenmesi ve futbol endüstrisinin yeniden inşası için 3 Temmuz tarihî bir fırsattı, bu fırsata da, her fırsatın başına gelen oldu...

Türkiye’de futbol her türlü ahlaksızlığın ve ahlaksızların egemen olduğu bir dünya artık...

Bu duruma isyan eden kim varsa ya susturuldu, ya da sessizce bu alanı terk etme hazırlığında...

Şike davasının görüldüğü yıl devam eden ligde bile, her türlü şaibe ve tartışmaya açık tavır ve kararlar damgasını vurdu dizayn ettiği şekle girince de futbol bütün efsununu. Bu aşamadan sonrasının ne olacağı Allah-u âlem...

En büyük tutkusu futbol olanları derinden etkileyen, vazgeçemedikleri tutkuları üzerine yeni baştan düşünmeye sevk eden bu dünya, bugün olmasa bile, bu şekilde yoluna devam ederse, ben ve benim gibi birçok futbolsever için nostaljik bir tutku olarak kalabilir....

Çünkü “bırak kirli kalsın” anlayışının tezahürleri, daha ilk haftadan can yakıcı sonuçlarını vermeye başladı bile...

Aklı başında herkesi yol yakınken bir kez daha bu gerçekler üzerinde düşünmeye davet ediyoruz...

Testi bir kez daha kırılmadan...

Taraf

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0