Soyer: Başkan olursam Cengiz ve Kolin gibi şirketlere karşı halkı koruyacağım

24 Aralık 2018 16:33  

 

Soyer: Başkan olursam Cengiz ve Kolin gibi şirketlere karşı halkı koruyacağım

Yerel seçimlere kısa bir süre kala hemen hemen birçok kent merkezi ve ilçelerde isimler netleşmeye başladı. AKP, İzmir’de Nihat Zeybekçi’yi aday olarak gösterirken CHP’nin adayı hala netleşmedi.

Seçim gündemi başladığı andan itibaren sık sık Kamil Okyay Sındır, Tuncay Özkan, Abdül Batur isimleri öne çıkarken Tunç Soyer bayrağı bir adım öteye taşıyarak adından en çok bahsettiren isim oldu.

2009 yılından bu yana Seferihisar Belediye Başkanlığı görevini sürdüren Tunç Soyer, ekoloji ve yerelden kalkınma konularına çok önem veriyor. Hatta öncüsü olduğu projeler ülke sınırlarını aşarak uluslararası platformlarda da övgüyle karşılanıyor. Odasında aldığı plaketleri ve ödülleri koyacak yer kalmamış neredeyse.

Fakat bu durum mütevazılığına gölge düşürmüyor; “Plaket veren kurumlar ziyarete geldiklerinde görmezlerse kırılıyorlar” diyor. Peki, Tunç Soyer, bu başarıyı İzmir genelinde gösterebilecek fırsatı bulacak ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilecek mi?

Tunç Soyer ile aday gösterilmesi durumunda “Nasıl bir İzmir” hayal ettiğine dair sohbet ettik.

Uluslararası Şeffaflık Derneği tarafından geçtiğimiz günlerde “Şeffaf Belediyecilik” ödülüne layık görüldünüz. Öncelikle, ‘şeffaf belediyecilik’ merkezi sistemin bu denli güçlü olduğu bir ülkede neden önemli?

Şeffaf belediyecilik dediğimiz şey az konuşulan ve pek bilinmeyen bir kavram. Fakat en çok ihtiyacımız olan şey bu aslında. Eğer demokrasi bir arada yaşamak kültürü ise bunun en önemli ayaklarından bir tanesi de yönetenin, iktidarının, belediyenin şeffaf bir biçimde halka hesap verebilmesidir. Demokrasi, seçimden seçime olacak bir şey değil. Demokrasi her an ve her noktada yaşanması gereken bir olgu. Bunun da tek yolu yönetimin hesap verilebilir olmasıdır. Yönetim kendini ne kadar halka açarsa vatandaş da yönetime her türlü katkıyı verir. Şeffaflık aynı zamanda yolsuzluğu, hırsızlığı engeller.

Türkiye’de rejim değişti. Türkiye, demokrasiden uzaklaşarak merkezileşti. Merkez de aynı oranda çekirdek bir yapı haline geldi. Bunun tek alternatifi yerelde nefes alan belediyelerdir.

Seferihisar’a gelmeden evvel, kent merkezinin nabzını tutmaya çalıştım. İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanlığı için sizin isminiz geçtiğinde yüzlerde bir tebessüm oluşuyor…

Böyle bir algının oluşmasına çok sevindim. Fakat ben 2014 yılında da şimdi de aday olmadım. Bu tür mevkilerin büyükler tarafından layık görülmesi lazım. Yani duruşunuzla, vizyonunuzla, birikiminizle, aile hayatınızla ve her şeyinizle onlar sizi seçmeli. Genel Merkez’in bunları göz önünde bulundurarak bir isim belirlemesini bekliyorum. Ben, hem rekabeti kızıştırmamak hem de genel merkezin elini rahatlatmak için adaylığımı koymadım. Eğer bu görev verilirse yerine getirmeye hazırım, vermezlerse de canları sağ olsun.

İzmirliler özellikle rant konusunda çok hassaslar. “İstanbul’a yazık ettik” açıklamalarına benzer bir açıklamayı İzmir için duymak istemiyorlar.Aynen öyle. Ben de bir vatandaş olarak bundan çok tedirginim, çok rahatsızım. Ben Genel Merkez tarafından kentin nabzının tutulduğunu düşünüyorum. İzmirlinin nasıl direndiği, kentine nasıl sahip çıktığı çok açık. Bunu görüyorlardır ve buna uygun bir zırh öreceklerdir.

Siz, Seferihisar özelinde farklı çalışmalara imza attınız. Hız ve büyümenin ‘vaat’ olarak sunulduğu bir süreçte ‘sakin şehir’ projesi başlattınız. Neyi hedeflediniz tam olarak?

Asında hikaye Brundtland Raporu’na kadar gidiyor ama özünde yatan motto şu: Her şeye rağmen büyüme her şeye rağmen kalkınma istemiyoruz. Çünkü her şeye rağmen büyüme insanları mutlu etmiyor. Hep söylüyorum; hızla haz arasında ters bir bağ vardır diye.

Bundan sıkılan insanlar sakin şehir yaşamına çok sıcak bakıyor. Fakat Seferihisar sakin şehir olduktan sonra sakinliğini kaybetti. Tabi bu öngörmediğimiz bir büyümeyi de getirdi. Biz yavaşlayalım derken hızlandık. Bu böyle bir şey ne yazık ki... Sizi de bir şekilde içine alıyor. En azından bir farkındalık yarattık.

Büyükşehir’e başkan olursanız, İzmir’i de ‘yavaşlatacak’ mısınız?

Hem de nasıl güzel yapacağız bunu. Çünkü bu bir yaşam felsefesi. Yavaşlık bir moda değil ki! Paul Lafargue’nin “Tembellik Hakkı” kitabından tutun da sendikal mücadelenin temelinde var olan öz bu. Neden insanlar daha az çalışarak daha mutlu bir hayat sürmek istiyorlar? Bu, insanların binlerce yıl boyunca damıta damıta geldiği nokta. İzmir bunun çok güçlü enstrümanlarını elinde bulunduran bir kent. Akdenizlilik dediğimiz şeyin doğasında bu var. Ben insanlara “hop yatıyoruz kardeşler” dediğimde çok kolay yatacaklar. Çünkü bazen yatıracağız, bazen eğlendireceğiz, bazen dinlendireceğiz, bazen de sakinleştireceğiz. İzmir bir arada yaşamın bütün zenginliklerini gösterebileceğimiz bir kent.

 

İzmir geçtiğimiz yıl İstanbul’dan rekor sayıda beyaz yakalı göçü aldı. Bu göç, seçimleri nasıl etkileyecek sizce?

Olumlu etkileyecek. Az önce konuştuğumuz gibi göç eden aydınlar, entelektüeller İzmir’e geliyor. Bu insanların kaçış nedenleri ile İzmirlinin direniş nedenleri aynı.

Bu göç kuşkusuz AKP’ye yakınlığı ile bilinen dev inşaat firmalarının iştahını kabarttı. Sizin için yapılan yorumlardan bazıları da “Tunç Bey çok naif bir insan, bu rantçıların hakkından nasıl gelecek” şeklinde…

Tunç Bey onların hakkından gelecek merak etmesinler. Zarafet ile zafiyet birbirine karıştırılmamalı. Beni şuan idam sehpasına çıkarsalar bir an bile gözü kırpmam o sehpaya yürürüm. Bu koltuklarda oturan insanların bedel ödemeye hazır olması lazım. O bedel ne olursa olsun... Bu işteki başarının sırrı enerjinizi, zamanınızı, her şeyinizi feda edecek kadar kendinizi vakfetmenizdir. Kimsenin ön göremeyeceği kadar ciddi kavgalara girebilirim.

İkincisi ise kentsel dönüşüm konusunda çok net uygulayacağımız bir sistem var. Biz belediye-müteahhit-halk üçgeniyle bir kentsel dönüşüm tasarısı içindeyiz. Bu mesele sadece belediye ve müteahhit arasında olmamalı. Dolayısıyla kenti koruyarak, doğasına sahip çıkarak ve insanın sözünü dinleyerek başka türlü bir kentsel gelişme mümkün. Bu, aynı masaya oturmakla başlayacak bir süreç. Elbette Cengiz İnşaat’a, Kolin İnşaat’a karşı halkı koruyacağım!

2009’da belediye başkanı adayı olmaya karar verdiğim zaman beni sığ tartışma ortamlarına çekmeye çalışanlara söylediğim tek bir cümle vardı ki hala aynı fikirdeyim; “Bir tek haramilerle ve hırsızlarla aramda kırmızıçizgi vardır.”

Bu tür firmaların kendi rant politikalarını işletebilmeleri için uzlaşabilecekleri bir CHP adayı konusunda genel merkezi etkileme olasılığı var mı sizce?

Ben dün aday olmuş bir adam değilim. 10 senedir bu işi yapıyorum. Genel başkanımız tüm aday arkadaşları ve mevcut başkanları tanıyor. Başkanımız da hem bizim, hem İzmir’in dokusunu çok iyi biliyor artık. Dolayısıyla bütün bu bilginin ve birikimin ışığında doğru bir karar verecektir.

AKP adayı Nihat Zeybekçi ilkin cinsiyetçi açıklamalar yaptı ardından ‘İzmirlinin rakısına karışmayacağız’ şeklinde konuştu. Sizce Zeybekçi, bir önceki aday Binali Yıldırım’dan sonra nasıl bir profil oluşturdu?

AKP’nin adayı çok talihsiz başladı bence. AKP bu seçimde rekor düzeyde bir düşüş yaşayacaktır. Sebeplerinden bir tanesi adayın kimliği. Binali Bey’den sonra daha zayıf bir aday. İkincisi Nihat Bey, İzmirlinin kırmızıçizgilerini ihlal etti. Kendi özgürlük algısının çok basit olduğunu gösterdi. İzmirlinin ‘kendi kendimize rakımızı içelim’ gibi bir derdi yok ki. İzmirlinin derdi yaşam tarzına, demokrasi kültürüne, özgürlüklere sahip çıkmak. Fakat Nihat Bey, olayı basit bir rakı meselesine indirgedi.

İzmirli çok daha iyi yaşamak istiyor, kentin sahip olduğu potansiyele paralel yaşamak istiyor, tarihsel mirasla ve zenginliklerle uyumlu bir hayat yaşamak istiyor. Bunları görmemek büyük talihsizlik ve bunlar seçmen nezdinde karşılığını bulur.

1828 yılında bir ekmek zammı yapıyor Vali Hasan Paşa. Çok yüksek geliyor zam ve vatandaş itiraz ediyor. Vali dinlemiyor. Dört gün sonra kadınlar, çocuklarıyla birlikte sokağa dökülüyorlar. Sokakta o zammın geri alınması için direniş yapıyorlar ve vali zammı geri alıyor. İzmir gerçekten kadın kenti. Bunun arkasında Amazonlara giden köklü bir kimlik var. Bunu anlamayan Nihat Bey’in İzmir’i yönetmeye talip olması çok büyük şansızlık kendi açısından.

Sizin hem belki bu kadın kenti kimliğinin öne çıkması için hem de genel olarak İzmirliler için projeleriniz var mı?

Ben proje adamı değilim… Bana adaylık görevi verilirse ve sonuç olarak başkan olursam çekmecemden proje çıkartmayacağım.

Eğer olası bir görev verilir de başkan olursam 1 Nisan sabahı yapacağım iş belli. İskenderiye, Beyrut, Atina, Roma, Marsilya ve Barselona belediye başkanlarına bir mektup yazdım. Bu mektubu gönderip onları İzmir’e davet edeceğim. Biz bir “Akdeniz kentler birliği” kuracağız. Bu birlikle hem kendi ekmeğimizi hem her bir kentin ekmeğini büyüteceğiz. Çünkü birlikte tarım, turizm işleri yapacağız.  Kadınlarla, çocuklarla, üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak işler yapacağız.

Belki de dünyanın en güçlü medeniyetlerinin kurulduğu Akdeniz çanağında yeniden yükseleceğiz... Ülkeler, insanlığın yüz yüze olduğu global sorunlarla ilgili çözüm üretmekte yetersiz. Onlar tam tersine sınırlarını yükseltiyorlar. O nedenle kent odaklı düşünmek gerek.

İkinci hedefim, İzmir’in arka sıralarında yaşayanlar… İzmir on yıllardır protokole proje yapıyor. Ulaşım sisteminden tutun da kültür sanata kadar her şey ön sıradakilere yapıldı. Ama sahneyi görmeyenler var arkada. Onlar da İzmirli… Bu perspektifi olduğu gibi değiştireceğiz.

Son olarak kayyumlar ve anti-demokratik uygulamaları göz önünde bulundurursak, nasıl bir süreçte seçime gidiyoruz?

Zor bir süreç ama ben insanlarımıza güveniyorum. Ben, Türkiye’nin her bölgesindeki kadim kültürün çok güçlü olduğunu düşünüyorum. Bütün bu ötekileştirme politikalarına rağmen bütün bu ceberut devlet uygulamalarına rağmen birbirimizi boğazlamıyorsak eğer bu kültürün kattığı sağduyudandır.  Her şeye rağmen çok güzel bir geleceğin hayalini kurabiliyorum. Çünkü bütün olumsuz tabloya rağmen bu topraklar üzerinde yaşayan insanların geri gidişe rıza göstermeyeceklerini biliyorum. Onun için Nihat Zeybekçi’den başkasını aday gösteremiyor. Onun için bütün çırpınmalarına rağmen ülkeyi daha geriye götüremiyorlar.

 ahvalnews-com

12.12.2018

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0