Sokrates: Öğrenmek anımsamaktır!

21 Kasım 2006 13:56  

 

Sokrates: Öğrenmek anımsamaktır!

 

 

PINAR NURHAN Ünlü filozof Sokrates böyle söylüyor. Ben onun yalancısıyım. Sokrates ruhların göçüne inanıyordu ve hayata tekrar tekrar geldiğimizi söylüyordu. Her seferinde edindiğimiz bilgilerin de zihnimizde saklı tutulduğunu ancak bunları doğarken unuttuğumuzu anlatıyordu.
 
Yani hayatla ilgili her türden bilgiyi zaten bilerek dünyaya geliyorduk. Öğrenme dediğimiz bir tür hatırlama, öğretmeyse hatırlatmaktı. Hiç kimse daha önceden zihninde ya da ruhunda bilmediği bir şeyi öğrenemezdi. Öğretmenin işlevi öğrenciye rehberlik etmek, bakış açısı kazandırmak ve bilgilerini anımsamasını sağlamaktı. Sokrates'in fikirlerini öğrencisi Platon'un eserlerinden öğrenebiliyoruz. Yani öğrencisi olmasa belki de Sokrates gibi önemli bir şahsiyetten kültür tarihimiz yoksun kalacaktı.
 
Öğrencisi, Sokrates'in öğretmen olmasını sağladı. Ve öğretmenin Atina demokrasisince idam edilmesi tarihe trajik ve ironik bir 'rastlantı olmayan' olarak geçmiştir. Öğretmeni öğretmen yapan diploma mıdır? Sokrates diplomasısızdı. Öğretmeni öğretmen yapan kurumlar içerisinde kalıplaşmış programları uygulamak mıdır? Sokrates'in müfredatı yoktu. Öğretmeni öğretmen yapan öğrencileridir, onlarla kurduğu diyalogtur. Sokrates'in idam gününde bu ölümden kurtulmasını sağlayacak düzeneği oluşturan, ismini ve fikirlerini gelecek yüzyıllara aktaracak eserler, tiyatrolar yazan öğrencileri vardı...
 
Buruk kutlama


Bir öğretmenler gününü daha kutluyoruz. Buruk! Duygusal cümleler kurmayacağım, bunlardan bıktım usandım. Öğretmenlerin kendi değerlerini kendilerine vermiyor olmalarından ve değeri dışarıdan beklemelerinden de, maaştan söz ederek onları zavallı, fakir ve ya da para meraklısı göstermeye çalışmalarından da... Artık şu saçma mum benzetmesini de kimse yapmasın. Öğretmen etrafını aydınlatan bir mumdur! Yok, daha neler... Eğitim insanların birbirlerini geliştirdikleri bir süreç. Modern eğitim sistemleri buna (learning partnership) eğitim-öğrenme arkadaşlığı diyor.

Öğretmenlerden eğitim ordumuzun fertleri diye söz etmek ne kadar doğru? Öğretmen cenge giden bir asker olabilir mi? Her kahramanlık öyküsünü askeri benzetilere başvurmadan takdir etmeyi bilmek gerekmez mi? Bir öğretmen sınıfını ne kadar korkutabiliyorsa, sırada put gibi tutabiliyorsa iyi bir öğretmendir! Mi? Hiç sanmıyorum. Halil Cibran şöyle diyor:
"Öğrencileri arasında mabedin gölgesinde yürüyen üstat, kendi aklı ve hikmetinden vermez, fakat daha çok inancını ve sevgisini sunar.
Eğer gerçekten olgun ise sizi kendi akıl ve hikmetinin evine çağırmaz, fakat daha çok sizi kendi aklınızın eşiğine yöneltir."

Dün gece bir rüya gördüm. Öğretmenler gününde kıymetli öğretmen ve öğrencilerimiz kamuya program hazırlamak için koşuşturup zor koşullarda bir şeyler ortaya koyabilmek adına paralanmıyorlardı. Hepsi cıvıl cıvıl giyinmiş, halk, eğitimciler, öğrenciler ve idareciler neşe içinde rengârenk süslenmiş bir salonda kokteyl partide dans ediyorlardı. Aralarda önemli konuşma ve şiirler doğal biçimde okunuyor sonra kutlamaya devam ediliyordu. Sonra uyandım. Hepsi rüyaymış diyerek buruk kalktım yatağımdan.

Yine de umudumu yitirmiş değilim. Zira Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şu dizeleri beni neşelendirdi:
Düşle gerçek birbirine yakındır, bilmez misin?


Pınar Nurhan: Urla Lisesi ve Urla Anadolu Lisesi felsefe öğretmeni

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0