Kürtler Bilge Vesek'ini Kaybetti

13 Haziran 2020 23:31 / 3410 kez okundu!

 

 

Önce aileden dört kişiyi Diyarbakır'a getirdiler. Bir kaç gün sonra da Sabri abiyi. Maalesef virüs ve ağır zatürre hâli alıp götürdü onu aramızdan.

 

****

 

Kürtler Bilge Vesek'ini Kaybetti

 

  Abdurrahman Demir, Zerruk Vakıfahmetoğlu, Sabri Vesek, Şahin Cizrelioğlu, Şeyhmus Diken. Diyarbakır 2006, turistik otel.

 

2007 Temmuzu'nun çok ama çok sıcak bir günüydü. Ragıp Duran ile birlikte Orhan Doğan'ın cenaze törenine gitmiştik. Cizre'de hayat durmuştu.

Tarihi kadimden zeyl kadim Cizre'de herkes Orhan Doğan'ı öte yakaya uğurlamaya endekslenmişti adeta. Sabri abiyi aramıştım. Çünkü aramasam kızardı, nasıl olurda Cizre'ye ayak basar aramazsın derdi, bilirdim.

Benim için, bizler için Cizre deyince ilk akla gelen bir simgeydi adeta. Ve tabi erken yaşta aramızdan ayrılan çok değerli dostum arkadaşım doktor İsmail'in abisiydi Sabri abi.

"Şeyhmus'cuğum" demişti avurtlarının olanca dolgunluğuyla "yemeğe bizdesiniz sakın bir yere kaybolmayın" demişti.

Hatırlıyorum, hayli kalabalık bir yer sofrasıydı. Hep öyleydi Sabri abi. Üstelik sadece memleketinde değil, memleketin dışında da öyleydi. Sonuçta Ahmed Arif'in vurguladığı gibi Aşiret adamıydı, aşir töresi ile büyümüş yetişmiş ve o törenin gereklerini yapan, uygulayan bir adamdı.

O yemekte demişti ki Sabri Vesek ağabey; "Orhan, Kürtlerin Sokratı'ydı". O sözü o gün bugündür aklımda kalmış.

Ocak 2018'de "Ahmed Arif, Abisi Olmak Halkının" kitabımın imza günü için üşenmeyip ta Cizre'den Diyarbakır'a gelmişti.

"Abi niye yorulup geldin ki! Ben size kitabı imzalayıp yollardım." Demiştim de, "olur mu asıl böyle günlerde bir arada olmak lazım, akşam kimseye söz verme, yemek yiyelim benim konuğum olacaksınız arkadaşlarla" deyivermişti.

Abi olur mu filan dememe fırsat kalmadan "mutlaka, mutlaka"yı da eklemişti.

İşte o gece yemekte kitaptan iki dizeyi kendi vurgusu ile okurken kısacık videoyu yarım da olsa telefona kayıt etmiştim. "Ben, taşta büyüdüm taşta, / öfkem bundandır..." diyordu.

Sonraki günde İnstagram'da paylaşmıştım. Sabri abi sosyal medya kullanmadığından izlemiş olma ihtimali de hiç aklıma gelmemişti doğrusu!

Gece 23.00'de haber geldi. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Covid-19'dan Sabri VESEK ağabeyi kaybetmiştik.

Bir ay önce çok sevdiği eşini kaybetmişti. Koronavirüs salgını nedeniyle Cizre'ye gidememiş sadece iki kez telefon açıp başsağlığı dilemiştim.

İlkinde oğlu çıkmıştı telefona. Bir kaç gün sonra bir daha arayıp bu kez kendisiyle görüştüğümde, aramadığımı düşünerek sanki biraz kırıldığını hissedince aradığımı söyledim. Hemen "henüz bana arayanların listesini getirmediler, çok sağol" demişti.

Önceki gece yarısı hastanenin morg kapısındayken yeğeni Berivan anlattı. O şiiri okuduğu video kaydının sosyal medyada yayınlanmış halini evde izlemiş, izlettirmiş "hele oku bakalım ne yorumlar yazmışlar bileyim" demiş meğerse...

Eşinin vefatı sonrası taziyeye epey giden gelen olmuş koronaya rağmen. Aileden birkaçı virüsü kapmış. Önce aileden dört kişiyi Diyarbakır'a getirdiler. Bir kaç gün sonra da Sabri abiyi. Maalesef virüs ve ağır zatürre hâli alıp götürdü onu aramızdan.

Kelimenin tam anlamıyla "Bilge" bir şahsiyetti Sabri Vesek ağabey. Cizre gibi Botan Beyliği merkezinde, bir zamanlar Cizîra Botan Miri, Bedirxan Beyin hüküm sürdüğü coğrafyada Belediye Başkanlığı yapmış biriydi Sabri Abi.

Sohbeti çok derinlikli ve tarih ile edebiyat bir de nükte ile yoğruluydu. Espri yeteneği ile fıkralarını dinlemeye doyum olmazdı.

Geçtiğimiz Mart ayında Udi Yervant dostumla Cizre'ye gidip kendisine misafir olma sözünü vermiştik. Covid -19 belası gelince de ertelemiştik.

Yine bir kitap edebiyat muhabbetimizde; "Belki bilmezsin! Ben çok iyi bir edebiyat okuruyum. Senin yazdıklarını okuduğumda Çehov'un hikayeleri aklıma geliyor. Gündelik hayattan güzel hikâyeleri bizlerle buluşturuyorsun" deyince! Lütfediyorsunuz abi filan demiştim.

Evvelki gece, morg kapısına giderken telefonda ısrarla "burası virüs kaynıyor gelme" demişlerdi. Çok üzgündüm. Çift maske, eldiven filanla gittim.

Yakınım Feride Laçin, Sabri abinin oğlu Pırşeng, yeğeni Berivan, Feride'nin kızı Sabri abinin de yeğeni Pelda, benim gibi Sabri abinin dostları Muharrem ve Abdurrahman Aslan bir kaç kişiydik.

"Çok ama çok üzgünüm. En yakınlarımdan birini kaybetmiş gibiyim. Kürtlerin içinde yaşı kemale ermiş böylesine bilge kişiliklerin sayısı maalesef çok ama çok az. Sabri abi onlardan biriydi" dedim. Yeğeni Pelda hıçkırarak ağlıyordu bir köşede.

Zor olan şu ki; Sabri Vesek ağabeye son görevimizi yapamadık. Ne defin katılımına ne de taziye kurmaya imkân var. Bir virüs değerlerimizi alıp götürmekle kalmıyor. Aynı zamanda acılı anlarda acıyı birlikte paylaşma isteğini de yasaklıyor maalesef.

Nerdeyse üç aydır her akşam yetkililerce açıklanan "koronavirüs ölüleri" hani birer rakamdı ya! Önceki gece 17 kişi öte yakaya göçmüş ve toplam 4 bin 763 insan ölüp gitmiş öte tarafa yas'sız ve yakınları dostlarının uğurlamasız hem de!

"Her birinin bu sayılardan öte; kendilerine, yakınlarına ve dostlarına dair hikâyeleri var" demiştim bu süreçte, bir kaç kez.

İşte Cizre eski belediye başkanı Cizrelilerin tabiriyle Sabrî'yê Newaf, Sabri Vesek ağabeyin bana değen, dokunan izdüşümü. Ruhu şad olsun. Toprağı yeşersin onun bedeni ruhuyla...

 

Şeyhmus DİKEN

13.06.2020, Diyarbekir

 

Son Güncelleme Tarihi: 29 Haziran 2020 19:55

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.