Fotoğrafçılığı Bir Süryani'den Öğrenmek

12 Mayıs 2019 00:21 / 283 kez okundu!

 

 

Duvarlarına gururla şehrin o eski fotoğraflarını asanların kaçı Süleyman Sezgin hocanın adını duymuştur? Bugünün çok itibarlı dijital makineleriyle poz poz şehri pozlayan fotoğraf sanatçıları acaba bilir mi Süleyman Sezgin adını?

 

****

 

Fotoğrafçılığı Bir Süryani'den Öğrenmek

 

Epeydir elimin altında olan ve uygun bir zamanda şöyle detaylı bir inceleyeyim dediğim bir prestij yayını albüm kitaba koca bir sabahı ayırıverdiğimi vakit öğlene doğru olunca fark ettim.

“Fotoğraflarla Diyarbakır ve Kültür Varlıkları kitabı” 1922-1928 yıllarında Diyarbekir’de “resim muallimi” olarak çalışan Süleyman Sezgin tarafından çekilmiş 102 fotoğraftan oluşmuş döneme dair bir Diyarbakır fotoğraf albümü.

Bahçeşehir Üniversitesi’nden Doktor Kenan Erzurum bir prestij albümü olarak hazırlamış kitabı.

Süleyman Sezgin Lice’den Diyarbekir’e göç etmiş bir ailenin tek çocuğu olarak 1899 yılında Diyarbekir’de doğmuş. Diyarbekir öğretmen okulunu bitirip resim öğretmeni olmuş. 

Kentin tanınan bilinen ailelerinden birinin kızı Makbule hanıma aşıktır, evlenmek ister. Lakin o yılların Diyarbekir’inde öğretmenlik para getirmemekte ve bir aileyi geçindirecek “iş” olarak görülmemektedir. Bu sebeple acil olarak iş yani bir “meslek” sahibi olmalıdır ki evlenmeye aday olan kız tarafı evet desin.

Öğrencilerinden biri Süryani’dir ve okulda konuşulunca haberdar olur öğretmeninin durumundan. Diyarbekir’in Lala (lale) bey mahallesindeki Süryani Kadim Kilisesi’nin papazı olan babasına gidip durumu anlatır. 

Süryani Papaz baba oğluna öğretmenini alıp kiliseye getirmesini söyler. Gider Süleyman bey kiliseye. Süryani Papaz oğlu aracılığıyla anlatır öğreteceği sanatı resim muallimi Süleyman beye. 

Papaz fotoğraf sanatını bilmektedir. Yalnız bir sorun vardır, Papaz efendi de Türkçe bilmemektedir. Anlaşırlar, zaman içinde Süryani Papaz, Süleyman öğretmene fotoğraf sanatının inceliklerini anlatır öğretir. Süleyman efendi de Papaz efendinin Türkçe öğrenmesini sağlar.

Yetinmez Papaz efendi… Dostlukları gelişince Süleyman hocaya Fransızcayı da öğretir. Tarih 1922-23 yıllarıdır.

1923-28 yılları arasında şehrin (o zamanlar şehir deyince sadece surların içi ve hewsel bahçeleri ile dijle kıyıları anlaşılmalı) birçok fotoğrafını çeker. 1930 ve sonrasına birçok kaynakta Süleyman hocaya ait fotoğraflar yer alır.

Süleyman hocanın başka yetenekleri de vardır. Sarraflıktan iyi anlar. Şehrin tanınmış kimi ailelerinin kadınlarına Diyarbekir’in ünlü hasır bileziğini yapandır aynı zamanda.

Süleyman Sezgin’in çok sayıda bizzat kendisinin çektiği fotoğraflardan seçilen albüm, şehrin 90 yıl öncesine ait; surlar, hükümet konağı, camiler, medreseler, kışla, köprüler, Dicle Nehri üzerinde kelekler, surlardaki figürler ve mezarlıkları kapsıyor.

Ailenin yaşayan fertlerinin de destek ve katkılarıyla Doktor Kenan Erzurum tarafından basıma hazırlanan kitap kentin hafızasına sıkı bir görsel yolculuk yapmamıza yardımcı oluyor.

Süleyman Sezgin hoca ile ilgili bilgiler bu kadar değil. Yıllar sonra kentin cumhuriyet dönemine ait fotoğraf arşivinin sahibi olarak tanıyıp bildiğimiz Foto Dicle’nin sahibi ve Diyarbakır Tanıtma ve Turizm Derneğinin kurucu başkanlarından Adil Tekin’e de fotoğrafçılığı öğreten adamdır Süleyman Sezgin.

1965 yılında öte yakaya göçen şehrin bu sanatkâr şahsiyeti şimdi Mardinkapı Mezarlığı’nda yatar.

Düşünüyorum da, hem sadece düşünmekle kalmıyorum merak da ediyorum iki şeyi... Evlerinin, işyerlerinin duvarlarına gururla şehrin o eski fotoğraflarını asanların kaçı Süleyman Sezgin hocanın adını duymuştur? 

Ve dahi bugünün çok itibarlı dijital makineleriyle poz poz şehri pozlayan fotoğraf sanatçıları acaba bilir mi Süleyman Sezgin adını. Bu yazıyla ilk kez tanıyor iseler Süleyman Sezgin adına bir vefa fotoğraf yarışması yaparlar mı?

Bahçeşehir Üniversitesi adına bu çok değerli prestij albümünü ilk kez sahibi tarafından yayınının 90. yılında yeniden düzenleyip basıp yayınlayan Enver Yücel ve Kenan Erzurum’a çok teşekkür ediyorum.

Ve bu albümü arkasına bir plaket ekleyerek yayınağacı adına sadece bana değil kente gelen yazarlara da armağan eden dostum Yusuf Serdar Esen’e de çok teşekkür ediyorum...

 

Şeyhmus DİKEN

11.05.2019

 

Son Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2019 00:23

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.