HER KAP İÇİNDEKİNİ BOŞALTIR

05 Temmuz 2011 23:49 / 2706 kez okundu!

 


Gönlüme geleni yazdım, beğenmeyen okumasın.

Geçen gün bir arkadaşım neden yazmıyorsun diye sordu. İşe başladım, onun için aksadı dedim. Arkadaşım, "Çok sevindim, çeneni tut, etliye sütlüye karışma, işinden olma" dedi ve arkasından da "Ne işi?" diye ekledi.

Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’a işe ihtiyacım olduğunu dilekçeyle arz ettim. Allah razı olsun, halimi anladı, bana iş verdi dedim.

Arkadaşım bir solukta ve kelimeleri ard arda sıralayarak, "Yıllarca ucuz kahramanlıklar yaptın, ilk önce kendini sağlama alacaktın, sonra hakkı haklıyı konuşacaktın, bundan sonra dikkat et" dedi ve gitti.

Öylece ardından bakakaldım. Sessizce bendeki benle konuşmaya başladım. Sessizce diyorum çünkü bazen sesli konuşuyorum.

Gözünün önünde birine haksızlık yapılıyorsa susacaksın, çünkü paran yok. Paran olana kadar sabredeceksin.

Peki, o haksızlığa uğrayan insanın o kadar zamanı yoksa ya da sen hiç bir zaman zengin olamazsan hep mi susacaksın? Hele para kazanmak konusunda benim kadar beceriksiz olursan… Ben, elbise, başörtüsü satarken bile paramı isterken utanırdım çoğu zaman. İnsanlar kendileri getirirdi elbise paralarını.

Arkadaşımın tarafından baktığı pencere benim yaptıklarımı ucuz gösteriyordu. Benimkisi ise çok pahalı.

Eeeeeh, güzelik ve çirkinlik izafidir; kişiye göre değişir.

Zenginlik ve fakirlik de öyle. Kumaşın kalitesi önemli de, pazara düşünce ipek pahalı olsa da, maalesef pazen fiyatına gidiyor.

Bendeki benle konuşurken internet kafeye girdim, yazılarımı kaç kişi okumuştu acaba diye.

Merakla daha sonra benimle ilgili yazılara baktım. Bir iki yazı dikkatimi çekti; hızlı promosyoncu kimmiş diye insanlar beni merak ediyorlarmış.

İzmir Tepecik’te genelevin bir sokak üstünde fakir bir ailenin beş çocuğundan biri diye başlayıp giden yazıyı okudum.

Evet, doğru. Emine Şenlikoğlu’nun benim hayatımın bir kısmını yazdığı, diğeri kendi hayatının benzer taraflarını benim hayatıma ekleyerek yazdığı “Çingene”den alıntılanmıştı.

Anladığım kadarıyla Emine ablaya beni sormuşlar, beni tanımadan önce Kasımpaşalı bir kadının hayatını yazacakmış ama kadın “Yaşasın, İslam yolunda da şöhret olmak varmış” dedi diye vazgeçmiş.

Sonra beni tanımış, mücahide ruhluydu diyor son cümlesinde. Onun gibi ben de hayret ettim; ne olmuştu bana böyle… Hatırladıklarımı yazayım…

İlk önce şunu belirteyim; ben dünyaya gözümü açtığımda genelev ordaydı, ben oraya koymadım ki… Kim koyduysa ve kim hala orada devamlılığını sağlıyorsa onları kınayın.

Allah da, kullar da şahit; yıllarca Refah Partisi’nin peşinden koşmamın en önemli sebebi rahmetli Erbakan Hoca’nın genelevleri kapatacağız, hiç bir kadın satılmayacak demesiydi.

Şöhreti es geçiyorum, isteseydim gençliğimde olacağımı herkes biliyor ama mücahideliğe gelince bir iki söz edeyim…

84’te anladığınız manada örtündüm.

86’da Kur'an kursu bitirdim, parti ve vakıflarda hizmet ettim.

94’te Emine ablayla tanıştım. Kışın ayazında köy köy, kasaba kasaba “Çingeneliğimin” promosyonunu yaptım.

95’te “Çingene” çıktı.

Baba tarafım Türk olduğu için iletişimimiz bitti. Babaannem hayatta olsaydı bitmezdi.

Ben 2008’de İzmir’e dönerken “Çingene” onuncu baskısını yapmıştı.

Vicdanı ve kalbi sağır olmayanlar duyabilir. Evet, evet, evet. Ben, genel evin bir sokak üstünde doğup büyüdüm.

Allah korudu, Tepecik’te yaşarken toz konmadı üstüme, ama 40 yaşımdan sonra ayıp ettim; mücahidlerin ve mücahidelerin içinde roman kahramanı şarkıcı ve ilahici olmayı başardım.

Hem de bedavaya hem de ben yalnız başına başardım bunları, hiç kimsenin değil, benim başarım bu.

Şu an 49 yaşındayım. Geriye dönüp baktığımda, büyük işler başarmışım. Tapuda hiç bir değeri olmayan gecekondu bir ev, sigortada kayıtlı, sadece 400 gün ve kafadan kırılmış bir sürü tahta.

Eee, Görevimiz Tehlike filminin baş aktristi olmak kolay değil... Arkadaşım galiba haklı; gerçekten çok ucuz kahramanmışım. Özgürlüğün önündeki engeller, halinden memnun köleler...


Serpil ÖZKASAP

05.07.2011


Çingeneyim ama sakladım - Sabah/18.02.2002

***

Not:
Bir önceki yazıma yorum yazan Asya Aslantaş kardeşim, Kuran’ı incelerseniz, çok eşliliğin peygambere mahsus olduğunu, müminlere yasak olduğunu görürsünüz. "İşte Kur'an" çalışmasının yazarı Alim Hakkı Yılmaz’ın "Tebyinül Kur'anı"nı okumanızı tavsiye ederim.




 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
31 Ağustos 2011 01:02

er

teyzecim haklısın ama biz tepecikliler değil bizi böyle batılılaştırmaya çalışıp müslümanlıktan allahtan namazdan adaptan ayadan uzaklaştıranları allaha havale ediyorum. Evet tepecikte genel ev var ve mahteessüf çocuklarımızı bu rezil yerin yanında büyütüp yetiştirmek zorunda kalıyoruz. ALLAH HERKEZE HİDAYET VERSİN ENANİYETTEN MUHAFAZA ETSİN
07 Temmuz 2011 02:22

gökay

Tüm yazılarınızı toptan okudum.
Açıksözlülüğünüzü, yürekten yazan kaleminizi kutlamadan geçmek haksızlık olacaktı.
Ne kapağını gördüğüm kitaptan haberim vardı ne de ironiyle bahsettiğiniz ''promosyondan''.
Ne var ki mevcut birikiminizin, düşüncelerinizin ipuçlarını bulduğum yazılarınız kendi iç hesaplaşmamız ve içsel yolculuğumuzda referans olacak ve katkı sunacak kadar değerli.
Lütfen yazmaya devam ediniz hanımefendi...
Selam ve saygıyla...

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.