ÇOK EŞLİLİK – CAHİLİN SOFUSU, ŞEYTANIN MASKARASI

25 Mayıs 2011 19:13 / 2645 kez okundu!

 


Çok eşlilik zaten var. Yasalaşmalı diyen Sibel Üresin hanımı televizyonda izlerken, yıllar evvelki düşüncelerimin sesli ve görüntülü hali gözümde canlandı. Kalbim sıkışsa da, vücut kimyam bozulsa da içeriğini bilmediğim, Kur’an’a ve İslam’a karşı gelmemek adına insan fıtratına uymayan, insanı bunalıma sokan bu Kur’an dışı söylemleri savunuyordum.

Mahallemizde başı yazmalı, ayağı şalvarlı, hiç okumamış Ayşe abla bana; “cahilin sofusu, şeytanın maskarası olur” derdi. Ben de ona “Ayeti inkar ediyorsun, şirke giriyorsun” derdim. Üstelik o ayetin ne anlama geldiğini bilmeden. Kadın kısırsa ya da hastaysa, yahut cinsel gücü yoksa erkeğin hakkıdır, evlenebilir derdim. Ya erkek kısır olursa, ya erkek hasta olursa, ya erkeğin cinsel gücü yoksa kadının canı, duygusu, hazzı yok mu? Erkeğe tanınan haklar, kadın için söz konusu değil mi? Kadınlar erkekleri tatmin etmek için mi yaratılmışlardı diye düşünmeden…

Şimdi sadede gelelelim…

İlk önce şu çok iyi bilinmelidir ki, İslam’da ve Kur’an’da bir erkek ferdi olarak ikinci bir kadın asla alamaz. İkinci kadın almak isterse ilk karısından boşandıktan sonra başka bir kadınla evlenebilir.

Şimdi de Kur’an’daki çok eşliliğe gelelim…

Doğal afetler sonucu eğer toplumda kadınlar yetimlerle kalmış ve bu sayı çoksa, devletin otoritesi yetimlerin kadınlarını bir kampanya düzenleyerek toplumdaki bütün erkekleri sorumluluğa çağırır ve evlendirir. Buradaki amaç; yetim çocukların sahiplendirilmeleri ve huzurlu bir aile ortamında yetişmelerini sağlamaktır. Yani Kur’an toplumdaki erkeği ve kadını sorumlu davranmaya çağırır.

Nisâ Suresi-ayet 125’te Cenâb-ı Allah şöyle buyurur: Ve erkekten veya kadından kim mümin olarak düzeltmeye yönelik işler yaparsa artık işte onlar cennete girerler. Hurma çekirdeğinin sırtındaki çukur kadar haksızlığa uğramazlar.

Durum normale döndüğünde tek eşlilik esastır.

Ve yine Nisâ Suresi’nin 3. ayetinde; eğer ki yetimleriniz konusunda hakkaniyetsizlikten korkarsanız, o takdirde sizin için hoş olan o kadınlardan (yetimlerin kadınlarından) ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Şayet o takdirde de adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tanesini alın. Ya da yeminlerinizin sahip olduğunu nikahlayın.

Ayrıca Nisâ 127’de; senden o kadınlar (yetimlerin kadınları) hakkında fetva istiyorlar. De ki; onlar hakkında fetvayı Allah ve kendilerine farz kılınmış olanı vermediğiniz ve kendilerini nikahlamaya rağbet etmediğiniz kadınların yetimleri hakkında ve ezilmek istenen çocuklar hakkındaki ve yetimler için hakkaniyeti ayakta tutmanız hakkındaki kitapta size okunanlar verir. Ve hayırdan ne işlerseniz Allah bilir.

Sibel hanımın da söylediği ve bilindiği gibi, erkekler süslü, güzel, cilveli kadınları tercih ediyor. İnsanlar, yetimlerin annelerini nikahlamak istemiyor. Oysa Kur’an-ı Kerim’de Allah sitemde bulunuyor.

Nisâ 3’teki en-Nisâ; “o kadınlar” ifadesi yetimlerin kadınları demektir. Yani yetimlerin anneleri, teyzeleri, nineleri gibi yetimlere bakmakla yükümlü olan ve tabii ki nikahlanmaya uygun olan kadınlardır.

Dikkat edilmesi gereken önemli husus; Nisâ 127’deki ayetteki-yetemen Nisâ, “o kadınların yetimleri” tamlaması Nisâ 3’teki en-Nisâ, “o kadınlar” sözcüğünün hangi anlamla özelleşmesi gerektiğinin ipucudur.

Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Nisâ Suresi’ni 1’den 10’a kadar, yine Nisâ Suresi 127. ayetin iyice düşünerek okunması gereklidir.

Nisâ 1. ayette, Eyyühen nas denilerek, toplumdaki tüm erkekler sorumluluğa çağrılır, kadınlara da gururlarını Allah için askıya almaları istenir.

Yani bu ayetler ışığında, ey erkekler, hiçbir zaman yaşlanmış, yıpranmış emektar kadınlarınızı ağlatarak, bunalıma sokarak, kendinizden 15-20 yaş küçük kadınlarla evlenemezsiniz. Doğal felaketler sonucu evsiz barksız kalmış, kendinizden 15-20 yaş büyük kadınları, yetim kalan yeğenlerine, torunlarına, kardeşlerine bakmaları zaruri olan bu kadınlarla devletin otoritesi de izin veriyorsa ve böyle bir ortam varsa, onları sahiplenmek adına evlenebilirsiniz. Karşı çıkan olursa, hiç olmazsa doğru olana karşı çıksın. Kim insan, kim değil bilinsin.


Serpil ÖZKASAP

25.05.2011


Kadınlara da çok eşlilik öneriyor musun Sibel’ciğim? - Rahşan Gülşan/Habertürk








 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
28 Mayıs 2011 17:46

BERA

BÖYLESİNE ARAŞTIRMAYA VE AYETLERE DAYANAN BİR YAZININ ALTINA RAHŞAN GÜLŞAN IN SİBEL ÜRESİN İ MUHATAP ALAN O BASİT SORUSUNUN EKLENMESİ BÜYÜK BİR TALİHSİZLİK OLMUŞ... SERPİL HANIM EMEĞİNİZE SAĞLIK...

26 Mayıs 2011 23:15

Asya Arslantaş

Serpil hanımın yazısı son günlerin en popüler ve fikir sahibi olmadan zikir sahibi olmaya çalışan herkesin kaleme aldığı konulardan birini içeriyor. öncelikle yorum yapmadan geçemedim çünkü eksikliklerin ve fazlalığın olduğunu düşünüyorum. serpil özkasap'ı az çok biliyoruz.. bazı kadınlar bu konuda populer refkleksler vermeyenleri eksik ya da sessiz görüyorlar sanırım. müslüman kadınlar konuşmadığı sürece müslüman kadınlar adına konuşmaması gerekenler gazetelerde, tvde fetva vermeye başlıyorlar.

Kuran'da kitap verilmiş tüm dinler gibi sosyolojik, ekonomik, hukuki mevzulara değinir ve toplumsal refahı ve sağlığı gözetecek emirler ve yasaklar buyrulur. erkeklerin çok eşliliğine cevaz verilmesini ne o tarihe bırakıp sığdırabiliriz -çünkü Kuran'ı Kerim genel geçer değildir, hükümleri hala geçerlidir ve geçerli olacaktır- ne de sadece günümüz muhafazakar erkeklerin istekleri ile tefsir edebiliriz ! Kur'an ayetlerinin hayatımıza yansıması adına müçtehidler icmaa etmişler ve ayeti tartışmak değil şer'i hükümler üzerine ittifak etmişlerdir. ayeti tartışmak fiili bile düşünemeyeceğimiz tahayyül edemeyeceğimiz bir saygısızlıktır ! aynı şekilde bakıyoruz ki herkes ayetleri bu konuda kendince yorumluyor ve Kuran'da vardır yoktur diyerek fikirleri bulandırıyorlar.

Kuran ile müjdelenmeden önce insanoğlu cahiliyye döneminde kadınlarına ikinci sınıf insan muamelesi gösteriyor ve birçok geçersiz nikah ile bedeninden ve kimliğinden faydalanıyordu. hıdn nikahı, şigar nikahı, bedel nikahı, istibda nikahı, makt nikahı, mut'a nikahı, mahtufat nikahı ve biğa cahilliyye döneminde kadınların erkeklerin beden hizmetcisi olmasına sebep oluyor ve toplumsal olarak kabul görüyordu. ta ki tahrif edilmemiş dini tamamlayan Kur'an ve Hz.Muhammad (s.a.v) ile nikahın usulü ve şekli belli olana kadar. günüzümüzün muhafazakar erkekleri aslını usulunu bilmeden Hz.Muhammed'i örnek gösteremeyeceği gibi günümüz muhafazakar kadınları da çok eşlilik yok diyemez. örnek vermek gerekirse Hz.Muhammed ebu sufyan'ın kızı olan Ümmü Habibe r.a ile kendisi Mekke'de iken Ümmü Habibe r.a Habeşiştan'da iken evlenmiştir. yüzyüze bile gerçekleşmeyen bu evlilikte amaç Ümmü Habibe r.a nın güvenli yaşayabilmesidir. çünkü o zamanın şartlarında bir kadın tek başına ve dul ise her an tehlike altında demektir. yani bu misalden de anlaşılacağı üzere bu nikahlar nefsi kaygılar sonucu olmamıştır. kimileri zihinleri bunlarla bulandırmaya kalkmadan önce az çok siyer okusun.. aynı amaçlarla yapılan bir diğer evlilik Hz.Muhammed'in diğer eşleri Meymune Haris r.a, Zeynep Huzeyme r.a için de geçerlidir. yani tüm bu nikahlar Hz. Muhammed'e hizmet etmek amacıyla olmadığı gibi Hz.Muhammed'in yükümlülüğü arttıran ve ne geçmişte ne de günümüzde birçok erkeğin altından kalkamayacağı adaletli muameleyi gerektiren nikahlardır. bunları düşünüp taşınmadan bir eşini henüz mennun etmeden diğerini isteyen erkekler için zaten faziletli olanın bu olmadığı bildiriliyor. ama çok eşilik yok demek ayetleri inkar etmek kesinlikle kabul edilecek bir davranış olmadığı gibi yetim annelerinin nikahlanması Serpil hanımın belirttiği gibi 'zorlanmıyor'. sanırım zorlamak fiilini yanlıs yerde kullandığının farkında değil. zorlama değil gereklilik vardır. herhangi bir davranış gerekli olduğu zaman kişinin zorlanmadan bunu yapması faziletli bir davranıştır. her gereklikik zorunluluk değildir arada kavram farkı vardır.

velhasılı kelam ilk önce verdiğimiz tepkilerin altını doldurmak ve kendimizle tezat düşmemek gerekiyor. bu konuda ihtisas etmiş insanlardan konunun tarihi ve sosyolojik açılımını dinlemeden magazin yazarlarından bunları öğrenmeye çalışmak cahiliyye döneminin zihniyetine hizmet etmektir.

saygılarımla.
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.