Bu ülke (nasıl) değişir-mi? Değişir. Bu mümkün.Yeter ki…

04 Kasım 2014 23:45 / 853 kez okundu!

 

 

Ülkemiz, dünyamıza egemen olan sistemin bir parçasıdır. Ne var ki, geri, vahşi uygulama ve araçlarla yönetilmektedir. Burjuva nitelikli demokrasilerin çok gerisinde anlayışlarla yönetilmektedir. Toplumsal yaşamın bazı alanlarına kısa bir göz atmak, bu gerçeğin resmini görmeye yetecektir. 

Sonuçlar yorucu, üzücü, ürkütücü, öfkelendirici bazen de utandırıcıdır. İnsanımız mutsuzdur. Özellikle, gerçek anlamda insan olabilme çabası içinde olanlar, yaşamla ilgili kaygıları olanlar, yüreklerinde emek, demokrasi, barış ve özgürlük ateşi taşıyanlar, bencil sevgilerden uzaklaşabilen ve sevgiyi çoğaltmaya çalışanlar, vatanları dünya, ortak kimlikleri insan olanlar için, bu daha bir böyledir.

Farkında mısınız? Çok uzun zamandan bu yana, emek ve sınıf kavramlarıyla ifade edilen önemli değerlerimiz unutturulmaya çalışılıyor.

12 Eylül faşizmi sonrasında, işsizlik ve geçim sıkıntısı baskısı altında yaşamaya zorlanan emekçi yığınları sessizleştirmek, hareketsiz, örgütsüz, güçsüz kılmak ve baş eğmelerini sağlamak için patronlar ve iktidarı her yolu ve aracı denediler, deniyorlar.

Kimi zaman ‘’kaza’’, kimi zaman ‘’kader’’, kimi zaman da ‘’Fıtrat’’ diye ifade edilen iş cinayetlerinde Avrupa’nın birincisiyiz. 2013 yılında 1235 işçi canını yitirdi.

Soma'da yaşanan büyük cinayet yüreklerimizi dağlamaya devam ediyor. Ayrıca bugünlerde yaşanan maden kazaları hiçbir dersin çıkarılmadığını da göstermektedir.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) her yıl hükümet, işçi ve işveren temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen konferanslarının 102’incisi 5-20 Haziran 2013 tarihleri arasında Cenevre’de yapıldı. Toplantıda Türkiye, dünyada ’işçi haklarına saygı duymayan ülkeler’ listesine dahil edildi.

Sendikalı işçi sayımız 12 eylül faşizminden önce 4 milyona yaklaşmış ve sınıf sendikacılığı bayrağı taşınırken, bugün 700 binlere düşen sendikalı işçi, patron ve iktidar yanlısı sendikacılık ile karşı karşıya bulunmaktayız.

Sağlık alanında olup biteni görmek için, yaşamadıysanız, zamanınıza kıyın ve bir büyük hastaneyi ziyaret edin. Özellerde şifa arama gücü olmayan büyük çoğunluğun, içler acısı durumunu ve insanı acıtan rezaletleri göreceksiniz.

600 bini aşkın üniversite mezunu insanımızın, her tür işe razı olmasına karşı, işsiz oldukları gerçeği, eğitim alanının da yaşananları anlamaya yardımcı olacaktır sanıyorum.

Yıllardır iktidarlar tarafından bir güvenlik sorunu olarak ele alınan, Türk-Kürt binlerce canın kaybına neden olan savaşın sonlandırılması için, Kürt halkıyla her anlamda eşit haklılık ve kardeşleşme temelli, demokratik ve barışçıl bir anlayışın ve ortak yaşamın egemen kılınması için çabaların yetersizliği ve yavaşlığı da, yüreklerimizi sızlatan önemli bir durumdur.

Ve uluslararası bir kuruluşun, aile hayatı, toplumsal yaşam, ekonomik durum, siyasi düzen ve kişi güvenliği, sağlık, iş güvenliği ve işsizlik, eğitim, siyasi özgürlükler, cinsel eşitlik gibi somut verilerden  hareketle hesapladığı  yaşam kalitesi standartlarında, Ülkemiz, dünyada 51. Sıradadır.

Yıllarca yaşanan olumsuzluklar ve haksızlıkların yarattığı tahribatların, hepimizi bir biçimde hırpaladığı, yorduğu açıktır. Öfkelendirdiği de tabi.

Ne var ki buradan çıkış mümkündür.

Zira biz, işçi sınıfı başta olmak üzere, tüm çalışanlar, emek, demokrasi, özgürlük, barış ve kardeşlik yanlıları olarak büyük çoğunluğuz.

Tüm varlıklarımızı talan eden, her tür haksızlığı vahşice dayatan küçük bir azınlığın sultasına dur demek mümkündür.

Yeter ki, ikincil ve bugün için belirleyici olmayan ayrılıkları bir yana bırakıp, tüm haksızlıklara karsı ortak bir karşı koyuş örebilelim.

Yeter ki, aklımızı, yüreklerimizi ve fiziksel varlıklarımızı ortak acılarımızın kaynağı olan anlayış ve güçlere karşı seferber etmeyi becerebilelim.

Bu mümkündür VE,

Bunu yapabilmek için kendilerimizden vazgeçmemiz gerekmiyor…

 

Sedat ÖZGÜVEN

29.10.2014

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.