Anam, unutur muyum seni...

24 Nisan 2014 14:10 / 1081 kez okundu!

 

 

Biliyorum uzun oldu yazmayalı. Merakta kalmışsındır. Kızma be anne. Teknik gelişmeler harbiden bizleri de bozdu. Mektup yazmayı unuttuk nerdeyse. Varsa yoksa telefon ve bilgisayarlar. Bunları bir gün ayrıca uzun, uzun anlatırım sana. Bugün bir annenin feryadı, zaten unutamadığım tüm annelerin feryadıyla birleşti. Nehirler oldu aktı, sana ulaştı. Yanındaki çocuklara sahip çık anne. Onlar dağ gibi yüreklidirler. Bizlerden de sevgi ilet onlara… "Bir annenin feryadı mı?" demiştim, anlatacağım…

Biliyorum ki sen bizlerden iyisindir, mutlusundur. Gülümse tabi. Yarattığı rüzgar hepimize ulaşıyor, ısıtıyor çocuklarını. Ama bunu inançla söylediğimi, ne olur kabul et. Rahatsın, kötülük, barbarlık, vicdansızlık sana ulaşamıyor. Her gün yürekleri dağlayan haberler sana gelmiyor. Ne olur umutsuzluk olarak algılama anne. Sen de bilirsin ki, umut en son ölendir. Ne var ki, sanki bu zamanlarda, hayatta hiçbir şey iyi gitmiyor be anne. Sanki eskiden, hani senin, 3 vardiya sistemli fabrika günlerinde, hani bakkal Nurettin abiye borç yazdırarak ekmek aldığımız ve hani ‘’Oğlum oylarınızı işçi partisine (TİP), bizim partiye vermezseniz, size hakkımı helal etmem’’ dediğin zamanlarda, daha bir mutlu muyduk ne? İnan ki umutsuz değilim, ama dağınık olduğumu, zaman zaman gizlice ağlamalar yaşadığımı bilmeni isterim. Berkin katledilmişti, annesinin feryadı sizlere ulaşmıştır. Bu feryadın, insan olanın yüreğine oturmaması ve gözlerden yaş olup akmaması mümkün mü be anne? Dünyanın kötü gidişatı, iyi ve inanç yükleyen örneğinin yok edilmesinden bu yana, hızlandı sanki.

Koskoca dünyalarımız paramparça oldu. Boşluklara düşüverdik. Sonra kalktık ve yürüdük, devam ediyoruz. Yanlış anlama bizi, çok şey, düşmanlardan, kötülüklerden yana değişti de, bizler değişmedik anne. Ama hayallerimizin çalınmasının, dünyalarımızın hırpalanmasının, düşlerimizin dövülmesinin etkileri olmadı mı dersen, buna hayır diyemem anne. İnsanlar yara aldı sanki. Dostluklar ve karşılıklı güvenler zaafa uğradı gibi. Yalan arttı mı ne? Ölen yok ama, insanlıklarımıza yapıştırdığı lekeler artmadı mı? Hoşgörüye, sabıra ne oldu? Ya dayanışma ve paylaşma duygularımızdaki depremler? Elbette kafa ve yürek yormalıyız anne. Ama bil istiyorum.

Müthiş bir gericilik ve saldırganlık yaşanıyor ülkemizde. İnsanlar hak ve haksızlıklar üzerinden değil, hırslar, kutsanan ve hak edilmemiş bireysel çıkarlar temelinde kamplaştırıldı. Öyle deme anne. Onlar, işçiler, yoksullar ne yapsınlar. Yıllardır her anlamda, zorunlu olarak biriktirilmiş çaresizlikleri ve tüm yazılı, sözlü kötülük araçlarıyla oluşturulmuş çarpık, geri bilinçleriyle ne yapsınlar. Bu gidişatı değiştirecek olanların zayıflıkları da eklenince, Onlar ne yapsınlar anne.

Bu zamanlarda, haberleri izlemek sıkıyor, daraltıyor, öfkelendiriyor ama, izlemeden de olmuyor. Hangi habere, haberlere üzüleceğiz, kahrolacağız, ağız dolusu küfredeceğiz derken, 5 aylık ikizleri olan ve kitap satmaktan iki yıl ceza almış Mülkiye Demir Kılınç'ın hikayesi bizi dağıttı yine bu akşam. Deniz'in, Yusuf'un, Hüseyin'in annelerini, 12 eylül faşizminin yok ettiği çocuklarımızın annelerini, faili meçhul bırakılanların annelerini, Cumartesi Anneleri'ni hatırladım, şimdi senin yanında olan, Gezi direnişi çocuklarını hatırladım, Berkin'in annesini hatırladım anne.
Sonra Pınar Selek geldi aklıma. Hani sosyolog kızımız, hatırlarsın. Kurmaca bir dava, onun 16 yılını çaldı. En güzel yılları karartıldı, şimdi ülkesinden dışarıda yaşıyor. Ayın 30'unda davası var. Gezi gibi isyanlar çoğalsın istiyoruz. İsyanlar ve başkaldırı kucaklasın Pınar'ı ve bütün kayıp annelerini… Alanlar, Tanrının yetişemediği iş ve zamanlar için yarattığı tüm annelerimizi kucaklasın... İsyanımız kucaklasın Mülkiye Demir'i ve Özgür ile Lorin, özgür kalsınlar. Sokaklar kucaklasın iş kazalarında ölen işçi kardeşlerimizin annelerini. Sizler de törene hazırlanın anne. Büyük anmalarımız var. Ulaşabildiğin herkese haber sal. Deniz abileri de yardımcı olsun. 1 mayıs yaklaşıyor. 77 1 mayısında katledilenlerin doğum günü yaklaşıyor. Sonra 6 mayıs … Deniz, Hüseyin, Yusuf…Hep birlikte olacağız alanlarda…

Anam, seni üzmek değildi amacım. Ağlama sakın, bizim taraftayken yeteri kadar ağladın sen, ben sonra senin için de ağlarım…
Bir de ana, sözlerimiz sözdür ve alanlarda hep birlikte halaylar çekip, özgürlük türküleri söyleyinceye kadar… Bir gün mutlaka… 

 

Sedat ÖZGÜVEN

18.04.2014

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.