Moda - Soda 7 - Sebia Karaesmen

30 Temmuz 2007 09:15 / 1107 kez okundu!

 

Önce İstanbul’da ülkemizden tekstil ürünleri ithal etmek istiyen iki ingilize İstanbul ve Bursa’da çeşitli firmaları tanıştırdık... Dostlar ülkemize ilk kez gelmişler; biz iki bayan ortak, İngiliz dostlarımıza dudak uçurtan bir programla bir

MERHABA MODA SODA OKURLARI...

Bu biraz fazla uzun bir ayrılık oldu...son üç haftayı iş seyahatlerinde geçirdim... Sırasıyla İstabul, İngiltere ve Japonya...

Önce İstanbul’da ülkemizden tekstil ürünleri ithal etmek istiyen iki ingilize İstanbul ve Bursa’da çeşitli firmaları tanıştırdık... Dostlar ülkemize ilk kez gelmişler; biz iki bayan ortak, İngiliz dostlarımıza dudak uçurtan bir programla bir günde 5-6 yer gezdirerek, akşam da tarih dersi vererek bir üç gün geçirdik... Sanırım bu moda-ticareti guruları bizim İstanbul trafiğinde araba kullanabilme becerimize şapka çıkardılar. Daha sonraki hafta bizim İngiltereye Leichester’a gitmemiz gerekti...

Bir zamanların endüstri devrimi lokomotifi olan tekstilin merkezlerinden birine... Artık tekstil eskisi kadar canlı değil. Eski fabrikalar yerlerini başka endüstrilere bırakmışlar. Ama kent genelde canlı, bilin bakalım neden ? Çünkü tasarım yapıyor.... Her ne kadar büyük alıcılar uzakdoğuya kaysalar da aradıkları ticari başarısı yüksek ürün tasarımını oralarda kolay bulamıyorlar. Zaten malı tüketen batı Avrupa, Amerika, Japonya, Rusya... modayı belirleyen de Avrupa... O zaman bu işi onlar daha iyi hissediyorlar diyelim. Bu kentte ziyaret ettiğimiz firma bayan şık tünik üzerine uzman olmuş. Kullanılan kumaş genelde aynı ama bol bol yeni model tasarlayıp müşteriye sunuyorlar; beğenilenlerin bir kısmını da bizim Türk firmalarımızda üretmek istiyorlar. Altmışlı yetmişli yılların tunik ve kaftan buluz modelleri, pullu payetli taşlı hoş ve alımlı modeller. İster denim pantolonla giyin ister kumaş; ya da etekle zevk sizin ... mesela örneğin ! =)







Belki Avrupada alışverişte rastlamış olabilirsiniz... tescilli modeller... !

Daha sonra Tokyo’da uluslararası bir moda fuarına katıldık. Bu sefer konumuz deri giysiydi. Aslında fuar her türlü, moda olan altbaşlıkla, tüm ürün tiplerini bünyesinde barındırıyordu. Biz ipek dokunuşunda süetlerden oluşan 2008 yaz koleksiyonumuzla katıldık. Bir küçük açıklama, bu firma tam bizden : İzmir’li, belki bir çoğunuz tanıyor ‘’GÖKOVA’’ deri. Oldukça umut veren bir Tokyo çıkartması daha gerçekleştirdiler; bu markayla Japonya ‘ya üçüncü çıkartmayı yaptılar. Burası zor bir Pazar. Aslında hangi pazar kolay ? Bence her pazar zor ve emek verilmezse, süreklilik önemsenmezse uzun soluklu ticari başarı pek sağlanamıyor. ‘’GÖKOVA’’ kendi markasıyla, azimle bu pazarda kendine yer edinmek için çok ciddi emek, sermaye ve zaman harcıyor. Bu ipeksi dokunuşlu ürünler artık japonların dikkatini çekmeye başladı.Bugün bir ‘’Hermes’’ ya da ‘’LV’’ ceket için en az üç beş bin dolar ödemeniz gerekiyor. Ancak aynı kalite ve benzer tasarımlar elinizin altında.
Hem de karşılaştırılınca oldukça makul fiyatlara. Bizim standımızda sergilediğimiz modellerimizi hemen oracıkta almak istediler. Tabiki oracıkta parakende satmak olanaksız ama sipariş almak olanaklı =)
Size biraz fuardan resimler göstermek istiyorum :












Önce hazırlamak gerek ,sonra sunmak...










Sizler bu güzel modelleri görmek ve birer tane sahip olmak istiyorsanız, AOSB’de ki satış mağzamıza gelin. Mutlaka size uygun bir şeyler bulacaksınız. Bu bir etek olabilir, hafif bir ceket, yada bluz belki bir pantolon, veya hafif bir mevsimlik parka.

Bu sıcak yaz günlerinde süet giyisilerden bahsetmek tuhaf olabilir ancak siz eylülde bir fırsatını bulup uğrayın derim. Tokyo bu modelleri o zamana giymeye başlayacak bile !

Size biraz Tokyo’dan bahsetmek istiyorum (belki bir çoğunuz gitmiş bile olabilirsiniz): Bu kent bugüne kadar gördüğüm en cesur kent. Eski mimarisi zaten etkileyici ama bir 21.yy kenti olarak daha çok etkileyici. Prada‘nın binası sanki bir rüya...Gökdelenlerle yarışan yollar, ayağınız yerkabuğuna basmadan otelden trene, trenden fuar alanlarına ulaşmak, oradan alışverişmerkezlerine gitmek (bu arada bunlar hep yerin altından değil üzerinden giderek gerçekleşiyor ve size muhteşem bir manzara bu sırada size eşlik ediyor) ...
Hava bu hafta hep gri ve nemliydi... Ama bu hava bu kente büyülü bir kimlik veriyor. Sessiz ve sihirli sanki fantastik bir filmi gibi...







Şimdi gelelim bu kentin giyim kuşam görünümüne... Bu kentte özgüven en üst düzeyde. Kim kendini nasıl ifade etmek istiyorsa -satın alma gücü içinde- tüm hayal gücünü kullanabilir. Kent kalabalık ancak ekonomik gücünü her an hissettiriyor. Bu kentte eğer şık bir çantanız yoksa kendinizi kötü hissedebilirsiniz...







Fuarın yapıldığı bina...







Fuardan bir alan.



Size bir japon bir düğünü fotoğrafıyla veda edeyim... Fazla vaktinizi de almak istemiyorum...







Aile fotoğrafı...







Düğün alayı...



Sevgiyle kalın...

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.