Merhaba izmirizmir dostları, modasoda köşesinden tekrar merhaba...

22 Haziran 2007 09:29 / 1109 kez okundu!

 

Sevgili editörüm, sosyal geyik yapmaktan en çok zevk aldığım akıllı insan Peri’m, şu aralar biraz ‘vintage’ konusuna değinmemi önerdi. Ne hoş ben de bu sefer ‘retro&rs


Merhaba  izmirizmir dostları, modasoda köşesinden tekrar merhaba...


Sevgili editörüm, sosyal geyik yapmaktan en çok zevk aldığım akıllı insan Peri’m, şu aralar biraz ‘vintage’ konusuna değinmemi önerdi. Ne hoş ben de bu sefer ‘retro’ diyecektim, sevgili tekstil uzmanı ortağım birden gündemime getirdi; aklına sağlık. Ben zaten bu iki kavramı çok ilintili bulurum. Hele son yılların mekanik, ruhsuz, maddeci yaklaşımından sonra, bu iki kavram oldukça sevimli.


Dostlar bu moda soda iş aslında dünyanın bunca derdi içinde çok sıradan bir başlık gibi görünse de; hep baş köşeye oturmuş. Asında bu sektör sanayi devriminin de baş aktörlerinden. Hala en fazla istihdam yaratan sektör. Şimdi siz bunca geçmişi olan bir sektörün eskisinin para etmeyeceğini düşünebilir misiniz?  Bizim bu moda soda her yerde... Eski tablolar, mobilyalar, yaşam tarzları, yemekler, içmekler, tatiller hep güncelleniyor ya! Hem de baş döndüren bir hızla! Ama bir yumuşak karnımız var... Aslında teknik,  teknoloji ne kadar hızlı bir değişim içinde ama hani o altmışlarda yetmişlerde ön görülen o çok ultra modern, yeni ismiyle fütürist aşırı yaşam biçimine dönemedik. Ruhumuz hala romantizmi arıyor. Yumuşak dokunuşlar, romantizm yoksa hayat ne kadar yavan artık biliyoruz. Bize unutturulmaya çalışılsa da aslında kim istemez bir şövalyenin ya da prensesin gönlünde taht kurmayı! Tüm hayat o öykü üzerine kurulmamış mı?


Aslında onca tutkuyla buralara gelmişiz.


Bu moda soda gereçlerine bunca para nasıl akıyor bir düşünün ! Akıyor çünkü hepimizin derdi kendini ifade etmek derim ya hep. Bir dergi alıyoruz 3 kilogram, yarısı reklam... Onlarca sayfaya binlerce lira veriliyor ya da dolares ya da miss euro! Neden dergi ucuz olsun, herkeslere bir hayal versin diye =) !!!


Peki bizler bunları alıp bir kaç saniyede bakıp geçiyoruz, nedendir sizce ?


Çünküm, bizler aslında yeni öykülere hasretiz. Ama kitap okumaya vakit yok!? Anlık algılamalarla bu susuzluk gibi olan duyumuzu tatmin ediyoruz. Ama akıllarda renkli sevimli tortular bırakıyor.


Bir an bir Benetton’un reklamlarından birini düşünün, günlük harala gürelede bize tokat gibi geliyordu. Gündeme oturuveriyordu. Hadi bir tanesini anımsıyalım.



1990 sonbahar kış Benetton


Sizce ne yazar bu tüplerin üzerinde?

Aklınıza  neler gelir?


Ne kadar etkili saatlerce üzrinde konuşup yazabiliriz... Bence...


İşte bu vintage denen kavram da hayatımızda ihtiyaç duyduğumuz, ruhumuzun bedenimizi yakalama ihtiyacından doğuyor. Durup az biraz neredeyiz demek ya da sıcak daha duygusal bir temaya, eşyaya dokunma ve bunu dışarıya ifade etme ihtiyacından. Yoksa bu dolu dizgin gidiş aslında insanının insan olması gerektiği felsefesinden uzak.


Ben annemin gelinliğini giyerdim demek, ya da babanın piposunu kullanmak, ya da dedenin Bask beresini kafaya geçirmek veya teyzenin badem şeklindeki elmas küpesini bir ‘blue jean’bir beyaz t-shirt’le takmak, hatta anneannenin 1960 model ayakkabısını giymek neden moda olsun ki !?


Artık daha ileri gidebilirsiniz, zaten gidiyorsunuz... Binsekizyüzlerin sonuna ya da bindokuzyüzlerin başına gelip işçi kıyafetlerini bile giyer olduk. Hatta daha ileri gidip tanımış kişiliklerin eşyalarını açık arttırmalardan alır olduk. İşçi kıyafeti olan denim her gün hayatımızda.


Dostlar bence ‘vintage’ ruhu okşayan dinlendiren hatta insanı insan yapan gülümseten bir tarz. Son derece güncel bir giyim seçiminizi bir adet gerçek vintage’la şenlendirmek aslında giyisinizi konuşturmak demek.


Bu üçünü istediğiniz gibi değerlendirin... Bence çok şirinler.


Vintage ürünlere ilginizin sınırları tarih bilginiz yaratıcılığınızla sınırlı.


Bu sadece giyiside değil, bu kavram ev dekorasyonunda da kolayca yer bulur... Hemen  minik bir kaç örnek. Emaye ev gereçleri, ya da matrak bir eski valiz.


 


 


Bir diğer sevimli tarz ‘retro’ eskiye öykünüp yeni bir şey yapmak. Genelde yakın geçmiş pek keyifli oluyor. 50’ler 60’lar 70’ler...


      


Telefonlar nasıl ama! Kablosuz ama şekil nostaljik! Meraklısına...


  




Çok çılgın bir fikir, sevimli bir tasarım...



Bunlarda yakın dönemlerden esintiler...


 


Sizlerin daha fazla vaktini almak istemem... Yazacak yazı söylenecek laf çok. Ben sizlere az biraz retro takılmanızı önerir, az biraz da vintage kullanın derim.


Zaman ayırdığınız için teşekkürler ...


sebia =)


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.