MERAL AKŞENER "ASENA"

09 Mayıs 2021 09:40 / 210 kez okundu!

 

 

"Sağ ya da Sol siyaseti tercih edenlere saygılı olmak gerekir. Sonuçta bir tercihtir bu.

Tutarsız siyasetçiler için mi?

Peşine takılmaya gelmez onların.

Yolun yarısında yalnız kalabilirsiniz."

 

***

MERAL AKŞENER "ASENA"

Sabah akşam dürüstlükten söz eden bir siyasinin, yaşamı nahoşluklarla örülü Necip Fazıl’a olan sevdasını anlayamıyorum. Diyelim ki şiirlerini ideolojisine yakın buluyor, hiç mi merak etmez/ sorgulamaz o şiirleri yazanın yaşamını?

Üstelik onunla ilgili yazılanlar hiç de az değil bu konuda.  İnsanın yerin dibine giresi geliyor. Merak edenler öğrensinler.

Ben de seviyorum birkaç şiirini… Sürdürdüğü yaşam aklıma gelince hiç saygı duyasım gelmiyor ama…

Yahya Kemal’in şiirlerine bayılıyorum. Nazım Hikmet’in annesine zor günlerinde takındığı tavrı ise utanılası buluyorum.

Bu konuda her ne kadar Doğan Hızlan’ın görüşlerine itirazım yoksa da ben güzelliklere imza atmış sanatçının savruk yaşamına olumlu bakamıyorum.

Kişilik önemli!

Orhan Kemal, bu konuda bambaşkadır gözümde. İlâhımdır benim!

Sabahattin Ali hakeza…

***

Son yıllarda yıldızlaşan muhafazakâr bir kadın siyasetçimiz, Necip Fazıl’a bayılıyormuş. Şiirleri dışında yaşam öyküsünü de okudu mu acaba diye merak ediyorum. Kumarbazlık ve benzeri konularda hayli zenginliği olan Necip Fazıl’ı salt şiirleri nedeniyle sevdiyse diyeceğim yok.

Konu edebiyat ve şiir olduğunda / sadece şiirine odaklanıldığında sanatçılarımız olgunluk gösterip o savruk yaşama değinmiyorlar.

Ama…

O şiirleri yazan kişinin güttüğü davaya uygun bir yaşam öyküsünün olmaması düşündürmemeli mi okurlarını?

Kaldı ki hakkında söylenenlerin de iftira / dedikodu olmadığı ortada. Çünkü yazılmış kitaplar var bu konuda.

İnsanın çok sevdiği bir siyasinin, din görevlisinin ya da sanatçının pedofili/ yalancı ya da dolandırıcı biri olması ilgilendirmez mi hayranlarını / inananlarını?

Çok farklı karakterleri canlandıran, sevilen bir sinema ve tiyatro sanatçısının transseksüel olmasını içinize sindirebilirsiniz belki ama ya dolandırıcı ya da yoksulluk çeken ailesine beş kuruş yardım yapmamasını…

Vicdanları sızlatan/ toplum nezdinde hoş görülmeyen sabıkaları olan birine saygı duymak mümkün mü?

Tercihlerde bir tutarlılık olmalı. Vatan, millet, iman, ezan, bayrak konularını dillerinden düşürmeyenlerin sevdikleri kişiler / kahramanlar da en azından bu gibi konularda inanılır/ güvenilir olmalı. Alkışa değer eylemlerin sahibi olmalı…

Son dönemlerde adı şarkılarla anılan bazı sanatçılarımıza duyulan sevgi/ saygı boşuna değil… Çocuklara, düşkünlere ve çevreye yaptığı katkılar, seslerinin önüne geçti adeta.

Vatan millet sevgisi deyince hemen akla gelen Namık Kemal - Mehmet Emin Yurdakul - Nazım Hikmet gibi şairlerin kumarbaz/ yalancı birileri olduğunu bilseydiniz, saygınız bugünkü gibi olur muydu?

Hep köy yaşamını, yoksulluğu ve emek dünyasını anlatan birinin sürekli olarak gece kulüplerinde / meyhanelerde ya da popüler mekânlarda görülüyor olması, o kişiye olan güveninizi ve sevginizi aşındırmaz mı?

Gibi…

***

Gazeteciler Tansu Çiller’in mayolu fotoğraflarını çekip basına servis yaptıklarında kimse yadırgamadı. Sâlâ’yı ezanla karıştıran, olmadık siyasi gaflara imza atan Çiller’in Amerikan vatandaşlığını bile yadırgamadı halkımız. İzlediği siyasetle günlük yaşamı/ yaşam tarzı arasında bir terslik olmadığı için… Gafları da, İslâmiyete olan Fransızlığı da biliniyordu çünkü.

Hele Sivas Canyakımında söylediği sözler/ kırdığı potlar unutulacak gibi değil.

Okunan sâlâ nedeniyle konuşmasını kesen Çiller’e, yanında bulunanlar okunanın ezan olmadığını söylediklerinde Sayın Çiller’in yüzü kızarmış mıdır dersiniz?

Meral Akşener’in hiç mayolu fotoğrafının basında yer almaması bu nedenle önemli. Bilir ki partililer, dava arkadaşları hazmedemez bunu. Muhafazakar olduğu için o da zaten bunu yapmaz.

Siyasiler, bu gibi konularda dikkatli olmaları gerektiğini bilirler.

Akşener, Atatürkçülük/ laiklik gibi konularda tutarlı. İnandırıcı. Bu nedenle de seviliyor.

Fetöcü olduğu konusunda uydurulan yalanlar bunun için etkili olmadı. Çünkü değil.

Bir de dobracı!

Örneğin, Gezi olaylarına katıldığını/ oğlunun da bu gösterilerde kendisiyle birlikte yer aldığını hiç çekinmeden söyleyebiliyor. Partilileri ya da muhalifleri ne der diye bir evhama kapılıp kandırıkçı söylemlere başvurmuyor. 

Sevimli bir kadın siyasetçi profili çizdi o günlerde…

Ve de samimi…

Eşi, vakti zamanında Doğu Perinçek’in çıkardığı gazeteyi dağıtan/ okuyan sıkı bir Maocuymuş. Tanışıp görüştüğü yıllarda kendisine güzel mektuplar yazan/ çiçekler gönderen bir sevgiliymiş.

Tanıştıkları ilk günlerde bile siyasi tartışmaları olmuş. Kendine olan o takdire değer özgüveniyle diyor ki, "… Ama onu evlenmeden önce Sağcı yaptım."

Demek ki oğlumuz da Solculuğu zayıf biri…

Anlaşılıyor ki 'Asena' Meral Akşener, o günlerde de ideolojisi gereği okuyan/ ikna gücü yüksek biri.

Bursa Öğretmen Okulu’nda okurken ülkücü öğrencilerin başkanlığını yapıyor. Kitap sevgisi o günlerden… Hatta öyküler yazıyor. Peyami Safa ile Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bütün kitaplarını o günlerde okuyor. Dünya klasiklerine de merak salıyor.

Üniversite yıllarında ise roman yazmak istiyor. Attila İlhan’ın da Hangi Sol ve Hangi Batı kitaplarını zevkle okumuş.

Folklor takımında yer almış, voleybol takımında oynamış, masa tenisinde de iddialıymış.

Bursa yıllarında herkesi güldüren, kıpır kıpır bir öğrenci olan Akşener, çok iyi bir taklitçiymiş. Özellikle Yöresel şivelerde… Mİzahı ve yüzmeyi çok seven Akşener, birkaç kez de Kur’an’ı hatmetmiş.

Tansu Çiller’le olan farkını da şöyle özetliyor: "O, Cumhuriyet bürokrasisinin/ bir valinin kızıydı. Bir burjuva kızıydı. Ben ise köy kökenli bir ailenin kızıyım."

Ülkücü- Milliyetçi bir aileden gelen Akşener’in yıllar önce AKP’yi kuracak olan ekiple ilgili değerlendirmesi şöyle: "AKP’yi kuracak olan ekip demokrasiyle ambalajlanmış, sinsi – dinci bir harekettir."

Ekliyor: "Erbakan Hoca, bunların yanında zemzem suyuyla yıkanmış. Bunlar ikiyüzlü. Sabah ayrı, akşam ayrı."

Devlet Bahçeli’nin RTE değerlendirmelerindeki tutarsızlık onda yok.

Ne diyordu Bahçeli; "Erdoğan klinik bir vakadır", "Tayyip Erdoğan ya Kandil yetiştirmesi ya da Türk düşmanıdır."

Meral Akşener, bu konuda Sayın Bahçeli ile kıyaslanmayacak derecede tutarlı ve net!

İnatçı, kararlı ve kadrolarına güven veren bir lider.

Amirallerin yaptığı basın açıklamasını 'darbe girişimi' şeklinde değerlendiren/ iktidara omuz veren konuşması ise tek sözcükle yanlıştı.

Eminim kendi partilileri bile rahatsız oldu bundan. Sanıyorum kendisi de…

"Zevzeklik" değerlendirmesi ona puan kaybettirdi.

Amiraller zevzeklik etmedi çünkü! Anayasanın 26. Maddesine göre yurttaşlık görevlerini yerine getirdiler.

Özetle…

Asena, yanlış yaptı.

2015 seçimleri arifesinde bakanlık teklif edilen Tuğrul Türkeş AKP’ye Boeing 727 hızıyla uçup gitmişken o "Hayır, ben bakanlık için partimi satmam" demişti.

 O konuda alkışı haketmiş bir siyasetçiydi.

***

Ülkücü Gazeteci Sabahattin Önkibar’ın ASENA adlı kitabını okuyunca, bende kalanları sizlerle paylaşayım istedim.

Kendi kendime düşünür oldum kitabı bitirince.

Atak, cesur, özgüveni yüksek ve çizgisinde yalpalamayan Meral Akşener, diyelim ki bir kasabada belediye başkanıydı. Diyelim ki bir park açacaktı…

Kendilerinden birinin adını vermek varken bir başka partiden bir siyasetçinin adını verir miydi o parka?

Ya da daha anlaşılır bir dille konuşalım…

Sosyal demokrat olduğunu söyleyen belediye başkanısınız. İlçenizdeki bir parka başka bir partinin etkili/ yetkili kademelerinde görev yapmış bir siyasetçinin adını veriyorsunuz.

Olur mu?

Parka adı verilecek hiç mi ideolojinize yakın bir siyasetçi/ sanatçı / sporcu yok?

Bu konuda ideolojik tercih doğru olmaz diye düşünebilirsiniz belki… Bu, onay da görebilir partilileriniz tarafından… İlçe halkının tamamını kucaklamak için kendi tercihinizden vazgeçerek seçmenlere şirin görünmeye çalışabilirsiniz.

AMA…

Bir başka partinin genel başkanının, bir zamanlar Sağ bir partinin il başkanlığını yapan kardeşinin adını vereyim derseniz, herkese söz hakkı düşer bu konuda…

Yalpalamaktır bu. Tutarsızlıktır bu.

Bu, 'Makyavelizm' gibi bilimsel bir kavramla da karşılaştırılamayacak derecede bilim dışıdır. Akıl dışıdır.

Dava adamlarının yapmayacağı bir şey bu!

Örneğin, Meral Akşener yapmaz bunu!

Yaşam öyküsünden bunu çıkardım ben.

Tutarsız, yanardöner siyasetçiler ders almalı onun bu dobracılığından.

Ancak…

Meral Akşener de amiraller konusunda bu dobracı özelliğini parti örgütlerini ziyaret ederken ve Anadoluyu dolaşırken seçmenlere sorarak test etmeyi de unutmamalı.

Çünkü benim bildiğim, ezici bir çoğunluk bu konuda amirallerin yanında saf tutuyor. 'Zevzeklik' değerlendirmesi doğru olmadı sanki…

Sağ ya da Sol siyaseti tercih edenlere saygılı olmak gerekir. Sonuçta bir tercihtir bu.

Tutarsız siyasetçiler için mi?

Peşine takılmaya gelmez onların.

Yolun yarısında yalnız kalabilirsiniz.

Başka bir not…

Adınız 'Kubiş' gibi anılır.

Şu kısacık yaşamda Kubiş olarak anılmayı içinize sindiriyorsanız o başka…

Sonuç…

Ülkücü davaya inanmış olanlar için doğru lider bence Sabahattin Önkibar’ın Asena’sı…

Meral Akşener…

 

Recai ŞEYHOĞLU

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Diğer Recai ŞEYHOĞLU Yazıları
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.