“Kürd’ün adı anılmazdı, gerilla olmasaydı”

07 Ocak 2009 16:19 / 961 kez okundu!

 

Önce yok dedik, sonra "dağ dili"; takır tukur hikayeler anlattık hakkında, mecbur kalınca kursa izin verir gibi yaptık, mecliste tutanaklara "bilinmeyen bir dil" diye geçirdik ya da "..." olarak andık. Adaletsizliğimiz, ikiyüzlülüğümüz ayyuka çıktı, o zaman üniversitelerde Kürtçe için bölüm gerektiği anlaşıldı. Ardından TRT Şeş... Herkesin kafası karıştı, yazarlarımızdan Rasim Ozan Kütahyalı'nın kafası net. İşte Taraf gazetesindeki yazısı...

Resmî Kürtçe kanalımız TRT-6 açıldı... Güzel bir törendi gerçekten, izlerken ben de duygulandım...

Uzun yıllar boyu Türk devleti Kürtçe diye bir dilin olmadığının ispatlanması için paralar akıttı, tezler, raporlar yazdırdı... İnsanlar, Kürt sözcüğünü sadece ve sadece cümle içinde kullandıkları için yargılandılar, ceza aldılar. Kürtçenin ve Kürtlüğün inkârı için herkesin bildiği çok acı ve feci olaylar yaşandı... PKK de bunun bir neticesi olarak doğdu, gelişti, serpildi ve kurumlaştı... Kürtlere yönelik inkâr ve asimilasyon politikalarının, sistematik baskı ve yıldırma politikalarının neticesi olarak Kürt hareketi silahlandı, radikalleşti...

Bir figür olarak Abdullah Öcalan ilk zuhur ettiğinde Kürt halkının çok marjinal bir kısmı tarafından destekleniyordu. Yıllar geçtikçe Öcalan, dünya görüşüne ve yöntemlerine uzak duran Kürtlerin dahi içten içe hürmet ettiği bir aktör haline geldi... Devletin Kürt halkı üzerindeki sistematik şiddeti arttıkça Öcalan Kürtlerin gözünde daha kahramanlaşıyordu. PKK için silahaltına girmek isteyen gençler artıyordu, dağa çıkışlar hızlanıyordu...

Bugün Kürt halkının kahir ekseriyetinin inandığı bir şey var... PKK hareketine ve Öcalan ismine karşı antipati hisleri en yüksek düzeyde olan Kürtlerin dahi belirtmeden, teslim etmeden duramadığı bir şey... “Eğer PKK olmasaydı, benim varlığım hiç tanınmayacaktı”... “Bugün Kürt kimliği artık resmen tanınıyorsa, Kürt ve Kürtçe diye bir şey yoktur çizgisinden, resmî Kürtçe televizyon noktasına gelinmişse bu PKK direnişi sayesindedir, Öcalan sayesindedir” diye inanıyor milyonlarca Kürt... Kısaca “Kürd’ün adı anılmazdı, gerilla olmasaydı” diye inanıyor Kürt halkının büyük çoğunluğu...

İşin ilginç tarafı, Türk devlet elitleri özellikle de Türk generalleri bu bahsettiğim noktadan farklı düşünmüyorlar. Türk devlet zihniyeti bir anda yıllarca haklarını çiğnediği bir halka zulmettiğinin ayırdına vardı, ayıbını fark etti de mi dönüştü? Hiç palavra sıkmayalım, böyle olmadı... Daha evvel Kürt realitesini tanımaya yönelik sivil siyasetçilerin her girişimine kükreyen asker, şimdi “müsamaha” ediyor, yapılanları dolaylı tasdik ediyorsa bunun sebebi, artık direnemiyor oluşundandır... Bugün gelinen noktada bu “tavizler”in verilmesi gerektiği noktasına geldi artık Türk genelkurmayı... Resmî Kürtçe kanal girişiminde askerî erkânın ayaklanmamasının sebebi de bu...

Öte yandan PKK resmî dili ise, Türk genelkurmayını bu taviz verme noktasına getirdiği için övünüyor. Standart PKK açıklaması “Verdiğimiz mücadeleyle NATO’nun ikinci büyük ordusuna diz çöktürdük, taviz verdirdik” yönünde... Genelkurmayın kendi içinde bu durumu izahı ise “Bağımsız Kürdistan diye ortaya çıkmış silahlı bir hareketi kültürel haklar noktasına getirdik, masaya oturmadan onlara boyun eğdirdik” yönünde... İki tarafın da bakışları böyle özetlenebilir...

Benim ise bunları yazarken bile içim daralıyor. İnsanların biteviye öldüğü çeyrek asırlık kirli bir savaşın insansız ve vicdansız açıklamaları bunlar... Diz çöktürmek, boyun eğdirmek gibi iğrenç eril jargonların arasında toprağa düşen onbinlerce insan var... Bu insanlar “kutsal” bir mücadele adına “şehit” oldukları için övülüyor. Ölmekle, öldürmekle gurur duyuluyor... Ölümler destanlaştırılıyor. İki tarafın da gençleri daha çok ölmeye çağrılıyor... Neticesinde mevzi kazanmalar, taviz vermeler/verdirmeler ile dolu o mide bulandırıcı militer dil hepimizin beynini formatlıyor...

O sebeple Kürt kardeşlerimin “Kürd’ün adı anılmazdı, gerilla olmasaydı” diye inanışı kalbimde bir daralmaya yol açıyor. Kürtlerin bu fikrinin haklı olduğunu itiraf etmek, ağrıma gidiyor... Şiddetle, kanla, silahla netice alınabileceğine olan inancı artıracak bir söz bu diye daralıyorum. “Kimse şiddetle, silahla netice alamamıştır” diye söylemek, inanmak istiyorum liberal bir naiflikle... Ama Allahın belası bu dünya öyle değil, bunu biliyorum. Yine de Kürt kardeşlerimin asla ve asla meşru görmemesini istiyorum silahı, şiddeti, kanı... Bir küçük bebeğin katli bile vatan ve ulusal kurtuluş gibi çoğu zaman içi kirle dolu söylemleri bize unutturmalı... Kolektivist hedefler her zaman pislikleri ve cinayetleri kamufle eden alçak örtüler işlevini görmüştür. Göz boyamadır, yalandır, riyadır... İnsan kurban etmek için üretilmiş sahte dinlerdir her türden kolektivist ideolojiler... Kurban ettikçe daha fazlasını ister, doymak bilmezler...

Ey bu coğrafyanın Türkleri ve Kürtleri!! Ya hep beraber “yenmek/yenilmek”, “taviz vermek/verdirmek” gibi alçak jargonları terk edeceğiz ya da hep beraber infilak edeceğiz... Egemen olmaktan ötürü sorumlu olan Türkler öncelikle bunu iyi kavramak zorundalar... Çeyrek asırlık bu lanet savaş, bu kirli savaşı sürdürmek isteyenlere itaat etmeyerek bitirilebilir ancak... Üç ay evvel yazdığım çağrımı yine tekrarlıyorum! Sivil itaatsizlik vaktidir... Hepimiz için...

Rasim Ozan Kütahyalı

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
08 Ocak 2009 00:11

birol

"Kürd'ün adı anılmazdı ,gerilla olmasaydı" savına katılmıyorum . Kürtler mücadelelerini siyasi platformda yapmış olsalardı bu haklarını uzun yıllar önce alabilirlerdi , onlar silahı alıp dağa çıkmayı tercih ettiler, Doğuya gitmiş askerlerimizi ve öğretmenlerimizi katlettiler.  bu ayrılıkçı savaş 30.000 masum gencin canına mal oldu. Dil konusunda kazanımlar oldu ancak Türklerin sevgisi kaybedildi,  iki halk arasındaki ayrışma derinleşti . artık batı illerinde kürtler kendilerini eskisi kadar güvende hissetmiyorlar.

Hala çok geç değil, Silahlar bırakılmalı, AB yolunda yapılmış demokratik açılımlardan faydalanarak mücadele siyasi platformda devam ettirilmeli, iki halkın güven duyguları tamir edilmeli. Yoksa bir arada yaşam artık çok kolay değil.
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.