Turizm Kenti İzmir

06 Haziran 2010 02:17 / 2099 kez okundu!

 


İzmir’in en güzel meydanında, İzmir’in bütün mitinglerinin, 19 Mayıs yürüyüşlerinin başladığı, toplanmaların, konserlerin yapıldığı meydanda göz zevkini bozan şeylerin olduğunun farkında mısınız? Yoksa sırf çevresinde yaşayan Gündoğdu Meydanı sakinleri mi haberdar olanlardan...

Birazdan anlatacaklarım belki farkedilmeyen belki de farkedilip insanların önemsemediği şeyler olacak. Umarım biraz daha önemseme duygusu ve farkındalık yaratabilirim okuyucular arasında...

Öncelikle, Gündoğdu’daki Zübeyde Hanım heykelinin arkasındaki palmiye ağacının üzerinde duran yeşil ışıktan bahsedeyim. Işık telinin ağacının üst tarafını kazımış, incitmiş yani kısacası ağaca zarar vermiş. Gündoğdu sakinlerinden biri olan babaannemin söylediğine göre, hava kararınca yakılan bu yeşil ışık öyle kötü yerleştirilmiş ki, ağacın dallarına geleceğine; evin camlarının içine girip odanın içini yeşil yapıyormuş. Bundan rahatsızlar kısacası.

İkincisi, meydandaki yolda iki tane kocaman anıt var ve evet çok güzel çünkü üzerlerinde yurtta sulh cihanda sulh yazıyor ama bunların özel günlerde konması gerekmez mi? Her zaman durduğunda sadece görüntü kirliliği yaratıyor ve doğallığı bozuyor.

Bu anıt meselesi dışında, deniz kenarına yapılan üzerinde Atatürk ve süvarilerinin bulunduğu Cumhuriyet Ağacı adında bir heykel var. Ne yazık ki heykeli kimse tam anlamıyla göremiyor çünkü çok yükseğe yapılmış. Kordon’a da görüntü olarak uygun bir heykel olduğunu düşünmüyorum, hiç estetik durmuyor. Ayrıca, Fark ettim ki İzmir’e dev gemilerle turistler akın akın geliyor. Turistlerin gemiden inip birazdan değineceğim atlı arabalarla bu anıtın önünde inip ne olduğunu anlayamadan resim çektiklerini biliyor muydunuz? Önceden de belirttiğim gibi aşağıdan bakılınca ne olduğu anlaşılmıyor.

Kordon’da İzmir’in batılılaşmasının ve modernliğin bir sembolü olan ve eskilerden süregelen kordon faytonlarından da bahsetmek istiyorum. Atlara baktığımda genellikle hallerinden hiç de memnun değillermiş gibi hissediyorum, yorgunluktan bezmiş bir şekilde yürüdüklerini fark ediyorum. Bir arabayı tek başına çektiklerinden ve yeteri kadar özen gösterilmediğine bağlıyorum atların bu içler acısı görüntüsünü. Atların çektikleri arabaların da az kalır bir yanı yok. Arabaların sahipleri evden hanımlarının simli ve renkli örtülerini, eşarplarını getirip tahta bir tabakanın üzerine koymuşlar. Altına da bir koltuk, alın size at arabası... İzmir’in eski fotoğraflarındaki faytonlarla karşılaştırınca üzücü bir durum ortaya çıkıyor. Evet, belki eskiden taşıma aracı olarak kullanıldığı için daha önemli bir yeri vardı faytonların. Ama bu turistik amaçla kullanıldıkları zaman bu hale geleceği anlamına da gelmiyor. En kötüsü de atların idrar kokularının çevreye yayılması. Kordon’da yürüyüş yapıyorsanız bilirsiniz, atların yanından her geçişinizde rüzgarla birlikte çok kötü bir koku geliyor. Gündoğdu sakinleri balkon kapılarını bile açamıyorlar sırf bu yüzden.

Bu yazıyı yazarkenki amacım Alsancak’ın olumsuz yönlerini anlatarak kötülemek değil, tam tersine bu güzel turistik ve modern kentin daha güzel bir hal almasını sağlamak ve insanların farkındalık duygusunu arttırmaktı. Umarım sesimi duyanlar düşünmeye ve harekete geçmeye başlar bu konuda...


Rana Yiğitbaşı

25.05.2010

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
28 Mayıs 2010 17:20

Nusretİsmoş

Bravo Ranacım,

Yazın Çok AnlamLı Ve Çok GüzeL....

27 Mayıs 2010 15:51

aysen kadıbeşegil

Bravo Rana,

Etrafta çevresine duyarlı gençlerin olması insana umut veriyor...

26 Mayıs 2010 23:57

deren

O kadar haklısınız ki Rana!
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.