Zor Zamanlarda Ruhsal Bakımın Önemi

30 Mart 2020 17:31 / 1271 kez okundu!

 

 

Malum hepimizin son günlerdeki en büyük gündemi Covid-19. Vücudun sürekli stres altında olmasının bağışıklık sistemine negatif etkide bulunduğu artık hepimizin bildiği bir gerçek. Peki içinden geçtiğimiz bu zor zamanlarda ruhsal bakımınıza nasıl özen gösteriyorsunuz? Kendiniz için neler yapıyorsunuz? İşte size bu konular hakkında birkaç önerim.

 

****

 

Zor Zamanlarda Ruhsal Bakımın Önemi 

 

Malum hepimizin son günlerdeki en büyük gündemi Covid-19. Vücudun sürekli stres altında olmasının bağışıklık sistemine negatif etkide bulunduğu artık hepimizin bildiği bir gerçek. Peki içinden geçtiğimiz bu zor zamanlarda ruhsal bakımınıza nasıl özen gösteriyorsunuz? Kendiniz için neler yapıyorsunuz? İşte size bu konular hakkında birkaç önerim.

  1. Gün içinde Covid-19 hakkında bilgi edinmenize bir limit koyun: Yani 7/24 bu virüs hakkındaki haberleri dinlemekten, yazıları okumaktan vazgeçin. Artık hepimiz bu virüsün nasıl bulaştığını, nelere dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz. Kendimizi durmadan bu konu hakkındaki bilgilere maruz bırakmak sadece ve sadece endişe seviyemizi yükseltecektir. Yine yanlış bilgilerin yayıldığı ve insanları paniğe sürükleyen WhatsApp mesajlarına itibar etmeyin.
  2. Ruhsal bakımınıza zaman ayırın: Stres seviyenizi kontrol altında tutmak için ruhsal bakımınıza mutlaka zaman ayırın. Günde en az 30 dakikanızı zihninizi boşaltacak aktivitelerle geçirmeyi ihmal etmeyin. Bu tip zor zamanlarda fiziksel sağlığımızın yanı sıra ruhsal ve zihinsel sağlığımıza da çok dikkat etmeliyiz. Dilerseniz hemen şu an hep beraber bir meditasyon yapıp biraz içimizi aydınlatabiliriz. Meditasyonumuzun adı “Güneş Meditasyonu”. Bir koltuğa uzanın ve gözlerinizi kapayın. Gezegenimize hayat veren Güneş'in tepeden tırnağa tüm vücudunuzu ısıttığını hayal edin. Güneş sizi ısıttıkça stresin ve endişenin vücudunuzu terk ettiğini hissedin. Endişenin içinizde yarattığı duyguların güneşin sıcaklığı altında tıpkı bir buz parçası gibi eridiğini imgeleyin. Şimdi güneşi alnınızda hissedin. Tüm negatif düşünceleriniz güneşin altın ışığı altında buharlaşıp gidiyor. Kendinizi güneş altında yatan bir kedi gibi gevşemiş, mutlu ve huzurlu hissediyorsunuz. Güneş şimdi de kalp bölgenizde. Kalbinizdeki endişeyi eritirken yerine sıcaklığını bırakıyor. Kalbinize bir ferahlık hissi geliyor. Derin bir nefes aldıktan sonra kalbinizin içinde küçük bir gül tohumu olduğunu hayal edin. Kendinize her şefkat gösterdiğinizde bu gülün giderek büyüdüğünü hayal edin. Bu Küçük Prens’in meşhur gülü gibi sadece size özel, biricik bir gül. Evet dünyanın en güzel gülü sizin kalbinizde. Onun güzelliğini iyice kalbinizde hissedin. Bırakın onun güzel kokusu, sıcaklığı kalbinizi sarıp sarmalasın. Ona çok iyi bakacağınıza söz verin. Gerçek bir güle ne kadar özenle bakarsınız öyle değil mi? O zaman şu andan itibaren kendinize şefkat göstererek kalbinizdeki güle de aynı özeni gösterin. Güneşe size bu meditasyonda yardımcı olduğu için teşekkür ettikten sonra yavaş yavaş gözlerinizi açın meditasyonda hissettiğiniz güzel duyguları içinizde taşımaya gayret edin.
  3. Korkunuzla barışın: Korku mevcut olan bir tehlikeye yönelik olduğunda son derece normal bir tepkidir. Bu tepki organizmayı tehlike karşısında uyarma ve buna yönelik uygun davranışı (kaçma ya da kaçınma) göstermeye motive etmekte ve bu yönüyle de gelişim sürecinde organizmanın çevresi ile uyumunu ve stresli yaşam olayları ile başa çıkmasını sağlayan, ayrılmaz bir parçası olarak görülmektedir (Akt: Atılgan ve ark, Gullone, 1999; Lane ve Gullone, 1999). Korku yerinde, normal bir korku olduğu zaman bizi tehlikelerden koruyan bir duygudur. Covid-19 virüsüne karşı duyduğumuz korkunun normal bir korku olduğunu kabullenelim. Ancak hayatın her alanında olduğu gibi bu durumda da denge çok önemli. Ne korkunun bizi paralize etmesine izin verelim ne de tedbiri elden bırakıp rehavete kapılalım. Sağlık Bakanlığımızın bu konu hakkındaki önerilerini harfiyen yerine getirip, hem beden sağlığımıza, hem de ruh sağlığımıza özen gösterelim.
  4. Kendinizi hobilerinizle meşgul edin: Biz modern dünya insanları “Alis Harikalar Diyarındaki” tavşan misali sürekli koşuşturarak yaşıyoruz. İçinden geçtiğimiz bu zamanı yavaşlamak ve içe dönmek için kullanabiliriz. En iyisi bu dönemde kendimizi endişeler girdabında kaybetmek yerine hobilerimizle oyalanmak. Güzel bir kitap okuyabilirsiniz, puzzle yapabilir, film seyredebilir ya da duygularınızı yazabilirsiniz. Bu zor zamanların da geçeceğine ve hayatımızın yine normale döneceğine karşı olan umudumuzu yitirmememiz lazım.

Şu an tüm insanlığın ortak bir düşmanı var: Covid-19. Tabii ki bu konu hakkında bilim insanlarına güvenmeli ve onların dediklerine uymalıyız. Ama aynı zamanda dünyanın bizim sevgimize ve şefkatimize hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. Hani bazı filmlerde dünyaya uzaylılar gelir ve tüm dünya insanları bu ortak düşmanı yok etmek için birleşirler ya, işte o filmlerdeki düşmanın gerçek versiyonu bu virüs. Belki bu virüs bizlere insan hayatının ne kadar kırılgan olduğunu öğretir. Belki bu virüs bize daha sevgi ve şefkat dolu insanlar olmayı öğretir. Ne dersiniz? Bazen insanlığın kendine gelmesi için zor zamanlardan geçmesi gerekir. Hepimize sağlıklı günler diliyorum. Bu arada size bir eğitim haberim var. WhatsApp ya da FaceTime üzerinden birebir görüşmeler şeklinde ilerleyen üç haftalık “Öz Sevgi” eğitimimle ilgileniyorsanız bilgi için rsolaker@gmail adresine yazabilirsiniz. 2020 yılını “Hayatı Güzelleştirme Yılı” ilan ettim. Hayatı güzelleştirmekle ilgili psikoloji egzersizler paylaştığım Instagram hesabım ise @ranakutvan.

 

Rana KUTVAN

Mart 2020

 

Kaynaklar:

Atılgan, H. Saçkes, M. Yurdugül, H. Çırak, Y. (2016). Korku Yaşantıları Ölçeğinin Türkçe’ye Uyarlanması: Geçerlik Ve Güvenirlik Çalışması. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi.

Gullone, E. (1999). The Assessment of Normal Fear in Children and Adolescents. Clinical Child and Family Psychology Review, 2( 2),91-106.

Lane, B. and Gullone, E. (1999). Common Fears: A Comparison of Adolescents’ Self-Generated and Fear Survey Schedule Generated Fears. The Journal of Genetic Psychology, 160(2), 194-204.

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.