DEĞERİNİN FARKINA VAR

10 Aralık 2018 10:01 / 693 kez okundu!

 

 

Yapmak istediğiniz işleri bir türlü yapamamaktan mı şikayetçisiniz? İç sesiniz sürekli olarak sizinle negatif bir şekilde mi konuşuyor? Hayatınızın baskın temalarından biri erteleme mi? Bir yanınız sizin iyiliğinizi isterken, diğer bir yanınız size kötü mü davranıyor? Bütün bu sorulara cevabınız evetse, belki siz de kendi kendini sabote eden insanlardan birisiniz.

 

****

 

DEĞERİNİN FARKINA VAR

 

Yapmak istediğiniz işleri bir türlü yapamamaktan mı şikayetçisiniz? İç sesiniz sürekli olarak sizinle negatif bir şekilde mi konuşuyor? Hayatınızın baskın temalarından biri erteleme mi? Bir yanınız sizin iyiliğinizi isterken, diğer bir yanınız size kötü mü davranıyor? Bütün bu sorulara cevabınız evetse, belki siz de kendi kendini sabote eden insanlardan birisiniz.

Kendini sabote etme (self sabotaj) kavramı ilk kez 1978 yılında Berglas ve Jones tarafından tanımlanmıştır (Berglas ve Jones 1978). Giriştiğimiz bir işin iki sonucu vardır: Ya başarılı olacağız ya da başarısız. Kendini sabote etme stratejisi uygulayan insanlar performanslarını önemsediklerinde, ancak başarı olasılıklarından şüphe ettiklerinde, benliklerini korumak amacıyla kendini sabote etme davranışları sergilemektedirler. (Özçetin, Hiçdurmaz) Kendini sabote etmek iki şekilde ortaya çıkabiliyor; Sözel Sabotaj: Mazeretler, başkalarını suçlama gibi ve Davranışsal Sabotaj: Erteleme, gece erken yatamama ve sabah kalkamama gibi.

Kendi kendini sabote eden insanlar, kendilerine neyin iyi geleceğini bilirler ama bir türlü kendilerine iyi gelecek davranışları tam olarak sergilemezler, kendilerini isteklerinden mahrum bırakırlar. Örneğin kendi kendini sabote eden bir kişinin bir yanı yüksek lisans eğitimine devam etmek isterken, öteki yanı bu hedefini baltalamak için planlar yapar. Nasıl otoimmün hastalıklarda vücut kendi dokularına saldırıp zarar verir, kendi kendini sabote etme durumunda da ruhumuzun, ve zihnimizin bazı yönleri bize karşıdır. Kendi kendini sabote etme eyleminde bilincimiz ile bilinçaltımız arasında bir mücadele mevcuttur.

Kendi kendini sabote etmenin bir çok nedeni olabilir. Örneğin hata yapma korkusu yüzünden kendinizi sabote ediyor olabilirsiniz. Bunun yanı sıra sorumluluktan kaçtığınız için de kendi kendinizi sabote ediyor olabilirsiniz. Kendinizi sabote etmenizin ardında yatan neden, başarısızlık korkusu olduğu kadar başarı korkusu da olabilir. Evet yanlış okumadınız başarı korkusundan bahsediyorum. Abraham Maslow'a göre pek çoğumuzun başarı korkusu var ve Maslow bu durumu Jonah Kompleksi olarak adlandırıyor. İnsanların ezici çoğunluğunun başarısızlıktan korktuğunu düşünürüz. Oysa kimi insanlar da başarının kendisinden korkarlar ve kendilerini başarısız hale getirmek için çaba sarf ederler. Örneğin ertesi gün çok önemli bir sınavı olan bir üniversite öğrencisinin akşam dışarı çıkıp, çok geç bir saatte yatması ve sınava uykusuz bir şekilde gitmesi bu öğrencinin başarı korkusundan kaynaklanıyor olabilir.

İnsanların başarıdan korkması için bir çok neden sayabiliriz. Çok başarılı olursak bizi kimse sevmeyecek diye korkabiliriz örneğin. Ya da dominant ve rekabetçi ebeveynler tarafından yetiştirilmiş bir çocuk, yetişkin olduğunda anne ve babasının başarılarını geçmekten korkuyor olabilir.  

Kendi kendinizi sabote etmenizin ardında yatan en önemli nedenlerden biri kendinizi değerli hissetmemeniz ya da iyi şeyleri hak etmediğinizi düşünmeniz olabilir. Ancak unutmamak gerekir ki, yüksek benlik saygısına sahip olan yani kendini değerli gören insanlar da kendini sabote edebilmektedir. Araştırmalara göre benlik saygısı yüksek olan bireyler kendileri hakkındaki bu olumlu benlik algılarını devam ettirmek için kendilerini sabote ediyorlar. Ben bu yazımızda değersizlik duygusu yüzünden kendini sabote eden insanlardan bahsetmek ve onlara seslenmek istiyorum.

Dünyaca ünlü çoğu Rock starın hayatına baktığımızda onların kendi kendilerini sabote eden davranışlar sergilediğini görüyoruz. Örneğin Kurt Cobain gibi bir müzisyenin hayatını incelediğimizde, Cobain’in yaşamı boyunca değersizlik duygusuyla başa çıkmaya çalıştığını görüyoruz. Demek ki değersizlik duygusu, eğer onunla ilgili gerekli psikolojik yardımları almadığımız takdirde, ne kadar ünlü ve de zengin olursak olalım bizi bir gölge gibi takip ediyor. Peki değersizlik duygusuyla nasıl başa çıkacağız?

Kimi New Age guruları değersizlik duygusuyla başa çıkmak için ayna egzersizleri önermekteler. Ayna egzersizi adından anlaşılacağı gibi her gün aynaya bakıp, kendimize olan sevgimizi ifade etmemizi, kendimizi değerli bulduğumuzu söylememizi salık veren bir egzersiz türü. Ancak yapılan araştırmalar kendilerini değersiz hisseden insanların bu tip egzersizler sonucu kendilerini daha kötü hissettiklerini ortaya koymuş. O yüzden ben size değersizlik duygusuyla başa çıkmanız için başka bir yöntem önereceğim: Kabul etmek. Evet yanlış okumadınız. Değersizlik duygusundan kaçmak yerine onu kabul etmek. Bugüne kadar değersizlik duygusundan kaçtınız bir işe yaradı mı? Diyelim ki değersizsiniz. Kime göre? Neye göre? İnsanların değerli olup olmadığına kim karar veriyor? Böyle bir konsey mi var? smiley

Büyük bir ihtimalle çocukken anneniz veya babanızdan sizin değerinizle ilgili negatif mesajlar aldınız ve bu mesajlara inanarak onları içselleştirdiniz. Ve şu an o mesajların hepsi benliğinizde iç ses olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Anneniz ve babanız hata yapma olasılıkları olan sizin gibi fani insanlar. Ve yine büyük bir ihtimalle onlar, sizi yetiştirirken ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. (Tabii burada çocuklara cinsel ve fiziksel taciz uygulanan bir aile yapısından bahsetmiyorum.) Artık onların size bıraktıkları bu iç ses mirasını bir kenara atıp, kendi değerinizin farkına varmanın ve self sabotajdan vazgeçmenin zamanı gelmedi mi?

Çok sevdiğim Amerika’lı psikolog Carl Rogers’ın da söylediği gibi "Ancak kendimizi olduğumuz gibi kabul ettiğimizde, değişmeye başlarız." Hemen şu an kendinizi olduğunuz gibi kabul edin lütfen. Sizi bir gölge gibi takip eden değersizlik duygusunu kabul edin. Evet gözlerinizi kapatıp o duyguyu kabul edin. Değersizlik duygusu sadece bir duygu. Ona onay verip vermemek size kalmış. Şimdi derin bir nefes alıp gözlerinizi açın.

Siz değerlisiniz...

Tıpkı bu dünyada yaşayan 7.6 milyar insanın her biri gibi...

Ancak tabii ki sadece ben değerliyim demek yeterli değil. Şimdi kendinize değer verdiğinizi gösterin. Daha iyi beslenin örneğin. Vücudunuza yararlı gelecek besinler tüketin. Eğer yapmıyorsanız spora başlayın. En azından günde 15-20 dakika yürüyün. Fiziksel ve de ruhsal olarak kendi iyiliğini isteyen biri gibi davranın. Kendinize gün içinde nefes alma alanları yaratın. Vaktim yok demeyin lütfen. Sosyal Medyaya vakti olan birinin, kendine de ayıracak bir on dakikası vardır mutlaka. Kendinize günlük, haftalık ve aylık hedefler belirleyin. Ve onları gerçekleştirin.

Dünya size o kadar da iyi davranmayacak insanlarla dolu. Siz de onlardan biri olmayın. Bir Afrika atasözünün dediği gibi "Kendi içinizde düşmanınız yoksa, dışardaki düşmanlar sizi incitemez." Kendinize en yakın arkadaşınıza davrandığınız gibi davranın. En yakın arkadaşınıza durmadan kötü laflar etseniz, sizin yanınızda durur muydu? Büyük bir ihtimalle durmazdı. O halde kendinize söylediğiniz laflara dikkat etmeye başlayın. Hepimiz insanların kabalığından bahsediyoruz. Biz kendimize hoyratça davranırken, dış dünyadaki insanların kabalığından bahsetmek son derece mantıksız bir olay. İyilik, kibarlık kendi içimizden başlar ve halka halka yayılır. Dünyanın daha iyi bir yer olmasını istiyorsanız önce siz kendinize iyi davranmalısınız.

Unutmayın siz değerlisiniz. Tıpkı dünyadaki tüm canlılar gibi.

Önce kendimize, sonra etrafımızdakilere ve dünyanın kendisine değer vereceğimiz ve bu değeri göstereceğimiz, kendi kendimizi sabote etmekten vazgeçeceğimiz günler dileğiyle.

 

Sevgiler,

 

Rana KUTVAN

10.12.2018

 

Sorularınız için bana rsolaker@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

 

KAYNAKLAR:

Berglas, S., & Jones, E. E. (1978). Drug choice as a self-handicapping strategy in response to non-contingent success. Journal of Personality and Social Psychology, 36

(4), 405-417.

Özçetin, Ü., & Hiçdurmaz, D.  Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar - Current Approaches in Psychiatry 2016; 8(2):145-154.

 

Son Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2018 10:29

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.