Rakamlarla Gezi - Neslihan Acu

17 Haziran 2013 10:29  

 

Rakamlarla Gezi - Neslihan Acu

Gezi Parkı'nda farklı bir dünya var. O dünyayı kuranlardan "çocuklar" şeklinde söz edilmesi bilinçli bir küçümsemeyi ve hafife alma eğilimini yansıtıyor.

Olayın basit bir "çocuklar direniyor" meselesi olmadığı, "marjinal meselesi" hiç hiç olmadığı, Konda Araştırma Şirketi'nin yaptığı araştırmada ortaya çıktı.

Gezi Parkı'nda 4 bin 411 kişiyle yapılan araştırmaya göre:

Katılımcıların...

Yaş ortalaması 28 (çoluk çocuk değil yani)

Üniversite mezunu oranı yüzde 43

Kadınların oranı yüzde 50.8 (yarıdan çok)

Yüzde 52'si çalışıyor

Yüzde 58'i özgürlüklerin kısıtlandığını düşündükleri için oradalar

Yüzde 79'u hiçbir derneğe ya da STK'ya üye değil

Yüzde 45'i bugüne dek hiçbir eyleme katılmamış

Yüzde 49'u polisin orantısız güç kullanımını protesto etmek için orada

Bu sonuçların siyasetçiler tarafından çok önemsenmesi ve doğru okunması lazım. Çünkü çok şey anlatıyor. En başta, Gezi olaylarını bizzat "polis şiddeti"nin yarattığını apaçık gösteriyor.

KARİZMALAR FENA ÇİZİLDİ

Gezi Parkı olayları günlerdir medyada.

Bu arada bazılarının karizması yerle bir oldu.

Mesela, Kurtlar Vadisi'nin ağır abisi Polat yani Necati Şaşmaz...

Başbakanla görüşme sonrası yaptığı garip açıklamalarla (daha doğrusu açıklayamamalarla) sosyal medyanın eğlencesi oldu.

Olayları "bize nazar değdi"ye bağlayan Şaşmaz, ti'ye alınmayacak gibi değildi.

Bir diğer isim, Beyoğlu Belediye Başkanı Misbah Demircan. Katıldığı televizyon programında canlı yayında olduğunu fark etmeyerek sunucuya atarlanan Demircan'ın, canlı yayında olduğunu öğrendiği an donup kalması karizmasını kötü etkiledi.

Hülya Avşar ise her taşın altından çıkmasıyla maruf bir ünlümüz.

Gezi olaylarında da kendi kendine arabuluculuğa kalkıştı. İyi niyeti ortadaydı ama yetmiyor. Olayları "ergen çocukla-ebeveyn arasındaki çekişme"ye bağlaması son derece vahim bir hata.

Esasen, bu denli ciddi bir toplumsal vakada işlerin neden bu kadar magazine sardırıldığını da anlayabilmiş değilim. Durumu sulandırmaktan başka bir işe yaramıyor çünkü. Amaç bu mu?

DOKTORA SORUŞTURMA

Sağlık Bakanlığı'nın açtığı soruşturma çok tartışılır nitelikte. Gezi Parkı olayları sırasında yaralananlar için gönüllü doktorlar çalışmış, gönüllü revirler oluşturulmuştu.

Sağlık Bakanlığı Tabipler Birliği'ne gönderdiği metinde, bu doktorlar kimlerdir, neden bakanlıktan izin alınmamıştır diye soruyor. Bakan Müezzinoğlu, "Mesai saatinde, mesaisini bırakıp başka yere gittiyse tabii ki soruşturma açılır" diyor.

Buna karşılık Türk Tabipler Birliği bir basın açıklaması yaptı ve "Hekimler insanlığa hizmet için izin almaz, emir beklemez" şeklinde bir yanıt verdi.

Biber gazından ya da başka şekillerde yaralanmış insanlara, orada bulunan doktorların anında müdahale etmesi, gerçekten de, her şeyden önce bir insanlık göreviydi. Sağlık Bakanlığı doktorlara bu kadar jet bir soruşturma açarken, İçişleri Bakanlı'ğının aşırı şiddet uygulayan polisleri tespit etmekte bu kadar zorlanması hayli düşündürücü.

REFERANDUM

Topçu Kışlası yapılsın mı yapılmasın mı diye referanduma ya da plebisite gidilmesini doğru bulmuyorum.

Bazı konularda sadece uzmanlar ve sivil toplum örgütleri karar vermelidir.

Gezi Parkı konusunda mimarların, sivil toplum örgütlerinin birçok araştırması, alınmış kararları var. Konu üstelik yargıya gitmiş, yargı durdurma kararını vermiş.
Tüm bunlar ortadayken niye referandum? Paris'te ya da NewYork'ta ya da Londra'da, şehrin merkezindeki parkta AVM yapılsın diye referandum yapılabilir mi, mümkün mü bu, onu düşünmekte fayda var.

Yeni Asır

16.06.2013

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0