YİRMİ DAKİKALIK SPORLA, YİRMİLİK OLMA

27 Aralık 2006 14:55 / 1520 kez okundu!

 

Kılavuzum karga ile çok yıllar sonra tekrar uğraştım, kendisini değersiz hissettirenlere karşı amansız mücadele kağıt üstünde sürecek diyorsanız siz de anılarınızı bizimle paylaşabilirsiniz.Tek yapmanız karşıda bir dostun aynasına bakmanız...

Zamanın birinde, sivri ayakkabıların zulmünden, kemiği bozulmakta olan ayağımı bir ortopediste göstermek istemiştim. Doktorun olduğu odaya girerken gözlerim yere takılınca gördüğüm ayakkabı beni dehşete düşürmüştü. Özel bir şekil almış ayakların, eni boyuna dönüşmüştü neredeyse. Üstelik o ayaklar benim ortopedistin ayaklarıydı. Şeyyy…dedim. Benim ayak baş parmağımın yanındaki kemik ağrıyor zaman zaman. Utanarak kendi problemimin azlığından. O da bi şey mi, bak benimkilerin haline hallux valgustan diyordu, hem duruşu ile hem de sözleri ile. Kırılaydı ayaklarım da gelmeseydim diye diye çıktım ortopedi kliniğinden.
Bundan sonrası fıkra gibi. Şaşırıpta, abartıp, uydurduğumu zannetmeyin. Sadece hep bilmediğim doktorların kapısını çalmıştım…
Ergenlik sivilcesi bile çıkarmamışken, birer ikişer baş gösteren akne tarzı sivilcelerime son vermek üzere bir cilt doktoruna gittim. Cildiyeci hemcinsimdi. Yüzünde bozuk olmayan tek bir düzlük yoktu. Ben süslü kokoş, yüzümde de aksi gibi toplasan toplasan gösterişsiz tek bir “büyük problemim” vardı. O bile”sıksam” yani sabretsem birazdan geçecek gibi görünüyordu. Yer yarılsa yerin dibine girsem. Girsem de, görünmez olsam. Sonuç vahimdi. Acilen güzellik enstitülerine gitmem gerektiğini yarı alaylı tonda ifade eden cilt doktoru, zamanlarını boşa harcadığımı hissettiren tavır ve sözlerle uğurladı beni.
Gözlerimle ilgili şikayetim ise belirli bir noktaya çok baktığımda çift görüyormuş gibi hissetmekti. Tıp dilinde benim durumumdakilere astigmat gözlüğü ile çözüm buluyorlardı belki ama ben kendimi şaşı buluyordum.
Göz doktorum şaşı çıktı. Şaka gibi. Tamam herkes eksiği ile tamdır. Kusurlarımızın hepsi insani. Tamam da…
Diyemedim doktora bir şey şaşırıp kaldım. Kem küm…
Sorunların içinden çıkmak için psikiyatriste gittiğimde de şok tedavi oldum tek seansta.
Gerçek hikayelerin üzerinden yirmi yıl geçti neredeyse. Akıllandım diyemiyorum ama deneyimlerimle hayat kalitemi sorgulayabiliyorum artık. Tabii harika doktorlara da sahibim.
Yirmi dakikayla yirmilik olmak zor ama metabolizma açısından gerekli olan hareket ve tempo için vazgeçilmez bir başlangıç. Herkes önünüzü keser. Asıl yirmi dakikadan sonra, spor devam ederse, bir faydası var diye ahkam keserler. Ve biz her zaman bulamayız otuz ya da kırkbeş dakikayı hele ki bir saati. Böylece yirmi dakikayı da hayat mevat meselesi yapmayız. Alın size yaşanmış hazır bir reçete, her gün her sabah yirmi dakika yürüyün koşu bandında, bitirin artık kilolarla olan birlikteliğinizi. Haa tabii yeme içmeyi de tadında bırakın.
Sevgiyle, Aşkla kalın.

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.