TIKANIKLIĞIMIZI ELİMİZDEN ALAN HER ŞEYİ SUÇ SAYMALI

10 Mart 2008 14:13 / 1512 kez okundu!

 

Ben buldum, bu şunun gibi bir şey. Herkesin ortak derdi haline gelen “örtünme” ile “örtünmeme” konusunu böylelikle ört- bas ediyorum. Keşke matbaa icat edilmeseydi. Yazının bulunması talihsiz bir buluştur esasında. Bu feci

Açık saçık ve edepli olucam diyenlerle sorunum olmaz, açık saçık ve de edepsiz olucam diyenlerle işim olmaz.


Erkek, kadın taraftarlar ortaya çıksın. Ak ile kara, gri ile gıpgri yeşil ile yemyeşil, pembe ile pespembe renk versin hayata.


Örtücü ile sımsıkı örttürücü, örtücü ama gevşekçi ve gösteren ama göstermemiş gibi davranan ve dolaysız anlatımcı yani anadan üryancılar çıksın bir bir ortaya.


Pardon korsan türbancıların da varlığını unutmayalım. Esasında tüm korsanlar aynı zamanda türban da takarlar, sadece “bağlama biçimleri” farklıdır. Onlar da ayrı bir grup oluştursun.


Sonra da;


Ben derim ki; herkese, kullandığı kendisine acıma silahını elinden bırakmasını önermeli. Kendimize acıyarak zırıl zırıl dolaşılmasını “ayıp”lar bölümüne kaldırmalı. Sadece rüyalarımızda gerçekten ağladığımızı unutmamalı…


Avrupa Birliği’ne dahil olabilmenin önemli kriterlerinden birisi her konuda dernekleşmekti ya (Ahh… ben en başında söyledim, en başında da ben olayım.) İlet-i-şe-me-ye-ce-ğimiz bir sessizlik ağı kuralım. “Sound of silence” yani. Kimse kimsenin ne düşündüğünden haberdar olamayınca bu sorun da ve de diğer bütün güzide sorunlar da ortadan kalkar.


Ne Irak’ta ne Cudi dağlarında, Allah’ın kutup ayılarının, yerinden zorla sökülmüş eşek gibi anıra anıra çiftleşen G.Afrika Penguenlerinin, Uganda’nın çaresizliğinin,Amerika’nın arsızlığının, hatta o ne YÖKse bilmemenin ve hatta kimin başbakanlık yaptığı kimin seçim kazandığını bilmeden yaşamanın uhri dünyalarına uçma zamanı. Derim ya da deliririm kimin umurunda. Çünküüüü;


Bütün suç "yazı"da ve matbu işlerinde. “Tıkanıklığımızı” elimizden alan her şeyi suç saymalı.


Yaşamla ilgili fikirleri yazmak öteden beri suçtur ve bence suç olarak da kalmalıdır.


Çok basit; yazılarda düşüncelerimiz açığa çıkıyor. Ve daha önemlisi kimsenin kendimizle aynı fikirde olmadığını görmek; Bu ciddi bir mukavemet sorunu. En beyaz bir yalan hatta en küçük bir riya bile dev bir bataklığın girdabında yok edebilir pek çok insanı.


Nehire bırakılan küçük bir zehirin binlerce insanı ve canlıyı ağulaması gibi.


Mikado’nun Çöpleri değil, Kelebek Etkisi de değil bu, “yalan etkisi” siler süpürür dünyayı.

Mahkemesi ve muhakemesi ise en azından şimdilik bu dünya sınırları içinde yok. Ancak kurulu düzene bariz bir hata ya da eylem zamanında bir dosya açarlarsa senin üzerine, o zaman çıkar bakalım gırtlağında hazır beklettiğin yalanları çıkar ve kus kus ve rahatla. Unutmayın ki gitmeyen pisliğimizi pompa ile önce yukarı çeker sonra aşağı yollarız. Ve böylece tıkanıklığın önünü açarız. Direne edilen iltihaplar, ödemler canlandırır tekrar canlıları. O, dışarı çıkamadan iyileşemez hastalık.


Yalan etkisi yamyam etkisine dönüşür her zaman. Ve hele pek çok insan, “iyi adam”, “iyi baba”, “iyi anne”, “iyi öğrenci”, “iyi öğretmen” havasına girip bir de kibir ve caka ile dolaşmaya başlayınca…
Sadece kendi bir iki insanına “iyi” olabilmiş tüm insanlara sesleniyorum sıkıysa herkese “iyi” olun.


Örtünene, örtünmeyene, çıplaklara, gaylere, lezbiyenlere, savaşçılara, barışçılara, sevenlerinize, sevmeyenlerinize şapka çıkartın. “Merhaba” benden size zarar gelmez deyin.


Yazmayın, çizmeyin, düşünmeyin, konuşmayın sessiz kalın.


Barış toprakları büyür mü ki bu arada?



Küçümsediğimiz hep kendi yalnızlığımız.


Çekmecelere kaldırdığımız yazıları, resimleri, duyguları açma zamanı.


Kendimizi açma zamanı, kapama değil.


Açarak kapatma, kapatarak açma hiç fark etmez.



Pervin Mısırlıoğlu

09-Mart-2008 - URLA

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.