Şehirden Dağılan Hüzün

25 Aralık 2006 21:07 / 1450 kez okundu!

 

Geçmiş zamanda İzmir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina için hüzünlü veda yazısını Pervane yeniden önümüze koyuyor


Şehirden dağılan hüzün dalga dalga aştı yolları, dağları, tepeleri öbür şehirleri de matem sardı. Duyan, okuyan, bilen türlüm yurdum insanından kederli taziye mektupları ve baş sağlığı dilekleri..
.
İzmir’de oturuyorsan, İzmirli isen tuhaf bir duygu bu, tıpkı yöreğe ait pek çok huyu sırtımıza geçirmek, benzer renklere bürünmek gibi...Hafif kalkık burnumuzla daha yeni yerel seçimlerin tebriklerini kabul etmişken...

Şaka gibi şimdi bu öksüzlüğümüz. Sokağımız, mahallemiz, semtlerimizden yayılan hüzün...52’lik delikanlı başkan Piriştina ölüme de aynı sabırsızlıkla gitti. O, Nisan doğumlu bir koç burcu insanı idi.
Geçmişte ilk yerel seçimlere 1998’de hazırlanıyorken Ahmet Bey, ilginç bir anımız olmuştur kendisi ile. O zamanki basın danışmanı Sevgili Ünal Ersözlü ve Başkan adayı Ahmet Bey Hilton’da yemek yiyorlardı. Ben de o zamanlar PM Tekstil olarak Kipa’ya mal veriyorum ve aynı sokağın sakinleri olarak da bir tanışıklığımız var. Fakat benim Hilton’da bulunma nedenim tekstil işleri değildi. Astrolojiyi uyduruk günlük fal köşelerinden çıkarıp, sınıf atlattırmak gayreti içerisinde Pm Club Zodyak Geceleri’ni başlatıyordum. Basın toplantısına yirmi iki medya mensubu katılmıştı. Çok eğlenceli geçen basın toplantısını sürpriz şekilde ziyaret eden Ahmet Bey’ e ne zaman doğduğunu sormuştum. 8 Nisan demişti. Biz Zodyak Gecelerini Astrolojinin bebeği sayılan Koçlarla başlatacaktık zaten. “Bir işletmenin başına koç burcu insanı gereklidir, liderlik sonradan edinilecek bir yetenek değildir” dedim. Kokmuş büyücüler gibi “siz başkan olacaksınız” diye ekledim..
Güldü, herkesle şakalaştı. Dönüp medyaya dedi ki; “ben çağırsam bu kadar gelmezsiniz belki de”...
İkinci dönem başkanlık yarışında biz de bir şehir dergisinin başındaydık ekibimizle birlikte. Biz bir şehri anlatıyorduk. O bir şehri yönetiyordu. O bir şehrin gelecek bin yılına imza atmak istiyordu. Çıtayı çok yukarılara koymuştu. Azla ve olduğu kadarla yetinmek istemiyordu.Dünyada nereyi güzel görse orayı İzmir’e taşımak istiyordu. Ama en çok da Barselona’yı İzmir’le özdeşleştiriyordu. Cordoba’nın sakız sardunyalı renkli sokaklarını İzmir için de düşlüyordu. (Benim İspanya seyahatinden getirdiğim bol fotoğrafları ödünç almıştı benden)
Kanaletler dergide anlatıldığında Koç’lara Sabancı’lara problem çözücü olarak hizmet vermiş uzman kişilerden gelen haklı övgüleri buruk bir sevinçle hatırlıyorum., Yapılacak olan Üniversite Oyunları’nın İzmir ev sahipliği onun en çocuksu hayallerindendi, Konak meydanı ve Kordon boyu çay, kahve terasları, hurma ağaçları, hercai menekşeleri, çirkinlikleri örtmek için yeşillendirmenin yanı sıra, köklü alt yapı çalışmaları hep onun şehircilik anlayışının ve medeni bakış açısının güzellikleri...

Hep öbür semtlerin sorunlarını merak ederdim. Hem işimiz gereği hem kişisel sorumluluğumuzdan olsa gerek şehrin dört bir yanında oturanlara da sorardım. Başkan oralara da “yetişiyor mu?” diye. Yetişiyordu, yetişiyordu, yetişecekti... Sabırsızdı, o yüzden insanlar onu bazen anlayamazdı. Herkesin başkalarına tahammülü bildikleri ile sınırlı...
Birazdan cenazesine gideceğiz. Onbinlerce İzmirli deniz kıyılarına vuracağız kendimizi. Şehirden dağılan hüzün sahipsiz bırakıyor bizi. Matem müziği dinliyorum serçelerin uçtuğu balkonumda, sakız sardunyaların içinde, sevgili Büyük Başkanımızın oturduğu aynı sokakta...Onu Cesaria Evora’nın hüzünlü müziği ile yolcu ediyorum. “Çünkü bu müzikte mutsuzluk var ama umut da var” “Ana yurda ve çok uzakta bırakılan sevdiklerine özlem de”
“Umut şarkıları kanatlandıracak, nereye konar ise”...

Pervin Mısırlıoğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.