PERVANE 7/ SEN HANGİSİSİN? (Kahve, Patates ve Yumurta)

04 Aralık 2006 17:04 / 1822 kez okundu!

 

Ben Hangisi Olurdum diye düşünenleriniz için Pervane'de Pervin Mısırlıoğlu muhteşem üçlüyü yani kahve, patates ve yumurtayı tavada omlet yaptı.

PERVANE 7/ SEN HANGİSİSİN? (Kahve, Patates ve Yumurta)

 

Nasreddin Hoca damdan düşünce halk toplanmış başına ve sormuşlar hocaya; ”doktor mu yoksa çıkıkçı mı çağıralım?”  hoca “bana damdan düşmüş birini çağırın “ demiş. Damdan düşenle düşmeyen arasında ciddi bir kavrama, anlama ve hatta hissetme farkı vardır.

Ben her gün damdan düşerim ama sözlerimle ve düşüncelerimle...

Şu aşçının kızına verdiği ders ilgimi çekti. Hani şu üç ayrı cezvede kaynattığı kahve, patates ve yumurtadan çıkan ders. Hepimizin bence kulağında olmalı. Bir sıkıntı kapınızı çaldığında nasıl tepki vereceksin? Kaynayan sudaki patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? Yumurta gibi kalbini katılaştıracak mısın? Yoksa kahve çekirdekleri gibi başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin? Çünkü kahvenin çekirdekleri bambaşka. Kaynar suyun içinde kalınca kahve çekirdekleri kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirirler ve ortaya bambaşka bir şey çıkar?

Sen hangisisin? Derseniz, ben bazen kahve bazen patates, bazen yumurtayım. (Gerçi yeğenlerim İnci ve Nil ikizler bana “patates hala” derler ama)

Bu üçleme olaylar karşısındaki tutumumuzla ilgilidir ya, patates mi, kahvemi yoksa yumurta mı olacağımıza karar vermek hayatidir de bazı zaman.

Bizim  çekirdek aile sekiz kişilik bir ordudan oluşur. Yarısı aynı arabanın içinde ve ben sürücü koltuğunda. Badem gözlü Barış’ımızın asker yemin törenine Foça’ya gidişimi hatırladım da size tam isabet bir örnek vereyim dedim. Şöyle damdan düşercesine...   

Biz dört kız kardeş dolu dizgin Foça’ dan İzmir’e doğru gelmekteyiz. Ve rampa aşağı konumundayız. O da nesi araba kendiliğinden hızlanıyor ve yavaşlayamıyor, duramıyor. Önümde giden arabaların üzerinden uçacağım neredeyse. Derin bir nefes aldım. “Speed” filmi geçti aklımdan bir film şeridi gibi. Duramayan ve içinde onca yolcusu olan otobüsün nefes kesen görüntüleri. Duramayan otobüs, duramayan araba. Tehlike ve ölüm korkusu. Damdan düşmüştüm damdan düşenleri hatırladım da. Şimdi seç beğen al. Hangisi olmalıyım? Patates mi, kahve mi, yumurta mı? .

Eğer arabadakilerin kişilik profillerine ilişkin bilgi istiyorsanız şöyle özetlenebilir;

Nesrin ve Nermin çocuk gelişimcisi ve eğitimcisi ablalarım Hür (riyet) ise halkla ilişkilerci bankacı kız kardeşim. Astrolojik dağılımımız ise şöyle; Nesrin sulu gözlü yengeç, Nermin titiz başak, Hür capcanlı ikizler ve bendeniz malumunuz çatlak kova.

Sülalenin yarısı aynı arabada ve canları ciddi tehlikede. Kızlar güle oynaya gelirken, bu akıl almaz durumu nasıl anlatacaktım şimdi onlara. Önde Nermin oturuyor. Şaşkın bir şekilde “ arabanın üzerine çıkacaksın “ diyor. Ben vites değiştirmek istiyorum olmuyor. Fren tutmuyor. Gazın üstüne taş koymuşsun gibi yapışmış yerden kalkmıyor. O hızla giderken el frenini çekmiyorum takla atmamak için. Onlara bir şey sezdirmeden birkaç saniye çözüm aramıştım ama artık sakince açıklamak zorundaydım. Elimden hiçbir şey gelmiyordu. Giderek daha da hızlanıyorduk yokuş aşağı. “Hepiniz sakin olun” dedim. “Asla duramıyoruz ama bir yolunu bulacağım.Yeter ki bana güvenin, panik yapmayın” dediğimde ben yumurta gibi katı, patates kadar ezilmiş, kahve kadar değişmiş ve gelişmiş haldeydim. Ama nafile Foça yolunu hatırlarsanız (şimdilerde genişledi mi bilmem ama) üç araba yanyana gidemez di o yolda. Ben önüme çıkan her arabayı son süratle ve karşıdan gelenle neredeyse sürtünerek, sol taraf müsait değilse sağ tarafta günahsız yayaları kıl payı ezmeden geçerek, daimi korna ve flaşörlerle giderek, yol boyu arabamızın üzerine atılan pet şişeler ve küfürler, lanet yağdırmalardan sonra daha düzlüğe doğru ne olduysa oldu gazı elle “sökerek “yerinden yavaşlaya yavaşlaya arabayı sağda durdurdum. İşte o sırada arkada bıraktığımız öfkeden deliye dönmüş, bizi hız delisi sanan arabalar da durdu .Hepsi bizi dövmeye geliyor. Nermin bu sırada fenalık geçiriyor, Nesrin ablam ağlıyor, Hürriyet beni tebrik ediyor. Ben de onları tebrik ediyorum. O sırada uzaktan Azrail görünüyor ona nanik yapıyorum. O kadar da kolay değil. Allah! Azrail almadı canımızı millet alacak derken onlar da anladı durumu, teskin ettiler bizi...

İyi pazarlar, iyilikler ve güzellikler size.

 

Pervin Mısırlıoğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.