ONUN İYİSİ BENİMKİSİ DEĞİL Kİ!

21 Temmuz 2008 06:08 / 1581 kez okundu!

 

Sadece köpeklerin ısırdığı karanlıkta, çekirgelerin tek bir vücut gibi hareket ettikleri koyu bir kalabalıkta, ürkütücü bir yığılmayla aklıma inen sorulara cevap aradım… Bulamadım. Yaşam ile düşüncelerimin arasındaki bulanıklığın artması ile a

Çöpten çıkan kelimelerle, gökten inen dualarla, aklımdan kayan düşlerle oturdum sokak kapısının önüne. Bağdaş kurdum yere. Gözün gördüğü, duymak istediği, bildim,öğrendim dediğim tuhaflıklarımla, taş yazıtların, kör kütüklerin, bütün dillerin geveze harflerinden süzülmeden dokunmuş alfabeleri ile, tüm önyargıların kirlettiği düşüncelerim ile oturdum kendi süpürdüğüm kapımın önüne.



Onun iyisi, benimkisi, ne diye?!?



Bir vahiy daha gelmemesine dikkat ederek, bir kargaşa daha yapmamaya özen göstererek, tapınmadan, yakınmadan, atmadan, tutmadan…



Dolaşan defterlerden, paylaşılan günlüklerden, kopmuş takvimlerin gecelerinden, her tür referans noktasından, seçilmiş parkur ve rotalardan, erken yatmanın, gün doğuşuna uyanmanın ezber dünyasından, ünlü meydanlardan, şehir sembollerinden, akşiş getirerek (yani delirerek) melek otundan ya da hayıt meyvesinden yarar umarak hiçbir yere varamıyorum. Hiçbir yere gidemiyorum.
Ustam okuduklarım mı, ustam rüzgar mı?



Ustam yaşadıklarım mı, ustam okyanuslardaki derinlikler mi?



Ustam tutsaklığım mı, ustam yakınlıklarım mı yoksa ustam uzaklıklarım mı?


Ustam google mı?

Bağdaş kurdum kapımın önüne;



Onun iyisi, benimkisi ne diye?



En iyi komşu onunki mi, en iyi tekne, en baba iş, en anaç ev nerede diye…



En demokrat, en özgür düşünce, en görkemli beyin kimin diye…



Güneşten kamaşan gözlerimizle demokrasi hayranı olmak kolayken, fırtınada sert bir denizde olmamak uğruna en sıkıcı limanın köhne sularında havaların durulmasını beklemek ne diye cazip olsun bilmem ki ne diye?



Yaşamak mı her şeye rağmen yoksa sırça köşkün sırlarını mı aşmak?



Kim demişti hatırlamıyorum;



“Şeytan sıkılınca kendisine çimdik atar“ diye.



Çok sıkıldığımızı düşünüyorum hatta çok sıkıştığımızı.



Benim meleğim onun şeytanı, tersi de kulağıma hoş geliyor. Benim şeytanım onun meleği.



Elim kuş, kıçım taş oldu, merhametimden onca insan öldü. Güzel zamanlar çabuk geçti, kötü zamanlar ağır. Yine de bilirim onun iyisi benim ki değil ki!



Sonuçta gözüm görüyor, elim ermiyor.



Bulduğum bana yaramıyor. Aradığım hiç sobelenmiyor. Eve lazım olan camiye haram.



Onun iyisi, benimkisi ne diye?!? Debelenip duruyorum.



Cıvataları atmış bugünlerin… Süslü, dantelli olmadan, lafı dolandırmadan garip bilgileri açık ve net ortaya sermeli, ağdalandırmadan, ballandırmadan güneşe serilmeli yaşadıklarımız.



Hiç gocunmadan, hiç dayılaşmadan, hiç böbürlenmeden eteğimizdeki taşları dökmeli!



Hep beraber ve solo şarkılar söylememeliyiz!



Çünkü



Bana göre;



ONUN İYİSİ BENİMKİ DEĞİL Kİ!



Pervin Mısırlıoğlu

21.07.2008, İzmir







 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.