Mobbing ile Tanıştınız mı?

15 Aralık 2008 06:45 / 1732 kez okundu!

 

EGİAD YARIN DERGİSİ'nde çıkan yazımı sizlerle paylaşmak istedim...

Pek çok medeniyetlere yolculuklar yapan, dünyayı dolaşan bir gezgin ve oralarla ilgili izlenimlerini radyo, televizyon ve yazılı basın aracılığı ile insanlara aktaran bir gazeteci olarak ifade eksikliğine düştüm.



Basın camiasında maçoluk ve aşağılama, çelme takma, alay etme, duygusal taciz adeta yer etmiş. Medyanın, bunlara daha uzak bir alan olduğunu sanmak ciddi bir yanılgı oldu benim için. Oysa, sonuçta onların bakış açısı, içinde yaşadıkları toplumdan bir kesit olmalıydı. Öyleydi de.



Uzaktan basın her tür özgürlüğe sahipmiş gibi gözükürse de esas olarak en tutucu ve çağ dışı uygulamaları da kendi içinde barındırıyor. En azından benim yaşadıklarım bu tür istismarlara açık yerler oldu. Sonuçta yöneteceğimi sandığım işin patronu olamadım. Yeterince etkili olamadım. Etkili olamayınca yetkili de olamadım. Hiçbir zaman tam olarak teslim edilmeyen kendi yetki alanımda elden düşme personelle çalışmak zorunda bırakıldım.


Yapılması gereken değişikliklerin kabulü tek taraflı olarak değerlendirildi. Ve haksız çalımlar avantaja bile bırakılmadı.


Ehh... Eski köye yeni adet belli ki kabul görmeyecekti.


Türkiye de cinsiyet ayırımcılığı benim çalıştığım yerlerde vardı.


Ama biliyorum ki sizin çalıştığınız yerlerde de var benzer durumlar. Yaygın bir sorun benim karşılaştığım. Mobbing içimizdeki düşman maaalesef ?



Daha tuhaf bir başka gerçek daha var.



Kadınlar da en az erkekler kadar kaba güce tapıyorlar ve hatta en çok kadınlar karşı çıkıyor yeni üsluplara ve elbette kadın yöneticiye. Ölesiye nefret ediyorlar hemcinslerinden. Erkek olsun çamurdan olsun diyenlerin çoğu kadınlardan çıkıyor. Ağzınızla kuş yakalasanız da bu böyle.



Korku kültürü galip geliyor. İnsanca davranmak ve dostça yaklaşıp eşitlik yaratmaya çalışmak ise sadece onların nezaketsizliğini artırıyor.



Korkmaları gerekmeyen yöneticiden korkmuyorlar.



Ne işin gerektirdiği hiyerarşi, ne kendilerine duydukları sevgi, ne size duymaları gereken saygı var. Onlar sadece eski hamamda eski takunyalarla dolaşmaktan yanalar.



Çalıştığım ortamı iyileştirme çabalarım, marka ve kurumsal kimlik konusundaki başarılı çalışmalarım iş arkadaşları ya da iş sahiplerinde bir heyecan yaratmamasına karşın müşteriler, reklam verenler, okuyucular her zaman şükranlarını sundular. Bu öyle ters bir mağduriyet ki...



Aboneler, fanatik okuyucular, müdavimler ve ödüller peş peşe gelirken siz çalıştığınız yeri değiştirmek zorunda kalıyorsunuz...



Ama yeni ufuklar da bu hasetlikleri aşmaya çalışırken açılıyor önünüzde.


Sonuçta profesyoneller için fazla seçenek yok. Biri siz, öbürü işin sahibi. Sizsiz verilen kararlar, talimatlar, yapılan değişiklikler kariyerinizde açılan yaraları oluşturuyor böylece. İstediğiniz kadar uğraşın bazı talihsiz ortamlarda yalnızca karizmatik bir kukla olabiliyorsunuz. Ve üstüne üstlük belki bu bizim Ege ye özgü daha sık karşılaşılan bir durumda olabilir, o da şudur:



İşin ana sahibi iktidar kaygısını çok fazla duyar. (Kendi seçtiğine sadece gerçek demokrasilerde gölge düşmez.) Bazı işyerlerinde seçilen veya göreve getirilen yöneticiden hem başarılı olması beklenir hem de boyun eğen ve susan bir insan ve daha da kötüsü para vermeseniz de çalışacak bir yönetici olması beklenir.


İzmir'de basında öyle çok üzerine para vererek yazı yazan dostlarımız var ki, telif isteyene hain, paragöz duygusu ile yaklaşıyorlar. Ve işin başındakiler bol şekerli iltifatlar ediyorlar. "Abi şöyle yapalım; olur abla!" ilişkileri ile nasılsa bir düzen kurulmuş çünkü.

Değiştirmek, fazlaca üst bir dil. Suni güce ve seçiciliğinde ciddi erozyona uğramış anlayışlara teslim olamamak ve temsil edememek ciddi bir yol ayırımı.



Sevgili Gazeteci dostum Deniz Sipahi'nin 30-08-2008 tarihli Milliyet Gazetesi'ndeki köşe yazısından bir bölüm aktarmak sanırım işin önemini daha iyi vurgulayacaktır.
<


"Mobbing bir anlamda iş yerinde duygusal taciz olarak anlatılabilir.


Peki bu taciz nasıl yapılır?


1- Çalışanların onuru, doğruluğu, güvenilirliği ve mesleki yeterliliğine saldırılar.

2. Olumsuz, küçük düşürücü, yıldırıcı, taciz edici, kötü niyetli ve kontrol edici iletişim.

3. Doğrudan veya dolaylı, gizli veya açıkça yapılması.

4. Bir veya birkaç saldırgan tarafından yapılması, akbabalık.

5. Sürekli, çoklu ve sistemli bir biçimde zaman içinde yapılması.

6. Hatanın kurbandaymış gibi gösterilmesi.

7. Kurbanın itibarını kaybettirmeye, kafasını karıştırmaya, yıldırmaya, onu yalıtmaya yönelik olması ve onu teslim olmaya zorlaması.

8. Kişiyi dışlama niyetiyle yapılması.

9. İşyerinden ayrılmasının kurbanın tercihiymiş gibi gösterilmesi.

10. Örgüt yönetimi tarafından anlaşılamaması, yanlış yorumlanması, görmezden gelinmesi, hoş görülmesi, teşvik edilmesi, hatta kışkırtılması.



Psikiyatrist Dr. Heinz Leymann, mobbingi ilk kez 80'li yıllarda Almanya'da kamunun dikkatine tüm ayrıntılarıyla sunmuş, tanımlamış ve konunun ciddiyetini gözler önüne sermiş.



Mobbing sendromu, haksız suçlamalar, küçük düşürmeler, genel tacizler, duygusal eziyetler veya terör uygulamak yoluyla bir kişiyi işyerinden dışlamayı amaçlayan kötü niyetli bir eylem.



Bu, kişinin yöneticilerinden, örgütünden, üstleri, eşitleri veya astlarından birinin öbürlerini de sistemli, uzun süreyle ve sıkça zorbaca davranışlar için örgütleyerek, kişiye karşı cephe (çete) oluşturması. Bu davranışı görmezden geldiği, göz yumduğu, hatta kışkırttığı için kurban, çok sayıda güçlü kişi karşısında kendisini çaresiz görür ve taciz (mobbing) gerçekleşir."



Deniz Sipahi'yi gerçekten kutlamak gerekir, büyük yaraları sarmaya yarayacak konuları gündeme getirdiği ve sıkça üzerine gittiği için.


Bir de bütün bunlara "kadın olmak" eklenince bizim gibi erkek egemen toplumlarda olay iki misli ezici.



Sonuçta; özgürce ifade edemeyeceğiniz fikirlerinizin gerisinde kalacak işler yapmayı içinize sindiremezsiniz. Verilen sözleri bırakın, yürürlükte olan kanuni haklar konusunda bile ihlallere uğrarsınız. Kadın olmamın hep keyfini sürmüş biri olarak ayırımcılık konusunun sizden uzak kalacağını düşündüğünüz halde tam da o konularda mağdur olursunuz. Ezber bozan insanlar, güçlü fikirlerin yaratıldığı bir yönetimi gerçekleştirmekte bu gibi ortamlarda zorlanırlar. Küçük yerin böyle "küçük" problemleri vardır yani.



Bir de nasıl çözümler yarattığıma bakarsanız?



Tam o sıkıntılı sıralarda e-nuhun gemisi baktı ki nesli tükenecekler grubundayım bana yerli ve farklı seçenekler, yeni dehlizler, yeni denizler açtı.



Ben fark ettim ki; internet gazeteciliği yazılı basından bazen daha zor bazen daha kolay ve eğlenceli. Matbaaya giden yazı ve görüntülerden hep daha taze, hatta hataya daha kapalı çoğu zaman. Garip bir manyetik enerji ile müthiş bir enerji ve sinerji ortamı bu. Çıkarsız bir dostluk kapısı, farklı görüşlerin belli bir uzlaşma kültürü ile buluştuğu ortam. Esas olarak pek çok kişinin serbest iradesi ve değişik bakış açıları ile renklendirdiği, aktive ettiği oldukça hijyen bir platform.



Kente ve insana dair sessiz, sanal ama çok etkin bir birlik oluşturabilme olanağına sahip bir mecra.



Sanal ortam, elle tutulabilir diyaloglar ve ticari başarılar açısından ciddi bir çalışma gerektiriyor.



Siber alemde dürüstlük ve görünmez etik anlaşmalara sadakat çok önemli.

Yalnız olmamanın, yalnız kalmamanın alternatif alanı. Ruhsal sağırlığın olmadığı, dilin sivrilmediği, aklın motive edildiği bir özgür alan. Herkesin özgürlüğünü savunan, demokrasiyi başkası adına da savunmayı bir görev bilen insanların buluştuğu yerde olmak güzel.



Yazarlar dillerini zeka ile bileyip, akıl ile yontuyorlar.


Bakış açıları başka ama mayın tarlasında değil sözcükleri. Yaşayan bütün dil, din, ırk, cins ve türlere, inanış ve geleneklere tahammül terbiyesine sahip olabilmeyi neredeyse imzalayarak bir araya gelmiş okuyucuları ve üyeleri, yazarları ile izmirizmir.net' de çok başka bir dünyayı deneyimliyorum şimdi.


Bizi büyüten hep doğrularımız ve farklılığımız olur inşallah!



Sonuçta her şey sanal her şey gerçek.



Yazılı basın çoğu zaman dipsiz kuyuya benzer. Oysa internet ortamı, kendi diline dolamadan kendini, olduğu gibi ve araya bir sürü işlem koymadan sanal matbaadan size ve bize ulaşıyor. İşte ben başka türlü bir dipsiz kuyu olarak, bunu çok seviyorum. Kadın ve erkek gerçekten eşit.



Ve üstelik mobbing buraya uğramıyor!



05-09-2008

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.