Mesleki Gölge

22 Nisan 2009 18:39 / 3084 kez okundu!

 


Geçtiğimiz cuma günü “haber”e gelen ACI'lı (Özel İzmir Amerikan Koleji) iki güzel kız kendilerinin izmirizmir.net’te haber olacağını bilmiyorlardı sanırım. Ava giden avlanır, habere gelen haber olur aslında bizim çevrelerde. Onlar, harika, pırıl pırıl genç kızlar. Amerikan Koleji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi tarafından organize edilen 16 Nisan 2009 tarihindeki "Mesleki Gölge Programı"na ev sahipliği yaparken, bir de baktım ki Zeynep (Sarıgöllü) ve Rana (Yiğitbaşı) zaten şimdiden özel bir haberin kaynağını oluşturuyorlar.

Bu buluşmayı ve organizasyonu, Rana yakın arkadaşı Zeynep için neredeyse bir ay önceden randevu alarak ciddi bir yaklaşım göstermişti. Zeynep ise sıcacık ve nezaket dolu telefonları ile buluşacağımız tarihleri pekiştirmişti. Ehh, ben de İstanbul'dan gelişimin, Göcek'e gidişimin arasına bu enfes söyleşiyi koyarak üzerime düşeni yaptım. Açıkçası, Zeynep seçtiği kısa ve özlü soruları ile beni oldukça şaşırttı. Özel İzmir Amerikan Koleji harika öğrencileri ile ne kadar övünse azdır. Onlarla buluşmak, sohbet etmek çok yararlı oldu benim için de. 

Zeynep Sarıgöllü ve Pervin Mısırlıoğlu Erkilet Söyleşisi 

Eğitiminiz nedir, hangi üniversite, hangi bölümden mezun oldunuz?

Liseden sonra, güzel sanatlar fakültesine girdim fakat tercihim başka yönde gelişince eğitim için farklı bir yol izledim. Önceliğimi yabancı dilden yana kullandım. İngilizce dışında ikinci bir dil için Berlin iyi bir fırsat oldu. Almanca farklı bir kültürün ve iş olanaklarının kapısını araladı. Yurda döndüğümde Turizm bakanlığının turizm acenteciliği için zorunlu kıldığı sınavları kazanarak bir süre tur operatörlüğü ve enformasyon müdürlüğü yaptım.

Türkiye’de ya da yurtdışında okumak sizce bir fark yaratır mı? Bu işi Türkiye’de ya da yurtdışında yapmanın bir farkı olabilir mi?

Bu anlamda bakarsanız sizin sorunuza da bir yanıt olabilir bu. Evet, bazı bilgiler ve deneyimler alıştığımız ortamların dışında yani başka kültürlerin ikliminde bize daha kolay ve anlaşılır hale gelir. Üstelik kendi kültürünüzden bir çok rengi de gittiğiniz ülke ya da şehirlerde bırakarak onlara da katkıda bulunursunuz.

Mesleğinize nasıl karar verdiniz? Bu mesleği seçmenizde ailenizin ya da başkalarının etkisi oldu mu? İş olanakları mı, yoksa sevdiğiniz şeyleri yapmak fırsatı mı kararınızı etkiledi?

Kendimi geliştirdiğim konular doğal olarak beni basın yayın kuruluşlarına yaklaştırdı. Edebiyata, sanata, yabancı dillere ve kültürlere olan ilgim beni insanlarla iletişim içinde olmaya daha yatkın hale getirdi. Önce turizmcilik, ardından ticaret ve yanı sıra televizyonculuk, radyoculuk, yazılı basın hep paralel bir şekilde gelişti. Ve en sevdiğim uğraşlar sonunda profesyonel mesleğim haline geldi. En ideali de bu belki de.

Bu mesleği seçmeyi düşünen birisi ne tür özelliklere sahip olmalı, neleri göz önünde bulundurmalı? Siz hangi özelliklerinizden yola çıkarak bu mesleği seçtiniz?

Kişisel özellikler çok önemli bence de. İletişimden korkan, sahne korkusu olan, içe kapanık biri iseniz işiniz çok zor böyle bir meslekte. Ama korkularınızın üzerine gitmek de bir tercih olabilir pekala. İnsani ilişkilere değer veren, diplomasi yapabilen, zekâsını pratik kullanabilen, ayrıntılara dikkat eden ve en önemlisi analitik düşünebilen biri olabilmek çok önemli genel anlamda medya dünyasında. Ben bu özelliklere sahip miyim, bunu okuyucular, izleyiciler ya da dinleyiciler daha iyi bilebilir.

Mesleğinizde gelişmek için neler yapıyorsunuz? Hangi yönlerinizi geliştiriyorsunuz? Bu meslekte iyi olmak için neler yapmalıyım?

Çok okuyorum. Olabildiğince tarafsız haberleri izlemeye özen gösteriyorum. Dünyadaki olup biten her şeyle ilgili genel bir kültüre sahip olmak için bu çok önemli gerçekten de. Tüm duyarlılığınızla, mantığınız ve adalet duygularınızla hareket edebilmek ve ön yargılardan kurtularak, empati yaparak iyi bir iletişimci, gazeteci olabilmek çok kıymetli bana göre. Hepsinden önemlisi haberin doğruluğu ve gerçekliği için güvenilir kaynaklara başvurmak ve yeterince araştırdığınızdan emin olmak. Haberciliğin asaleti araştırmacılık ve gerçekliği ile ölçülmelidir.

Üniversiteden mezun olduğunuz alan ile ilgili bir iş mi yapıyorsunuz? Lisede hangi alanda okumuştunuz? Mezun olduğunuz üniversite iş bulmanıza katkıda bulundu mu? Hangi üniversiteleri tavsiye edersiniz?

Benim önerim basın yayın, iletişim ya da gazetecilik okumanız elbette. Ancak fikirler ve duygular sabit değildir. Bazen ne istediğiniz çok erken anlaşılmaz. Ama ne istemediğiniz biriktikçe gerçek istekler de ortaya çıkar. Sonuçta her zaman okuduğunuz bölümle seçtiğiniz meslek buluşmayabilir. Bana göre ideal olan erken yaşlarda yeteneklerin ve eğilimlerin doğru algılanması ve ona göre eğitimin seçilmesi. Dünyadaki en büyük mutluluk sevdiğin iş için eğitilebilmek.

Mesleğinizin eğlenceli ve sıkıcı yanları, zorlukları ve kolay yönleri neler? İşinizi yaparken ne tür problemlerle karşılaşıyorsunuz?

Ben öğrenirken, araştırırken, okurken hayatın tam içinde kalabildiğim için büyük keyif alıyorum. Yaşamın kıyısında beklemektense, dalgaların içinde olmak ve farklı rotalara yüzmek çok eğlencelidir. Fakat her işte olduğu gibi zamanla yarışmak, disipline girebilmek de kolay değil. Çelişkili haberlerin ortasında kalabiliyorsunuz bazen. Bilgi kirliliği aklınızı, duygularınızı karmakarışık edebiliyor. Beylik, basmakalıp ya da alıştığınız görüş ve davranışların dışına çıkabilmek çok önemli. Kendi süzgeciniz ve elbette en önemlisi altın makasınızı kullanırken evrensel ve etik değerleri gözetmeniz. Demokratik değerlerden vazgeçmemeniz. Demokrasiyi içselleştirme ve oto kontrolde duyarlılık ise kitlesel iletişimde sorumluluk isteyen en önemli özellikler. Çözümcü olduğunuz zaman problem küçülüyor.

Ailenize, sevdiklerinize, kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Mesleğiniz sosyal yaşamınızı nasıl etkiliyor?

Benim avantajlı olduğum durumlardan birisi de bu. Gezi yazılarım için kısa ya da uzun pek çok seyahatimde eşim yanımda olabiliyor. Gideceğimiz ülke veya şehirleri de beraber seçip değerlendirebiliyoruz. Onun deneyim, görgü ve bilgisi de benim için büyük bir kolaylık ve destek sağlıyor. Hatta yazarken not almadığım yerler, unuttuğum noktalar, adresler varsa bana hatırlatıyor. İş gezim aile tatiline dönüşüyor sonuçta. Üstelik çoğu zaman fotoğraf için taşıdığım üç makineden biri hep eşimde olduğu için benim kaçırdığım görseller onun objektifinden ve farklı bakış açısından bana ulaşıyor. Çoğu zaman home ofis çalışmak ta ayrı bir güzellik. Radyoculuk, televizyonculuk, yazılı basın ve şimdi 3.yılını yaşadığımız www.izmirizmir.net adlı (İnsana ve kente dair her şey) haber portalımız hep saniyelerle değişen, başlayan, biten işler ve evet stres bizim can yoldaşımız. Sürekli yeni durumlarla karşılaşmak ve bunları doğru süreçlerle değerlendirmek, sunmak aynı zamanda demir gibi sinir sistemine ihtiyaç gerektiren işler. Ama asosyallik hariç her şey yaşamın içinde.

Bugünkü konumunuza nasıl bir çaba harcayarak geldiniz? Bu meslekle uğraşmak için nelerden vazgeçmeniz gerekti? Mesleğiniz yaşamınızda büyük değişiklikler yarattı mı? Yaşamınıza neler kattı? İşinizi severek mi yapıyorsunuz?

Ben bu işin okulundan gelmediğim için daha fazla çalışmak daha fazla araştırmak ve belki de daha esnek olmak zorunda kaldım. Elbette “hem pastam dursun hem karnım doysun” değil hayat. Hep bir şeyleri değiş tokuş ediyorsun yaşamda. Önemli olan hangisi önceliklerin ve vazgeçilmezlerindir. Önceleri hobi gibi duran gazeteciliğim sonunda dayanılmaz cazibesi ile ticaret hayatımı geride bıraktırdı. PM Tekstil gitti. Yerine gezi röportajları, yemek ve gurme haberleri, canlı yayın heyecanı, mis kokulu taze dergi sayfaları, gazetelerdeki haberlerinizin, köşe yazılarınızın yaydığı hoş koku, paylaşmanın verdiği doyum… Şimdi ise www.izmirizmir.net ile PM Ltd. Şti. tekrar hareketlendi elbette. Reklam faturaları kesmeme yarıyor.

Yıllar geçse de işinizi aynı istekle yapabiliyor musunuz? Mesleğinizin yıpratıcı yanları var mı? Hiç pişmanlık duyduğunuz oldu mu?

Geçmişte sinema ve televizyon bölümünü seçmiştim güzel sanatlarda, vazgeçmemeliydim ve ısrar etmeliydim o kararımda. Ama şimdi buradan baktığımda belki de böyle yaşanmalıydı her şey. En önemli sorulardan biri bu bence. Medya her haliyle bir çok sıkıntıyı yaşatabiliyor insana bu açıklarını bilerek başlamanız lazım. Her inanç, her din, her millet, her türlü kimlik ve yaşayış biçimine eşit mesafelerde durmak ve doğru bir gözlemci olabilmek, hukuka ve insan haklarına saygılı durabilmek hiç de kolay değil. Verdiğinizin karşılığını alabilmek de şans işi bizim gibi ülkelerde. Cinsiyet ayırımcılığını da unutmamak gerekiyor tabii. Kadınsanız farklı problemlerle de karşılaşmanız mümkün. Ama hiç pişmanlık duymuyorum yine de. Yaşam sizin çizdiğiniz yolda sürprizlerle doludur. Önemli olan bitmeyecek hikayeler yazmanız.

Günde kaç saat çalışıyorsunuz? Kaçta işte olmanız gerekiyor? Gün içinde en çok ne ile ilgileniyorsunuz?

Bu işin ne mesai saati vardır ne de paydosu. Ertesi gün güneş doğuyorsa, siz de yeniden doğurursunuz kendinizi. Artık hiçbir yere yetişmiyorum, çünkü internet medyası bana laptopla dünyayı evimde, gemide, uçakta, otelde, bahçede, parkta izleyebilme olanağı veriyor. Ve yazılarımı da görsellerimi de dünyanın öbür ucunda da olsam gerekli yerlere ulaştırabiliyorum. New York’tan da, Avrupa’dan da, İstanbul’dan da yazarlarımız, çizerlerimiz, okurlarımız aynı şekilde bizlerle doğrudan iletişim içinde.

Mesleğinizde harcadığınız çabanın karşılığını aldığınızı düşünüyor musunuz? İyi standartlar sağlayacak bir geliriniz var mı?

Elbette ki hayır. Ayrıca bu işlerin tam bir ölçü aleti yok. Ama ben şimdiden sonra asıl çıkaracağım kitaplara odaklanmış durumdayım ve elbette gelecekteki özel projelerime.

Bu mesleği seçmeye ne zaman karar verdiniz? Kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz? Kariyerinize nereden başladınız? 

20 yıldan fazladır çeşitli medya grupları içinde yer aldım. İlk defa senaryo ve kısa film hikayeleri yazarak başladım. TRT içindi hepsi. Daha sonra Atlas Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yaşin’le görüştüm. Bu görüşme ilk Uzakdoğu seyahatimden önceydi ve ilk film ve diyalarımı ondan almıştım. Yola çıkmadan önce müthiş heyecan ve hevesle hazırlığımı yapmıştım. Ancak bu çalışmam sonra Yeni Asır ve Sabah gazetelerine nasip oldu. Daha sonra hem radyo hem televizyon hem dergicilik, arkasından sanal gazetecilik zaman zaman yer değiştirerek devam etti. İçlerinde bir kent dergisi de vardı. İzmir Life’ta yayın yönetmenliği yapmak da enteresandı.

Eğer imkanınız olsa başka bir meslek seçmiş olmayı ister miydiniz? Mesleğinizi zorunluluktan yaptığınız söylenebilir mi?

Bence her çalışma beni eninde sonunda bu meslekle buluşturacaktı. Bu da harika bir şey.

Branşınızla ilgili çalışabileceğiniz başka alanlar var mı? Bu işinizi bırakmak durumunda kalsanız başka bir alanda çalışabilir misiniz? Başka iş deneyimleriniz oldu mu?

Evet, elbette hep bir alternatifim oldu. Hani yumurtaların hepsini aynı sepete koymayın derler ya… Ticaret, Turizm ve basın danışmanlığı gibi işler, ayrıca şimdilerde başkaları için de haber portalı ya da web sayfaları konsept, içerik desteği yaratmak gibi…

Bizlere bu mesleği seçmemizi önerir misiniz? Gelecekte bu mesleği seçmek isteyen birinin lise yıllarında bununla ilgili yapabileceği bir şey var mı?

Vizyon isteyen işler için gerçekten temel eğitim küçükten başlıyor. Özenli ve zamanında kendinizi dikkatle izlediğiniz ve ifade ettiğiniz zaman medyanın her ayağında çalışmak güzel ve zevkli. Yeter ki sevgi ile üretmeyi bilin.

Son bir şey daha söylemeliyim çok uzun zamandır böyle zevkli bir söyleşi yapmamıştım.

Sorular güzel ve siz harikasınız. 



  16.04.2009, Urla

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.