KALICI AŞKIN DUVARINA BU ŞARKIYI YAZIN

13 Şubat 2013 17:56 / 4119 kez okundu!

 


Linda Lemay’in “50 yaşında bir adam” şarkısını belki herkes biliyordur. Benim doğuştan var olan anti-virüs programım bazen iyi haberleri ve konuları da çöp yapıyor. Her neyse bilirsiniz işte; ezeli bir kavga, ebedi bir aşk, çekişme ve keşmekeş içinde kadınlar erkekleri, erkekler kadınları olur olmadık nedenlerden severler, sevmelerine neden olan aynı gerekçelerle nefret ederler sonra birbirlerinden. Paranoya, paradoks, botoks her ne haltsa bu hoş bir ironi.

 

****

 

KALICI AŞKIN DUVARINA BU ŞARKIYI YAZIN

 

Linda Lemay’in “50 yaşında bir adam” şarkısını belki herkes biliyordur. Benim doğuştan var olan anti-virüs programım bazen iyi haberleri ve konuları da çöp yapıyor. Her neyse bilirsiniz işte; ezeli bir kavga, ebedi bir aşk, çekişme ve keşmekeş içinde kadınlar erkekleri, erkekler kadınları olur olmadık nedenlerden severler, sevmelerine neden olan aynı gerekçelerle nefret ederler sonra birbirlerinden. Paranoya, paradoks, botoks her ne haltsa bu hoş bir ironi.

Çoğu zaman iki seven şapşal aşık gördüğümde hiç öğüde ihtiyaç duymadıkları halde zehirli bir yılan gibi tıslarım… Lütfen ilişki anayasanızı evlilik cüzdanınıza değil ama para cüzdanınıza mutlaka koyun derim. Sonuçta cüzdanın biri evlenirken elinize aldığınız, boşanırken çöpe attığınız bir evrak diğeri ise ölene kadar cepte. Ölene kadar aşkınız da böylece para ile koyun koyuna durmalı. Her harcamanın bir harcıalem kanıtı gibi durmalı. Anayasa; kısaca sevgilinin, deli olduğun, büyülendiğin özelliklerinin ve de güzelliklerinin açık tespitinin yapılarak, detaylı olarak yazılması. Yazılı kopyaların çiftlerde durması demek. Yorulan, savrulan, anlamanın 9 yanlış ihtimalini atlayan, değişen, değişemeyen, gelişen, gelişemeyen çiftler işler karıştığında, geriye dönüp baktıklarında, ilişki anayasalarındaki ihlalleri ve ihtilalleri, ihtimalleri ve ihmalleri kontrol etmenin ve bunları göz ardı etmemeyi kolaylaştırıcı, ilginç bir üslup… Bence… Kalıcı aşkın duvarlarına yazın bu şarkıyı.

Linda Lemay'ın “50 yaşında bir adam” şarkısı nereden çıktı derseniz;

Şimdi durum bundan sonra karmaşık;

Önce o şarkının değişik bir versiyonunu dinleyelim;

“50 yaşında bir kadın“ arıyorum

her düşü kurmuş

her düşü yitirmiş

her şeyi istemiş

şimdi artık ne istediğini bilen

50 yaşında bir kadın arıyorum

her borca girmiş

her borcu ödemiş

sonra yeterince para edinmiş

ama paradan gözleri kamaşmamış

50 yaşında bir kadın arıyorum

yaşamış,

her tütünü içmiş

her içkiyi devirmiş

yeteri kadar erkek tanımış

ve artık başkalarını aramayan

50 yaşında bir kadın arıyorum

veremeyeceklerinin farkına varmış

geçmişi geleceğinden fazlalaşmış

ama ancak şimdi yaşamaya başlamış

50 yaşında bir kadın arıyorum

kendini en kötüye hazırlamış

zamanın neleri iyileştirmeyeceğini öğrenmiş

çok cenazeler kaldırmış

50 yaşında kadın arıyorum

gerçeklerle yüzleşebilen

yalan söylememe cesaretini edinmiş

hislerinden kaçmamayı öğrenmiş

50 yaşında bir kadın arıyorum

kendini artık ciddiye almayan

yüzünde kırışıklıkları olan

beni sükunetle seven

ve benim için elinden gelecek her şeyi iyi yapan

50 yaşında bir kadın arıyorum.

...............................................

Şarkı biliyorsunuz bunun tersi. Bir kadın bir adamı ararken bu nitelikleri sayar döker...

Bu adamı yani şarkıdaki adamı, 50 yaşına kadar çekecek kadın telef olur gider. Yeteri kadar kadın (göreceli) tanıyacak ve bu arada yanında bir ağma (kör) kadın olacak, içkinin cılkını çıkaracak ama kadın parfüm yerine ispirto sürecek, tütünden kara ciğer çoğaltacak, adam her borç yaparken kadın kulağını kapatacak, adam para kazanma hırsına kapılmışken, kadın saksıda maydanoz ekecek, her düşün peşinden iki kişi gidip yalnız dönecek, her konuda tavan yapmış olacak ki, anca balık tutmanın zevkine varsın… Yüzündeki kırışıklıkları sevme zamanında 50 yaşındaki adam beraberce yürüdüğü benzer yaştaki kadınların hayat çizgilerine de aynı hayranlıkla bakma olgunluğuna, mertebesine, dervişliğine soyunabilecek mi? Kendisiyle dalga geçen, sükunet ve şefkatle bir sevginin kollarına bırakan bu yolun yarısındaki adam harika bir güzelleme.

Ben bunun tersine bir şarkı söyleyen erkekleri seviyorum. Bu şarkı her iki tarafı da sarhoş etsin diyorum. Öbür taraftan adamın halini düşünebiliyor musunuz, ellisine gelirken elbette yanında gelen, gelebilen kadının da yaşı durmuyor. Kaz ayakları, portakal kabukları, kalınlaşmalar... Garip ama sadece kadınlar yaşlanırlar, erkekler olgunlaşırlar her nasılsa. İş çok karışık, kadınlar bu konuda çok şaşkın ve acı çekiyor. Bazen tanık olduğum sohbetlere inanamıyorum. Bekar 40-50 yaş grubu kadınlı erkekli toplulukta bazı kazma adamlar “otuzun üstü tercihim değil, menapozlu kadın mı asla” diyorlar. Öyle çok kendilerini sevmiyorlar ki, yetişkin ilişkisinde kendilerini var edemiyorlar. Etik olmayan fikirleri gayet rahat beyan ederken en büyük haksızlığı kendilerine yapıyorlar. Kadın da, adam da beraber yaşlanırsa anlamlı oysa.

Erkekler kadını eşya görmekten, kadınlar da erkeği av görmekten vazgeçtiklerinde...

Gerçi kadınlar 50 olmaz, erkekler ise 50'sine gelemez. Doğuştan kadınlarla ölene kadar çocukların masalı böyle... İlişki anayasası her ikisinin cüzdanında durmalı, harcadığı para ile koyun koyuna. Her harcama bir tür harcanmadır çünkü.

Aşk, sevgiyle gelirse kalır...

Şarkıyı tersyüz ettim sizin için, buyurun şimdi biraz düşünün…

Sevgililer Günü'nüz kutlu olsun.

Benim çiçeğe, böceğe, ağaca, kuşa, çocuğa ve insana aşkım hiç bitmeyecek.


Sevgi ve Saygılarımla,

 

Pervin Mısırlıoğlu E.

13.02.2010

 

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
21 Nisan 2010 08:50

Bircan Oğankul

Aşk ;

Hep aynı kalandır.

Her şey yasaklansa da...

Her şey bağışlansa da.... demiş ünlü yazar Goethe.

Aşkta hesap kitap yoktur. O beni şu kadar severse, ben onu bu kadar severim demez gerçekten seven, yürekten seven.

Aşk bence sarhoşluktur, çokça da delilik....

Bitmesin hiç sarhoşluk... Sonu gelmesin delilik...

Ben bu şarkıyı tuttum. Yaşanmışlıkları olan, geçmişinde aşkta yelken açmışların tecrübesi çoktur. Nerde nasıl davranacaklarını bilirler. Aynı hataları yapmamaya, yapılan güzellikleri ise devam ettirmeye özen gösterirler.

Aşk; çokça özen gerektirir.

Özenli aşklar... Özel aşklar....

Seven özeldir.... Sevilen özel... Sevmekten var mıdır daha güzel?

Sevgilerimle

Pervin Hanım, çok güzeldi paylaşımınız. Yeni okudum, çok etkilendim. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

13 Şubat 2010 20:42

Merih Yücel

Bu şarkıyı yazan adam çok bekler. Eğer şarkıyı tersine çevirirsek kadın da çok bekler. Aşk hesaba kitaba sığabilirmi hiç?
sığdırmaya çalışanlar ise aşk yerine duvara toslarlar. Sevgili pervin hanım dediğiniz gibi sevgi , saygı ve sadakat olmadan aşk olmaz. Düşüncelerinize sağlık, dostluğumla.

Bu anlamlı gün için bir kaç dizemi yazmak istiyorum:

Ezbere düşlerle
Ayrılıklarla doluydu sokaklar
Yürekler mert
Yürekler efe o zamanlar
Bir rüzgar eserdi denizden
Su kıpırdanır
Ve gül sevda dökerdi
En katmerlisinden
13 Şubat 2010 11:56

sultan

Demokratik Tavır Manifestosu'nun ardından, "Aşkta Tavır Anayasası" da izmirizmir.net ailesinden Sevgliler Günü özel hediyesi olarak eleştirilerinize, katkılarınıza ve deneyimlerinize sunuldu. Aşka aşık, insana ve evrendeki tüm canlılara aşık herkesin, aşktaki sonsuz hünerlerini yaratmaları dileği ile...
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.