'İzTanbullular'
03 Haziran 2009 10:49 / 1894 kez okundu!
Yılmaz Özdil’in 2 ay önce "İzmir" üzerine kaleme aldığı ve hala gündemde olan yazısı ve dün yine “İzmirliliğin şifresini çözmek" üzere Hürriyet gazetesinde yayınlanan ”İzmirli olmak dedikleri işte bu” haberi üzerine, Sevgili Editörümüz Pervin Mısırlıoğlu’nun Kasım 2008'de İzmir ve İzmirliler üzerine yazdığı ve sitemizde yayımladığımız "İzTanbullular" yazısını okuyamayanlar için tekrar gündeme almak gereğini duyduk...
***
Neden gittin İstanbul’a?
İzmir’de kalmayı keyifle tercih eden ya da İzmir’e mecbur kalan, veya mecbur bırakılan İzmirliler hep böyle sızlanır.
Bir de İstanbul’a gelip, oradaki hengameyi gördükten bir süre sonra ağızlarına pelesenk ettikleri şu türküyü söylerler: “Neden geldim İstanbul’a?”
İzmir bir rehavet ortamı mıdır? İzmir’de yeteneksizler mi kalır? Sürgün yeri midir İzmir?
Hintliler, Varanasi Şehirleri için “ölmeye gidilen yer” derler. Son durak mıyız? İzmir kaçılacak bir şehir midir?
Neden gittiler? İyi bir maaş, iyi bir kariyer, iş fırsatları, zengin bir sosyal yaşam, Avrupai bir şehir hayatı, eşsel durum, daha büyük bir denizde yüzme zevki ve daha pek çok neden sayılabilir.
İzmir’den gitmenin bin bir nedeni olabilir. Bin bir iyi, kötü, orta, zayıf neden olabilir. Hepsi de subjektif.
Objektif durum ise İzmir’in büyük iş yapmak için elverişli bir konuma sahip olmaması. Gerçek bu. Yersiz kompleksler ve hezeyanlara kapılmadan, metanet ve bilgelikle kabul edilmesi gereken gerçek bu.
Önemli olan bu gerçekle yaşamayı öğrenmek ve bunu avantaja dönüştürmek. Bu gerçeğin altında ezilmeden ve yersiz atıp tutmadan “farklılığımızı” yönetmek bence.
Esas sorun birilerinin bu şehirden kaçması değil. Kalanların köşeye sıkışması. Burada yaşayan insanların kendi gelişmeleri ile ilgili yöntemlerini ve araştırmalarını sorgulamak önemli olan.
Bu şehirde yaşamayı ve yaşatmayı öğrenmek ve öğretmek gerek belki de.
Öğretirken öğrenmek hepimizin ihtiyacı.
Bu şehir, kan kaybı, beyin göçü, para akışı, prestij eksikliği çektiğini düşünüyor durmadan.
Oysa işin gerçeği hep önümüzde duran bize özgü kültürel, sosyal ve ekonomik iklimimiz.
Biz kendi iklim şartlarımıza göre biçimleneceğiz. Yağmurda şemsiye ve yağmurluk, soğuksa kazak, sıcaksa parmak arası terlik ve şort bizim önceliklerimiz.
Yangında ilk kurtarılacaklar hangi değerlerimiz? İlk önce onları belirlemeliyiz?
Şehir mi insanı insan mı şehri besler? Sonunda hangisi galip gelir? İkisi ortak bir yazgı mı oluşturur?
New Angeleslı ya da Los Yorklu gibi birleşik ruhtaki şehirlilik duyguları başka yerlerinde mi tuzakları acaba?
İztanbullularla konuşurken, kimilerinin İstanbul’a gelişlerinde, New York ya da Londra planlarının etkisi olduğunu da fark etmiştim... Ama nereye gidilirse gidilsin geride bırakılan doğduğun yer ve alıştığın ilişki biçimi seninle yolculuk eder. Tam adapte olduğunu sandığın zamanlarda bir sıla hasreti sıkıntısı gelir çöreklenir içine…
Ne o şehirle ne o şehirsiz yapamamak da var.
Dileğim herkesin karnını doyurduğu ve anlamlı şeyler ürettiği yerde insanca ve evrensel değerlere göre biçimlenmesi ve bir yaşam gerçeği yaratmasıdır. Başarı da budur. İnsan doğduğu yerde ölmeyebilir. Ama doğduğu yerden en güzel anıları ve huyları taşıyabilmelidir en uzak diyarlara.
İzmirlilik ne yüceltilmesi ne de küçümsenmesi gereken bir kişilik yapısı. Öylece, olduğu gibi korunması gereken bir durum tespiti. Ne şişinmenin, ne yerinmenin anlamı var.
İzmir her zaman insan yetiştirecek başka şehirler başka ülkeler için elbette. Beyin göçü değil beyin ihracatı da diyebilirsiniz ona. Nasıl baktığınıza bağlı.
İzmir bilişimin merkezi olmayı koyacak önüne.
İzmir müzeler konusunda hiçbir kentimizde olmayan bir hayale yaklaştıracak gözlerini.
Organik tarımda dünya için de bir örnek oluşturmayı hedefleyecek.
İstanbul’un parası ve iş gücü ile yormayacak çenesini. Ne hasetlik ne fesatlık çözmez ve açmaz çünkü bu şehrin tıkalı gözüken kanallarını.
Ruslar ünlü atasözlerinde; St. Petersburg için “beynimiz” Moskova için “kalbimiz” der.
Bizim de; İzmir beynimiz, İstanbul kalbimiz denebilir.
Hiç fena gelmiyor kulağa öyle değil mi?
Sevgi ve Saygılarımla,
Pervin MISIRLIOĞLU
***
Yılmaz Özdil'in İzmir yazısı için bakınız:
http://www.izmirizmir.net/bilesenler/haberler/haber.php?haber_no=2067
İzmirli olmak dedikleri işte bu haberi için bakınız:
http://www.izmirizmir.net/bilesenler/haberler/haber.php?haber_no=2444




