HOŞGÖRÜ KENTİNİN YIKILIŞINA AĞLA FİRUZE

14 Eylül 2010 19:03 / 3120 kez okundu!

 


SOKAĞIN ADINI, GEÇMİŞİN TADINI BOZARLAR / KAYIP ŞEHRİ ŞİMDİ YİNE SEN ARA SEZEN / BU SANA NASİPMIŞ MEĞER / BU SANA ADANMIŞ BIR ŞARKIYSA EĞER / SÖYLE NAZLI NAZLI KOCA DUDAKLARINLA / ANLAT HİKAYESİNİ KAYIP ŞEHRİN...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------



Bir gün dönüp bakınca düş(ler)er

DÜŞERLER ARKANDAN GELENLER

İÇMIŞ OLURLAR YUDUM YUDUM ŞARKILARINI

İçmiş olur(sa)lar yudum yudum yıllarını

ALKIŞLAYAN ELLERDİ ONLAR

MAALESEF BİR KALEMDE SİLDİLER

Ağla, ağla firuze ağla...

Anlat; NASIL GAVUR SIFATINA YAKIŞTIĞINI

Bir zaman ne dayanılmaz güzellikte olduğunu

ANLAT, Sezen ANLAT

EVET DEMENİN SANCISINI

VEFASIZLIK ACISINI

Kıskanır rengini baharda yeşiller

GÜLÜŞÜNÜ ÖNYARGILARIYLA DEĞİŞİRLER

Sevda büyüsü gibisin sen Firuze

KISKANIR SEZGİNİ SENİN GİBİ DÜŞÜNMEYENLER

Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu

ONLAR MÜNZEVİ RIHTIMINDA KIRIK VAZOYLA

Hüzün buğusu gibisin sen Firuze

MEDENİYET SANIRLAR KENDİ YANSIMALARINI

AYNAYI KIRDILAR SEN DİYE DİYE

Duru bir su gibi, bazen volkan gibi

GEÇMIŞ OLUNCA GIDIM GIDIM YOLLARI

Bazen bir deli rüzgar gibi

KIRDILAR SERÇE DALINI

HÜNER BİLDİLER SEN DİYE DİYE

Gözlerinde telaş, yıllar sence yavaş

UZAK DUR BU SAVAŞTAN UZAK

Acelen ne, bekle Sezen

YAZ ŞİMDİ ŞARKINI

İZMİR'İ İNCE İNCE

Acılı bir bakış yerleşirse eğer SÖZLERİNE

KAYBOLAN ŞEHRİ BULAMAZ HİÇ KIMSE

O KISA SAÇLARINI UZAT

TUTUNSULAR YÜREĞİNE

Kirpiğinin ucundan göz bebeğine

YAZIK ETTILER, AYIP ETTILER

Her şeyin bedeli var, güzelliğinin de

KISKANIR RENGİNİ BENİM ŞEHRİMDEKİLER

Bir gün gelir ödenir, öde Firuze...

SOKAĞIN ADINI, GEÇMİŞİN TADINI BOZARLAR

KAYIP ŞEHRİ ŞİMDİ YİNE SEN ARA SEZEN

BU SANA NASİPMIŞ MEĞER

BU SANA ADANMIŞ BIR ŞARKIYSA EĞER

SÖYLE NAZLI NAZLI KOCA DUDAKLARINLA

ANLAT HİKAYESİNİ KAYIP ŞEHRİN...

ANLAT BU KEZ SENİ DÜNYA DUYACAK BİLİYORUM

SENİN HİKAYEN BU,

CİNNETİ ANLAT

BIRAK ÇOCUKLARIMIZA SENİN ŞARKIN KALSIN

SEN KÜÇÜK VE KOCAMAN BİR KADINSIN

SEN BİLİMLİ

SEN İLİMLİ KADINSIN

ONLAR KAFALARINA HUNİ TAKMIŞ

SEN TACINDAN OL DİYE

SEN GÖNLÜMÜZÜN SULTANI,

ŞEHRİMİZİN MEDAR-I İFTİHARISIN

SEN ŞARKILARINI SÖYLE

DO DİYEZ Mİ DİYEZ OLSUN

MEKTEPLİLER ALAYCI OLMUŞ

NOTALARI UZAK DÜŞLERİMİZE

SEN TUT ELİMİZDEN

GÖTÜR BİZİ EGE SULARINA

İZMİR'İN İNCE KIYISINA

YIKA BİZİ KİRLENMİŞ SUYUYLA DENİZİN

KALMIŞSA İYOT KOKUSU

SİNSİN ÜZERİMİZE TEKRAR


Pervin Mısırlıoğlu E.

14.09.2010


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
29 Eylül 2010 01:13

gökay

Bir gün hepimiz unutsak Minik Serçe'yi,
Ya da şarkıları dillerimizi gönüllerimizi terketse hepten;
Hiç bir şehrimizde, hiç bir sokağımızda yazmasa adı tabelalarda;
Hatta tüm serçelerine düşman kesilsek tüm şehirlerimizin...
Biliyorum ki O yine de bir şekilde gelir girer yüreklerimize;
Belki bir nisan yağmuru gibi gelir üstümüze,
Ya da bir yaz yağmuru gibi ruhlarımızı ve şehirlerimizi yıkamaya...
Çünkü serçeler hiç küsmezler insanlara;
Başlarını koparsanız bile,
En erken sabahlarınızda yanıbaşınızdadırlar yine;
Cıvıl cıvıl şarkılarıyla içinizi ısıtmaya,
Ve gününüzü aydın etmeye...
Ve anlarsınız ki serçeler olmadan;
Hepimiz eksiğizdir ve de esrik...

22 Eylül 2010 16:14

sonicar

Sitenize pek aşina olmadığım için sizin Pervin Hanım olduğunuzu kestiremedim, rumuzunuzla hitap ettim. Ben de sizin görüşlerinizi önemsiyorum ve görüşlerinize saygı duyuyorum. konu hakkındaki düşüncelerimizi yeterince açıkladığımız için uzatmanın anlamı yok, zira kişisel polemiğe dönüşecek ki hiç hoş değil... ancak ; "Şehir şovenizmini de, etnik milliyetçiliği de, aynada kendine iltifatlara boğan aşırı narsistlere bırakıyorum". laf dokundurmadaki ustalığınız gözümden kaçmadı ;)
22 Eylül 2010 01:59

sultan

Değerli üye dostumuz Sonicar, Bana "koşulsuz hoşgörülü" olduğumu belirten bir cümle kurmuşsunuz ya bunu hakedecek bir "tanrısal özellik"e sahip olduğumu sanmıyorum...Bu mertebe benden ve genel olarak benim gibi ölümlülerden çok uzak maalesef. Hoşgörü çıtası ancak sizin de belirttiğiniz gibi bireysel özgürlüklerin diğerlerinin hak ve hukukuna zarar vermediği zamanlarda yüksekte olmalıdır. Sezen Aksu'nun izmirliliği beni hiç ilgilendirmiyor. Şehir şovenizmini de, etnik milliyetçiliği de, aynada kendine iltifatlara boğan aşırı narsistlere bırakıyorum. Birisine hoşgörülü olmak için "tutarlılık, samimiyet, kararlılık ve hepsinden önemlisi savunduğu düşünce hakkında bilgi sahibi olması" gibi koşulları aramanız çok abartılı olmaz mı? HOŞGÖRÜ'nüzü bu kadarcık sebeplerle mi çığrından çıkartıyorsunuz? Sanırım koşullu hoşgörünün bile sınırları çok çok daha geniştir. Önyargılarla kılıç sallamak her seferinde başka kelleleri de alır. Dediğinizin şu kısmında da çelişkiler var diye düşünüyorum. Aksu sırça köşkünden milletin nabzını tutuyor ama anayasa paketinin kısmen de olsa değişmesinden yana oy kullanmasından dolayı "hayır"sızlaşıyor öyle mi? Öte tarafta varoşlardan da "hayır"sız laflar ediliyor ona ne demeli? demek ki zengin,fakir dinlemiyor evet ve hayır. Ulusal çıkarlar dediğiniz acaba bireylerin çıkarlarına ne kadar uyuyor. referandumda "evet" diyen herkes bundan böyle çıkacak her kanundan vicdani olarak sorumlu olamaz. Yeni bir anayasa çalışmasından sorumlu olmalı mutlaka ama sonsuza kadar "evet" demek değildir herşeye. tersi de "hayır" için geçerli. Ama eğer ileride daha demokratik ve sağlam bir demokrasi ülkesine dönüşürse Türkiye o zaman ne diyecek Sezen'e linç mantığı ile yaklaşanlar? Demokrasilerde seçilmiş hükümetler yönetir ülkeyi. TBMM halk adına kanun çıkarmak için var. Kafasının üzerinde "darbe" sarkacı ile hiç bir yol gidilemez hiç bir ilerleme kaydedilemez. Bugün akp hükümeti var yarın chp olur öbür gün edp gelir...Keşke herkes iktidara gelmek üzere sahici projeler üretse ve doğal dönüşümlerle halk kendini temsil edecekleri hakkıyla seçse...Sezen Aksu bizlere hiç bir şey anlatmak zorunda değil. Bizi ikna etmek zorunda da değil. sanatçı "toplumu bilinçlendiren kişi" değildir. Sanat yapar, sizi uyar, uymaz. Ayrıca evet derken "iyice, ölçüp tartmadığını" bizler tartınca mı anlıyoruz? Sizin teraziniz ne kadar adaletli peki onu kim tartıcak şimdi? Sizi çok önemsediğimi ve görüşlerinize saygı duyduğumu samimiyetle bilmenizi isterim. Üslubumda size sert gelen ifadeler varsa bağışlayın. daha çok hoşgörüyü hakediyoruz hepimiz. Sevgi ve Saygılarımla, Pervin Mısırlıoğlu (Sultan/ kaçan 22 yıllık papağanımın adı)
20 Eylül 2010 12:30

sonicar

Sultan hanım, ben Sezen hanımı Türkan Saylan veya kardelenler için eleştirmedim. kendisinin tutarsızlığını vurgulamak için o bir örnekti. Türkan hanımı tanımam, taraftarı da değilim. kim olduğunu da vefat etmeden hemen önce gözaltına alındığında öğrendim, kardelen organizasyonunu da öyle... Türkan hanım için "profilinize şimdi onu da eklersiniz" demekle neyi kastettiniz anlayamadım, profilime ekleyeceğim kişilere göre beni önemseyecek ya da küçümseyecekseniz, bu sizin koşulsuz hoşgörü değerlerinizle pek uyuşmaz... benim demokrasi, özgürlük ve hoşgörü değerlerim gayet sağlıklı çalışıyor. ancak körükörüne hoşgörü, kuralsız demokrasi ve bağıntısız özgürlük gibi değerlerim yok, olması da beklenemez zaten. birisine tanınan hoşgörü ve demokrasi ya da özgürlük bir başkasına zarar veriyorsa, o değerler anlamını, işlevini yitirip, adam kayırma, torpil geçme gibi ahlaktan yoksun değerler haline gelir... sanırım sizler Sezen hanıma İzmirli olduğu için duygusal yaklaşıyorsunuz, kendisine objektif bakamıyorsunuz. salt İzmirli bir sanatçı olduğu için duygusal yaklaşamam kimse alınmasın. aksine İzmirliler hakkında eleştirilerim daha serttir. çünkü onlardan daha pozitif beklentilerim vardır. daha zekice davranmalarını beklerim. İzmirli olanları her zaman desteklerim ancak hangi konuda ne dediğini bilmesi koşuluyla... ayrıca birisine hoşgörü ile yaklaşabilmek için kendisinde tutarlılık, samimiyet, kararlılık ve hepsinden önemlisi savunduğu düşünce hakkında bilgi sahibi olması koşullarını ararım. Sezen hanımın konu hakkında(anayasa maddeleri) hiçbir bilgisinin olmadığını düşünüyorum. çünkü eğer birazcık o sırça köşkündeki yaşamından çıkıp dışarıda neler olduğuna bakabilseydi gerçekleri daha net görebilirdi. biraz detaya gireyim isterseniz. Türkiye 12 eylülde neye evet dediğini bilmediği için ileride olacakları da içine sindirmesi gerekiyor. seçim sonuçlarına demokrasi adına saygım var ancak önümüzdeki aylarda "aaa, ama biz bunun için evet dememiştik" gibi cümleler çokça duyacaksınız. "referandumda kabul edilen maddelere dayanılarak" çıkartılacak yasalar hepimizi şaşkına uğratıp, derin endişelere düşürebilir... örneğin: şu anda Türkiye'de çalışmak isteyen 350 civarında yabancı menşeili maden şirketinin çalışma izinlerini danıştay ve anayasa mahkemesi "ulusal çıkarlara ters düştüğü" gerekçesiyle durdurmuştu. ancak referandumdan evet çıktı ve hükümet buraları kendi adamlarıyla doldurup o firmalara çalışma izni verecek(mevcut hükümeti başa getiren küresel sermayenin kendisinden tam olarak istediği de buydu). madenlerimiz gözlerimizin önünde yabancıların işletmelerine akacak. yabancı firmalar, hastaneler kendi mühendisleriyle, teknik elemanlarıyla, doktorlarıyla, hemşireleriyle gelecekler, bizim mühendislerimiz, teknikerlerimiz, ustalarımız, kalfalarımız işsiz kalacak. vasıfsız, ağır işgücü olarak amelelik işlerini bizler yapıcaz mecburen. çünkü teknik amaçlı iş imkanları bulamayacağız... Sezen hanım evet kararını açıklarken bunları gözönünde bulundurdu mu acaba? işin yargı boyutuna hiç girmicem ama bir cümle söyleyim. bir devlet kurumuyla ilgili mahkemelik olduğunuz zaman, hükümetin kendi adamlarını yerleştirdiği bir mahkemeden sizin lehinize bir karar çıkmasını hiç beklemeyin... ben Sezen hanım için "evinde otursun, şarkısını yapsın, başka şeylere karışmasın" demedim. bilhakis kadınların sosyal hayatlarını genişletmeleri ve fikirlerini özgürce beyan etmeleri taraftarıyım. ancak eğer bir konu hakkında görüş belirtecekse, iyi ölçüp tartması gerektiği düşüncesindeyim. çünkü "sanatçı" kişiliğinden bunu beklerim. şarkıcı olarak Sezen Aksu'nun karakterini bilmem, kendisini tanımam, şarkılarını dinlerim, eğlenir geçerim ama "sanatçı" kişiliğine dayanarak söylediklerini eleştiririm. "sanatçı" toplumunun önünde olan, toplumunu bilinçlendiren kişidir. yukarıda dolaylıca bahsettiğim anayasa maddelerinin içeriğini bizlerin ona değil, -eğer ille de bu konu hakkında bir görüş belirtecek ise- onun bize anlatması gerekirdi...

18 Eylül 2010 11:50

sultan

Emredersiniz Sayın Sonicar, Sezen Aksu zaten kimseye benzemezliği ile uzaylı gibi dururdu içimizde...Şarkısını çalsın ama sesini çıkarmasın hayata dair öyle mi? Sizin özgürlük, demokrasi, hoşgörü kavramlarınızla Sezen'in şarkı sözleri uyumlu ama onun orkestrasız sözleri uymuyor görüşlerinize...Anladım siz şimdi Türkan Saylan'ı da profilinize koyarsınız. Sezen Aksu'yu eleştirmeyi neden "kardelenler" üzerinden yapıyorsunuz? Sezen olmasaydı okula giden kızların sayısında artış olurmuydu onu bilemem...O çok güzel bir proje ancak herkese eşit bir fırsat sunulmalıydı. Üstelik sadece "devlet"çi, ve sözüm ona "modern"ci yapıya yönelik o projelerin de hangi anlayışa şapka çıkardığını bugün daha iyi anlamış bulunmaktayız. Niçin elma ve referandum hakikaten anlayamadım.Sizin anlayışınıza göre rahmetli Saylan doktorluğunu yapsaydı da vesayet sistemini savunmayı başkalarına bıraksaydı demelisiniz bu takdirde. Bu konuda hiç işime gelmese de Türkan Saylan'ın kendisini bu rejimin devam etmesi için ortaya atması, çalışmalar yapmasını son derece normal karşılıyorum. Diğerlerine böcek muamelesi yapmasını da gerekçelendirebiliyorum. Bırakın Sezen Aksu da orkestrasız da söylesin sözlerini. İzin verirseniz, insanlar konuşsun, tartışsın...Linç mantığını bıraksın artık... İşte o zaman benim de başım gözüm üstüne...Mardinliler demeli...
16 Eylül 2010 18:12

sonicar

Sezen Aksu sıradan bir şarkıcı olmadığı için görüşleri tartışma yaratıyor. nice şarkıcılar "evet" görüşlerini bildirdiler ama hiç birininki tartışılmadı. Sezen Aksu "sanatçı" olduğu için tartışılıyor. "sanatçı" nın nasıl olması gerektiğini tartışmayacağım, az çok hepimiz biliriz bir "sanatçı" nın ne gibi özelliklerde olması gerektiğini. hanımefendi rüzgar nereye eserse oraya yol alıyor onun için eleştiriliyor. bunun hoşgörüyle bir ilgisi yok. ben yolunda emin adımlarla ilerleyen kişiye hoşgörü gösteririm. duruma göre 180 derece dönenlere saygı duymam. hanımefendinin hangi bayrağa selam verdiği belli değil. Türkan Saylan'ın "kardelen" hareketine destek için şarkılar yapıyor, sonra rüzgar dönüyor onu yargılayan zihniyetle aynı görüşe bürünüyor. darbe yapanlara teşekkür ediyor, sonra darbecilerle hesaplaşma içerisine giren grupla beraber hareket ediyor. hanımefendinin bir çizgisi yok. rüzgara tutulmuş naylon torba gibi bir oyana bir bu yana salınıyor. "sanatçı" kimliğini taşıyan kişi böyle davranmaz. dik durur. kök salmış ağaç gibi sağlam olur. ha, madem böylesine tavırlar içerisinde, o zaman toplumu ilgilendiren konularda meydana çıkıp ileri geri konuşmamalı. şarkısını besteleyip söylesin, başımın üstünde yeri var...
15 Eylül 2010 11:19

murat koparan

neden, kimden korkuyorlar... ancak ege denizinin durdurabildiği, yeni çığırlar açma, yeni insanları tanıma, iletişim kurma becerisi, hoşgörme, yeni kültürler, rumlar, ermeniler... hayır, üzülerek söylüyorum ki devam ettiremedik cenneti... şimdi nedir bu düşmanlık, kime? dar kalıplar, içe kapanma... kayıp cennetim, izmir...

15 Eylül 2010 08:05

selcuk

Aklınıza, elinize sağlık Pervin Hanım.
Türkiye'nin batıya dönük yüzü; hoşgörünün sınır tanımadığı; özgürlük aşığı güler yüzlü insanların şehri İzmir nasıl bağnazlığın kalesi oldu? Nasıl şovenizm batağına çekildi? Ağla güzel memleketim ağla...
Selçuk
15 Eylül 2010 01:21

sultan

En güzel hayırı ben çektim en uzağa ben işedim,en iflah olmaz muhalefeti ben yaptım, en kolay eveti ben dedim, en zor soruyu sen bildin, en bilge ben konuştum, en yalaka sen yazdın, en ukala ben cevap verdim..... En dövüşçü sen oldun, en dayakçı ben, NE MUTLU EN TÜRKÜM DİYENE durumlarından bir türlü kopamıyoruz. Kibirden geberiyoruz. Padlock'un dediği gibi, Ertuğrul Barka'nın dediği gibi sevgiyi ne besleyecek? Onlar bana "elleriniz kırılsın" diyor "evet" dediğim için benim şimdi onlara "dilin kopsun" diyebileceğimi düşünebiliyor musunuz? Bu ne basitliktir kardeşim? Bu şehir nereye boşaltıyor çöpünü? Muhalefet etmek ihanet etmekle eşitlendi ya pes doğrusu..."Kedi" gibi ve "kendi" gibi olanlara, hiç bir sirkte oynamayanlara, hiç bir delikte durmayanlara sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Size gelince sevgili Ertuğrul Barka siz bizim izmirizmir.net'in en protest, en duygulu en anarşist, en sevgi dolu yazarlarındansınız. Ve sizin samimiyet dolu "hayır"lı halinize bayılıyorum. Ve de seni çok çok seviyorum. Hayır yanlıları ve evet (ama yetmez) yanlılarının gıpta ile bakması gereken bir duruşumuz var ki izmirizmir.net'e de en çok bu yüzden bayılırım. (Araya reklam aldım, ne yapayım hepimiz demokrasi cengaveriyiz ya bu arada bu site ne yer ne içer diye kimse ilgilenemiyor bari dedim :)
15 Eylül 2010 00:25

hurkus

Yahu sevgili Ertuğrul, bir beni sevmiyorsun galiba? :))))))))))))))))))
15 Eylül 2010 00:20

hurkus

Sevgili Ayşe Kilimci, bizlerle de paylaştığı yeni yazısında diyor ki;

"Size gelince sokak düzelticileri… Darbe nasıl aklımızın fikrimizin sustuğumuzun ayıbıysa, Sezen de yüzümüzün akıdır.

Tabeladan sileceklermiş, hatırım kalır silmezseniz, silin!

Siz asıl darbeye meyyal, baskıcı düşünceyi, dünyaya karıştığımızı engelleyen seçkinlerin sıkıyönetimini silin ufkumuzdan…

Sezen’i müziğin galaksisinden ve gönüllerimizden silmeye gücünüz yetmez."


Yazının tümünü merak edenler için: Eylülname - Ayşe Kilimci

15 Eylül 2010 00:13

sultan

"bu milletin parasıyla bir yere gelen ama kimliğini kaybeden "SEZEN" SAZAN sana hakkımızı helal etmiyoruz.... Ferah ve refah içinde bir yaşamın olmuyor gördüğün gibi... Dönde bir bak arkana allah seni nasıl cezalandırıyor. Artık çok geç.... Sesini duymayarak seni dinlemeyerek... sana boykot, sana HAYIR lı evet.. YAZIKLAR OLSUN..... Sizin gibilere..." diyor bir hatebookçu benim arkadaş listemde ama...ne yapmalıyız bilmem ki?
15 Eylül 2010 00:12

ERTUĞRUL BARKA

Ben; şimdi nedenlerini saymayayım ve zaten konumuz da bu değil; Anayasa'ya halkoylamasında "HAYIR" diyenlerdenim.
Ancak, çok sevdiğim ve saydığım birçok dostum, "EVET" dediler.
Onlara olan sevgi ve saygımda en ufak bir eksiklik olmadığı gibi güvencimde de bir azalma olmadı. Onlarla, bu ülkenin gelecek aydınlık günleri için, yine birlikte mücadele edeceğiz.
Sezen AKSU'yu seviyorum, Pervin MISIRLIOĞLU ERKİLET'i de...
İlhami MISIRLIOĞLU'nu mu?
O'nu çok seviyorum.
14 Eylül 2010 23:26

sultan

Daha tahammüllü bir İzmir ve Türkiye için sancılı bir dönemden geçiyoruz. Bütün dinlere aynı eşit mesafede inançsızım... Bütün partilere aynı eşit mesafede "ilgisizim"... ama demokrasi umudumu bir "evet" yeşertecekse korkusuzum. İlginç bir iletişim ahlakına sahibiz. Aynı arkadaş grubu içindeyiz ama benim yazdığıma cevap vermeyip benim görüşlerimi çürütmek için yeni bir saldırıyı nedense ayrı bir kutuda, sinsice yapmayı tercih ediyor insanlar. Yüzyüze olmaktan korktukları gibi yüzleşmekten de korkuyorlar gerçeklerle. Bu nasıl iş yahu? Galiba özellikle İzmirli hayırcı dostlarım neredeyse ömür boyunca "evet" bile diyemeyecekler herhangi bir şeye. Bu ne hırs, bu ne korkudur? Bu ne kırgınlık, kızgınlıktır. Herkes biziz, biz herkesiz! Kırdığımız aynada biz varız!!! Dostlar lütfen bir "merhaba"mız kalsın geriye... dedim facebook'ta tozu dumana katan bir misis NO'ya... Ne diyeyim bilmem Kİ?
14 Eylül 2010 22:57

padlock

Ne kadar ucuzladık, ne kadar uçlardayız. Bir gün başımıza taç yaptığımız ertesi gün zifte bulanmış.
Ne zaman büyüyeceğiz biz. Ne zaman tutarlı. ölçülü, vefalı, olgun erginler olacağız.
Bu sap, bu diken, bu yaprak, bu toprak dersek gülü nasıl koklayacağız

Sezen' in gönlü onu sokağından sökenleri de kucaklar.

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.