HEPİMİZ 'UCUBEYİZ'

15 Ocak 2011 01:59 / 2989 kez okundu!

 


Lenin diyor ki; "İnsan hem toplum içinde yaşayıp, hem de ondan bağımsız olamaz”. Prof. Moissej Kagan ise (Güzellik Bilimi Olarak Sanat ve Estetik) "Kişi toplumla soyut bir karşıtlık oluşturmaz, tam tersine, toplumsal bir içeriği bireysel olarak kendinde taşır" diyor...

 

 

 

 

 

Sadece güzel olanın "estetik" ya da "sanat"tan sayıldığı dönemler en "ucube" zamanlardı bana göre. Monarşik ve orta çağ feodalizminin hüküm sürdüğü zamanlarda "beğendim" ve “beğenmedim" demek farklı bir durumu ortaya çıkarıyordu.

Sanat bir güzelliği değil bir çirkinliği de konu eder ama onu anlamak mutlaka bir bilgi gerektirir. Çirkinliğin öyle bir sunumu yapılır ki, sonunda sanatseverler için muhteşem bir zevk haline gelir o "çirkinliği" seyretmek. Bu klasik bir yanlışlıktır sanattan anlamayan kesim için.

Heykeltraş Mehmet Aksoy'un eseri için ise en abartılı eleştiri Başbakan'dan geldi. Sanatsevmezliğini sanatseverlerle değil, halkı ile paylaştı. Sadece Türkiye halkı ile değil dünya ile de sanat hakkındaki cahilliğini paylaştı. Anlamadığı şeyden "tiksinti" ile söz etmesi çok anlaşılır bir şey elbette. Çok alıştık toplum olarak anlamadıklarımız ve bilmediklerimizle ilgili kaba saba konuşmaya.

Çernişevski'nin dediği gibi; "Güzel bir yüz çizmek başka bir şey, bir yüzü güzel çizmek başka bir şeydir."

Ancak, Başbakan talihsiz bir genelleme yaparak, ideolojik düşünüşün tuzağına düşüyor. İllaki "kırılan potun, devrilen çamın" arkasında durmak için kendi Kültür Bakanına da "dürtme beni" diyor. Böylece son fırsatını da kaçırıyor. Maksadını aşmıyor, bir de olayı gereksiz yere polemiğe sokuyor.

Elbette entelektüellik sonradan kazanılan bir şeydir. Babadan oğula geçmez ama başka meziyetler aile büyüklerinden, devlet büyüklerinden miras kalır gelecek kuşaklara... Çıplak kralı giyinik görmek başka bir riya, sev sevme bir sanat eseri hakkında sınırları aşırı zorlamak başka bir dava...

Bu başbakan cesareti olsa gerek. İktidar körleşince ve burnunun ucunu görmeyince her şey de "ucube" gözükmeye başlıyor demek ki. Hep aynı çelişkiye düşebiliyor politikacılar. Fakirlik edebiyatından "zenginleşmek" istiyorlar. Biri sırça köşkün "entelektüel"lerinden, diğeri havuzlu villalarda oturan kişilerden rahatsız oluyor. Önemli olan nereden geldiğin, nerede yaşadığın değil, oysa nereye doğru gittiğin değil midir?

Geçen seçimlerde “İzmir'i istiyorum” dedi. Yeşilçam filmlerindeki sütçü beygirinin üstündeki sultanlar gibi... Fethetme mantığı günümüzde daha "politik" politikalar gerektiriyor. "Monşerlik" gerektiriyor. Bir çuval inciri berbat etmemek için gerekirse hep belirli bir metinle ve "cam"dan konuşmak gerekiyor. Gerektiğinde "cam"ı kırar çıkarsın çünkü ama dil kırığı ağırdır, geçmez, iyileşmez. 

Bir de bakarsınız "HEPİMİZ UCUBEYİZ"...



Pervin Mısırlıoğlu E.

15.01.2011

***

Çizim: Firuz Kutal

 

 

 

 

 

Son Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2011 23:28

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
10 Haziran 2012 13:20

denizkizi35

yazini cok begendim pervincigim .. Ellerine ve yüregine saglik !
02 Mart 2011 13:15

gökay

Evet bir siyaset adamının sanat, müzik, edebiyat gibi konularda görüşünü böyle
köşeli sözlerle ifade etmesi çoğumuza hoş gelmiyor. Halbuki başbakan da kişisel olarak
kimi eserleri beğenebilir ya da beğenmeyebilir.''Ucube'' nitelemesi ise klasik potlardan biri.
Peki bu eserle ilgili arka planda neler var:
Kars Belediye Meclisi, bugün yaptığı toplantıda 4’e karşı 19 oyla İnsanlık Anıtı’nın kaldırılmasına karar verdi. Anıtın yerinde tarihi dokuya uygun olarak çevre düzenlemesi yapılacağı belirtildi.
Bir önceki belediye başkanı döneminde yapımına başlanan İnsanlık Anıtı, SİT alanında olduğu tartışmalarına neden olmuştu...
Önceki Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu zamanında yapımına başlanan ve SİT alanında olduğu belirlenen anıt için 2008 yılı Eylül ayında Bölge Anıtlar Kurulu’ndan inşaatın durdurulması ve yıkılması için de karar çıkmıştı.
.....'' Karşıyaka Belediye Başkanı geldi. Heykeli teknik yönden incelediler. Kullanılan malzemelerin mukavemet yönünden yetersiz olduğu, götürülürken kırılma, dökülme olabileceği için heykeli götürmeme kararı aldılar.''
hürriyet.com.tr 2, mart,2011
.........
Sit alanının içine Bölge Anıtlar Kurulu'nun kararını hiçe sayarak tarihi dokuyu bozan devasa heykeli diken eski belediye
başkanını sanatesever olarak mazur göreceğiz,Kars belediyesinde alınan 4'e karşı 19 gibi yüksek bir oyla alınan
anıtlar kurlunun kararına uyma kararını pas geçeceğiz, böyle devasa bir eserin statik güçlendirmesini kaale almamış
bir sanatçıya ve bu denetimi yapmayan belediyenin teknik ekibine söyleyecek sözümüz olmayacak, ama ''ucube''
potunun üzerine 4 koldan atlayacağız...Kars gibi ülkenin en dar gelirli bölgesindeki vatandaşlarına, en temel hizmetleri
götüremeyen, götürmeyen belediyenin sanat aşkı tamamen duygusal olsa gerek!
Tüm ülkede son elli yılda dünyadaki benzerlerinin çizgisine ulaşan kaç tane heykel ya da anıt yapılmış bir bilen
anlatsın da öğrenelim.
Para kazanmaktan, yandaşlarına kaynak akıtmaktan başka gaye gütmeyen zihniyetler mi sanatı desteklyecek,
ya da gerçek sanatçılara kol kanat gerecek?
Saygılar...

17 Ocak 2011 14:04

Timuçin GÜNDEM

İnsanın güzelliği, beyninden, yüreğine oradan da kemiği olmayan diline dökülen manadadır. Sanatın güzelliği eserlerinin illaki manalı olmasıdır. Hiç bir eser yok ki, manası olmasın, bu eserde kimilerine manalı, kimilerine manasız gelmiş olabilir. Asıl olan sırçadan sarayı tuz buz etmemektir. Sarayın kime ait olduğuna bakılmaksızın bu böyle olmalıdır. Esasen aksi manasızlık ya da güncel tabirle " ucubedir." Sanırım burada eser den çok eserin müellifi zedelenmiştir. Neticede, ortada bir insan emeği vardır. Yaradan ötürü hoş görülmesi gereken bir insanın. saygılarımla.
17 Ocak 2011 12:01

EK

Pervin Mısırlıoğlu E.'nin ve Nabi Yağcı'nın kalemlerine, akıllarına, ellerine sağlık olsun! Görüş ve yorumlarını kendiminkilerle çok benzer olduğunu gördüm ve mutlu oldum.

Bu sitede sümüklü İzmirliler'e yakışan yazıların yer almasını sevinçle karşılıyorum. Emeği geçenlere teşekkürler!


17 Ocak 2011 11:54

padlock

Sanatta bile erozyona uğradık. Gerçekten korkutucu.

Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.
~ Ludwig Wittgenstein ~


Çok güzel bir yazı olmuş, eline sağlık.
17 Ocak 2011 11:42

kafka

ELLERİNE VE YÜREĞİNE SAĞLIK, ORTAK DUYGULARIMIZI ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSIN PERVİN.

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.