FALAN OLDUM

27 Aralık 2006 12:04 / 1523 kez okundu!

 

Herkesin ağzına düşmeden çok önce benim canımı acıtan bu değişler, şimdilerdekara mizahın neredeyse ana kaynağı...Hani en komik fıkrayı bile angutlar karşısında anlatınca bir de açıklama yapma gereği duyar ya insanlar kara mizahı da izah etmek gerekiyor b

!

Hiç komik değil. Daha düne kadar bizim yeni yetme kuşağın kızları oğlanları falan oldum, oha oldum derken gayet ciddi idiler. Hatta ben de komik bir nida aradığımda küçüklerimin kötü sözcüklerinden tırtıklayıp kullandım. Herkesin ağzına düşmeden çok önce benim canımı acıtan bu değişler şimdilerde kara mizahın ana kaynağı oldu.
Falan oldumların tamamı kuşaklar arasındaki yeni algılama ve ifadelendirme biçimleri. Ekonomi tıkırında, sosyolojik durumlar iyi ve uyumlu, adaletle asayiş berke mal olsa bu bizim yeni nesilin hal ve gidişi mükemmel bence. Her şey yolunda gitse ülkemizde Bohemya Üniversitesinden dolçe vita mastırlı gençlere sahip olacağız. Zevk ve keyif uzmanı gençler...
Apolitik ve sığ olmak adeta özenilir bir kimlik. Ne pahasına olursa olsun köşe dönücülükle geldi, gitmek bilmiyor, kötü bir palto gibi üzerimizde. Neşeli, danseden, gülen, eğlenen insandan zarar gelmez. Kendi ile barışık olan toplumlarda nefret, kin mesken tutmaz. Ama neşesini güzelliklerden, dansını su perilerinden, gülüşlerini meleklerden, eğlencesini düğünlerden yaratanlar bu dünyalı olamayacağına göre, uzaylılara atfedeceğiz böylesi hikayeleri. Biz bunca ve onca yoksulluktan ve eğitimsizlikten ve çirkinliklerden yaratmalıyız gülmecelerimizi, dansımızı, eğlencemizi.
Fakaaat! Böylesi değil.
-Nasılsın ?
-Eyvallah...
-Nasıl gidiyor?
-Eyvallah..
-Güle güle yolun açık olsun.
-Eyvallah...
Falan vede talan oldum vallahi! Yukarıda bir genç ve bir orta yaşlı sohbetini aktarmaya çalıştım. Gerçi biraz sofistike bir muhabbet oldu ama siz nasıl olsa leb demeden leblebi dersiniz.
Kara mizah en güzel yoludur bence hicvetmenin. Oysa bir yerlerde kısa devre oluşuyor ve yanlışlığı gösterilen konular doğruymuş gibi algılanıyor. Garip iş. Eskiden bize 15 yaşına kadar klasikleri okumamışsan “ot” gözü ile bakılırdı. Ve bu en büyük ayıplardandı. Anne babayla vitrinlerin önünden geçerken herhangi bir şey alınma planı yoksa mağazalara öküz gibi bakmanın çok şık olmadığı düşünülürdü. Terbiyeli olmak ciddi bir eğitimin içerisindeydi. Oturup kalkmayı bilmek önemli bir görgü gerektirirdi. İstemek hele ısrar etmek organize suç sayılırdı. Kızlarla kadınlar arasında ciddi farklar vardı. Evliler ve evsizlerle. Saçlarını boyatanlar evli kadınlardı. Saçını kestirenler de. Kadınlığa geçişin aşamaları vardı. İlk ağdası neredeyse gelin olurken yapılırdı kızların. Kaşları törenle alınır, manikür pediküre gelindiğinde kızlar kocalık olurdu. Romantizm ve masumiyet dururdu yine de bir yerlerde. Eskiyi özlemiyorum yanlış anlamayın. Hele bilimsel bir doküman hiç hazırlamıyorum. Yalnızca sesli düşünüyorum. Şimdi gençlerden yukarı doğru çıkıyor moda. Ve biz onlara uyuyoruz.
Gençlere uymanın bir zararı yok. Gelin görün ki bizim yarattığımız sığlıklarda kendimiz boğulmaktayız. Onları, ayıramadığımız zamanlardan, okutamadığımız kitaplardan, dinletemediğimiz müziklerden, söz etmediğimiz duygulardan, paylaşmadığımız yeteneklerimizden sorumlu tutuyoruz. Fenerbahçe şampiyon oldu diye okula gidemeyen Galatasaraylı çocukların, pop star olmak için çırpınan boru sesli kargaların, yeni doğmuş kızına Asena adı koyan annelerin, gezi diye marketlere
götürülen küçüklerin, politika yerine bin bir entrika yapan büyüklerin dünyasında uyuyoruz her gece.
Ve hep aynı rüyayı görüyoruz. Neşesini güzelliklerden, dansını su perilerinden, gülüşlerini meleklerden, eğlencesini düğünlerden yaratan başka insanları…
Böyle sesli düşünürken işte yazar falan oldum !

Pervin Mısırlıoğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.