EDİTÖR'den Haber Var

25 Şubat 2008 06:25 / 1571 kez okundu!

 

Sevgili İZMİRİZMİR.NET portal sakinleri… Duydunuz mu? 13 Şubat günü 962 online ile bizlere dünyanın en güzel hediyesini yaratan kendimiz ve kentimiz için adeta yaşam damarlarımızdan biri haline gelen elektronik adresimiz, bilişim çemberimiz bizleri

Şubat ayı benim için hep özel.


Geçmiş yazılarımdan bir alıntı hep bu zamanlarda aklımdan tekrar geçer.


Tom Robbins “Parfümün Dansı”ında Şubat ayı için şöyle der;

“ Takvim sayfalarını karşılaştırdığınız zaman, evet, en kısası oymuş gibi gözükebilir. Şubat, Ocak’la Mart’ın arasında, sandviç peyniri gibidir. İki yandaki dilimlerin kabuğuna değemez. Ayağında lastik şosonlar varken aralıktan bir kafa boyu kısadır. Ama artık yıllarda filiz verdiği zaman Nisan’ın burnuna kadar gelebilir.





Kuzenlerinden ne kadar daha ufak tefek görünürse gürünsün, hepsinden uzun sürüyormuş gibi bir inanca sahiptir. Kışın en gaddar ayıdır. Çok zalim oluşu, maskeli baloya gidiyormuş gibi ilkbahar kılığına girebilmesinden bunu birkaç saat sürdürüp sonra maskesini sadist bir kahkahayla çıkarmasından, herkesin suratına buzlar tükürmesinden ileri gelir ki, buna uzun süre dayanmak gerçekten güçtür...Bu sakin şampanyanın tek canlı köpüğü, Sevgililer Günü’dür. Atalarımızın Sevgililer Günü rozetini Şubat’ın gömleğine takmaları bir kaza değildir. Bir frijit ayda kendine bir sevgili bulacak kadar şanslı olan erkek veya kadının gerçekten kutlayacağı bir şey var demektir. (Önceden bulmuşlar hariç herhalde)
Tomurcuklara hafiften renk vermesi ve içlerindeki yaprakçığı biraz şişkinleştirmesinden başka bir yararı yoktur Şubat’ın. Tıpkı adındaki “ş” harfi kadar yararsız bir aydır. Bir barikat, bir engelmiş gibi davranır. Çamurdur, çirkeftir, sıkıntıdır, ilerlemeyi de, mutluluğu da geride bırakır.




Şubatın rengi çavdarın üzerindeki domuz yağı gibidir. Kokusu ıslak yün pantolonlar gibidir. Sesine gelince, gıcırdayan bir kemanla çalınan soyut bir ezgidir. Klostrofobisi olan bir şirretin kapalı yerden gelen iniltisi gibi sesi vardır. Ey Şubat, sen her iki anlamda da küçüksün! Eğer boyun şimdiki gibi bıktırıcı boyunun iki katı olsa, içimizden pek azı o şen Mayıs ayına sağ çıkardı.”



Sağ çıkmayan genç fidanlarımız var. Erken açan badem ağaçlarının hazin sonu gibi baharlarını yaşayamadan giden sevdiklerimiz. Dedeler matem şiiri yazmış Elif’in aşkına ve Özgürcan’ın “ultra-son”una. Bazı ölümler yeni yaşamlara fırsat verirler. Ölümün açtığı yaralar bazı doğumlarla iyileşir. Erken ölümler erken akıllandırır deli yüreklerimizi… Tesellisi zor bu işlerin.



Herkes 8 Şubat yaş günümü kutluyor ama ben kendi yaşımın farkında değilim. Karakterimin en değişken ve sabitlenemeyen konumu bu garip, kısa gibi gözüken, uzadığını çaktırmayan, en sinsi ayda hortluyor her defasında çünkü. Yaşımı da yaşlandığımı da bilmem o yüzden, çünkü her Şubat bu iş değişir bana hiç sormadan. Garip bir oto yükleme yapmıştır yüce tanrım. Üstüne üstlük para birimi bumerangdır. Artanla eksilen birbirine döner her durumda.



Sitemizde en meşgul ay, en meşgul gün, en meşgul saat, en fazla hit hep bu kısacık şu-bat-mıyasıca aya denk gelmiş.



Sevgi ve Saygılarımla.



Pervin Mısırlıoğlu

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.