Dinler Arası Köprü İçin İzmir

19 Ocak 2010 14:56 / 1945 kez okundu!

 


Dünyayı gezen, dolaşan, gören, inceleyen, araştıran, keşifler yapan bu uğurda milyonlar harcayan, tüm kıymetli tatillerini kutsal bir görevi yerine getirircesine planlayan ve yapan insanoğlu tekerleğin keşfinden sonra, atlarına büyük bir icat ekledi ve konforlu turlarına başladı.

Derken pervaneler döndü ve denizler daha kolay aşılır oldu. Denizler altında ve denizler üstünde yirmibin fersah gerçek oldu. Gökyüzünde pervaneler dönmeye başladı. Kartallarla beraber gökyüzü semalarında parendeler atmaya başladı insanoğlu.

Demiryolları ile diyar diyar gezmek, kara trenlerin ıslıkları ve vagonların el sallayan yolcuları ile seyahatlerin her tür tercihi kendi eğlencesini ve anlayışlarını, kurallarını, endüstrisini, kendi ekonomisini üretti, doğurdu. Otomobiller artık ülkeler aşıyor, tekneler okyanusları, demir yolları dere tepe düz gidiyor, uçaklar, jetler yalnızca dünyaya değil uzaya da yolcu gönderiyor.

Ve insanlar değişik kültürler için, farklı lezzetler denemek, özel giysiler satın almak için, bakış açılarını genişletmek için, mesleklerinde ilerlemek için, dil eğitimlerini yapmak, bilgilerini arttırmak, macera yaşamak, bir çok konuda zenginleşmek amacıyla dünyanın çevresinde dört döner oldular…

Pervane’ler döndü.
İnsanlar, yeryüzü cennetlerini, zaman zaman cehenneme çevrilen dünyamızın köşe-bucaklarını gidilir, yaşanır ve görülür kıldı.

İnsanlık Tarihi gelişirken pek çok savaşlara da tanıklık yaptı. Hala da yapmakta. En hassas konulardan birisi olan din en başta kendisine ters gelen kavgaların, acıların da maalesef nedeni ve kaynağı oldu.

Hiç şüphesiz ki, dini inançlarımızın kabul görüp görmemesi bütün zamanların en talihsiz çekişmelerine sahne oldu. Çünkü dini inançlarımız herkesin neredeyse sonsuz bir biçimde içselleştirdiği en derin, en karmaşık ve tabii en önemli ve güvenli sığınaklarımızdan biridir.

İnanç konusunda aklımızdaki soruları ya da sorunları her daim gündemde tutmak zorunda kaldık.

Bu konuda yarattığımız halüsinasyonları ya da hayali turların hayalini, bu konulara ilişkin gerçekçi yorumları, varsa yatırımlarımızı, yoksa yapılması gerekenleri, başka ülke örneklerini ve mabetlerin, camilerin, kiliselerin ve daha pek çok kutsal kabul edilen yerlerin, şehirlerin önemini vurgulamayı ve bu konuda gerçekçi planların peşine düşmeyi önemseyerek bu konuyu güncellememiz gerekiyor.

İnanç turizmi Portekiz’de Fatima ile Tayland ve Nepal Budist tapınakları ile, Polonya ve Çek Cumhuriyeti sinagogları, Mekke Kabe’si ile pek çok dindar ya da dini yapılara ve kültürlere meraklı gezginlerin hınca hınç doldurduğu özel gezi noktalarından.

İskoçya’nın endüstriyel şehri Glasgow’daki İnanç Müzesi ise benim her dilde dua etmemizin önemi üzerine düşünmemi sağladı. Artık bir şehri satmak için iyi “feed back” yeterli.
Artık bir şehri gezmeyi tercih ettiğinizde, kapıda size, o şehri olduğu gibi görmenizi engelleyip, “algı” değiştirici cihaz da verecekler.
İlk etkileşimleri son duygunuza nakşetmek önemli!!! Aynı endüstri şehri kendini bir dönem “Aşkın Şehri” ilan etti. Düşünsenize komediyi...

İbadet etmek için ya da ibadet kültürlerini ziyaret amacı ile milyonlarca insan hiç durmadan dünyayı dolaşırlar. Hepsi kendini Tanrıya daha yakın hissetmek için…

İzmir her zaman yarattığı “konfor” duygusu ile bu işin ev sahibi olmaya en yatkın şehir Anadolu topraklarında.

Anadolu toprakları yüzyıllardır pek çok kavim ve kültüre misafirlik etmesinden dolayı her konuda olduğu gibi inançlar konusunda da zengin bir dokuya sahip olmuştur. Bu zengin dünya mirası elbette paylaştıkça derinleşir ve daha da güzelleşir.

Kendi din kültürümüzün de hoşgörü anlayışı ve geleneği adına burada daha önce yaşatılmış inanç ve kültürleri muhafaza etmek ve onların yolunda yürüyen mevcut dünyanın insanları ile paylaşmaktır.

Yepyeni bir sağduyu ve barışa katkıda bulunmak, elbette herkesin dilediği huzurlu bir yaşamı hazırlamak ve kurallarını geliştirmekle ilgilidir. İşte dini inançlarımız her ne olursa olsun, herkesin diğerine hoşgörü içerisinde bakabilmesi için öbür kültürlere yolculuk etmesi ve diğerleri hakkında gerçek bilgilere sahip olabilmesi ile çok önemlidir.

Din ve turizm arasında nasıl bir bağlantı kurabiliriz, gerçekten dinler arası bir köprüyü inşa edecek bir anlayışı turizm sağlayabilir mi?

Din turizminin, dinler arası diyalogu sağlamadaki rolü ve önemi nedir?

Geçmişten günümüze kalan dini yapıtların doğru yorumlanması, doğru anlamlandırılması neden önemli?

Ülkemizi din turizmi açısından değerlendirecek olursak neler söylenebilir? Diğer ülkelerle kıyaslandığında din turizmi açısından nasıl bir yere sahibiz?

Sahip olduklarımız?

En çok ziyaret edilenler?

Sahip olduğumuz potansiyeli turizm açısından yeterince değerlendirebiliyor muyuz?

Araştırmamız gereken konular arasına bunları koymalıyız bence.

Zaman başkaları için de bizim için de pervane… dönüyor durmadan.

Rüzgarın peşinde, denizin içinde, gökyüzünde, müziğin tatlı nağmelerinde, Pervane’nin içindeyiz. Kimi dümende, kimi kendi dümeninde…

Tarihse tarih, doğaysa doğa, şehirse şehir ve insansa insanla birlikteyiz. En eskilerden, Selçuklulara, yakın geçmişimiz Osmanlıdan Cumhuriyetimize, bizi anlatacak ve özgün kılan her tür aktivite ve öykülerin seçici güzelliklerini, hem kendimize hatırlatarak hem de başkalarına aktararak dönecek dünyamız.

Yeni yılda, 2010’da dinler arası köprünün kurulmasını daha çok “turizm” sağlar mı? Bakalım...


Pervin Mısırlıoğlu E.
13.01.2010, izmir



 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
16 Ocak 2010 22:12

İSMAİL HAKKI ATILGAN

Sayın EDİTÖRÜM

Söylediklerinize fikirlerinize yürekten katılıyorum. Böyle bir şeyin İSTANBUL ve MARDİN'den sonra gerçekleşme potansiyeli olan il İZMİR.

Fakat, bunun yakın ve orta vadede olma olasalığı sıfır. Bunun için İzmirin ülke ekonomisinde belirleyici bir katkısının olması gerekiyor ki, sanat, kültür, hoşgörü üst seviyelere çıkabilsin. Bunları hayata geçirecek toplum yapısı oluşabilsin. İzmirin siyasi yapısındaki militarizm durdukca bu konudaki çalışmalar bile sekteye uğrayacaktır.

Bu yüzden İzmirin yerel yönetimlerindeki anlayışın değişimine önce katkı yapılmalıdır. Bu birimlerde çok demokrat, sorunun farkında olan kişiler olmasına rağmen ANKARA kaynaklı cizginin hakimiyetinden kurtulamıyorlar.

İzmirin, İzmiri sevenlerin işi gerçekten zor. Zamana ve şartların değişimine ihtiyaç var.
16 Ocak 2010 05:55

kurban

Din samimiyettir ,insan olmanın getirilerine uyduğumuzun bir tescili olarak görüyor ve sultan hanıma aynen katılıyorum.
Bu oluşumun tersi davranışlara insanlık dışı ifademizde bundan olsa gerek.
14 Ocak 2010 22:46

alia

Ben derim ki, dünya dinlerini İzmirde buluşturmadan önce, İzmiri kendi diniyle buluşturmak gerek... İslamın hoşgörüsünün yerini etnik milliyetçiliğe bıraktığı İzmirde, inanç turizmini geliştirecek insani potansiyel var mı? Hiç sanmıyorum... Ezanlardan bile rahatsız olan "Müslümanların" yaşadığı şehrimizde, başka dinin dindarlarının nasıl ağırlanacağını merak etmemek mümkün değil... Umarım dilekleriniz bir gün gerçekleşir..Selamlarımla...

14 Ocak 2010 16:01

sultan

Kendisini din dışında iyileştirememiş insanların dingin ve huzurlu dindarlarla kavgasını anlamak maalesef çok zor.
İyi ve merhametli olmayı din dışında elde edemeyenler, dini inançları ile kendilerini arındıran ve aydınlatan kendi halinde dindarları hissedemezler. Bu öyle bir çelişki ki dini inancı farklı olan bile diğeri (farklı dine mensup) konusunda empati yapmakta zorlanır.
Ben her dinle içiçeyim her dinin dışındayım. Ancak yalnızca insanlığın ve yeryüzündeki tüm canlıların iyiliği yönünde "masum" kaygılarla, derin aşklarla kalbini temiz tutmayı becerebilmiş, her dinden dindarlara saygı duyarım. Sevgi duyarım. Onların ayinlerine, usullerine ve geleneklerine saygı duyarım. Ve onların tüm dünyada kendilerini ifade edebilmeleri için ve ibadetlerini yapabilmeleri için hazırlanacak mabetlere hiç ayırım yapmadan kucak açmayı görev bilirim.
O zaman düşünürüm ki; namaz kılmıyorum, oruç tutmuyorum, geceleri kuran okuyamıyorum ama onlara duyduğum samimi hoşgörü ve güven ortamında huzurlu da olabilirim.Pragmatik biraz ama... Böylelikle de Din gerçek yolunu bulur.
Felsefe ile, meditasyonun binbir çeşidi ile, okuduğun kitaplar ile, doğuştan iyi huylu genetiğinle, aileden aldığın temel terbiye ile, okuduğun okullar ile dinin ana teması olan "iyi insan " olmayı beceriyorsan ne büyük marifet ki o da iltifata dahil.
13 Ocak 2010 21:40

ŞEREF MUŞ

Zaman başkaları için de bizim için de pervane… dönüyor durmadan. ========UYGARLIĞIN ŞEHRİNDE ZAMANI ZAMANA TANIK TUTMAK EN İYİSİ USTA KALEM KALEMİN DAİM OLSUN
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.