Bumerang her zaman geri dönmezmiş
10 Aralık 2010 12:58 / 890 kez okundu!
Aborijinlerden çok şey öğrenebiliriz. Çünkü onlar sahici hayatlarla bağlarını koparmakta direnen son “insan” soyu. Bir bilgi çok dikkatimi çekti. En eski avlanma aleti olan bumerang atıldığında her zaman geri dönmezmiş. Daha doğrusu çok çeşitli bumeranglar var. Tek tip değil. Kendisine döneni, avına saplanıp kalanı…
Her sözü, her hareketi ve her davranışı kendisine döneceğini bilerek yaşayanlar ile attığı, fırlattığı, hücum ettiği ava da, kendisine de değmeden giden bumeranglar da var. Bu benim için yepyeni bir bilgi. 2011 için aklımdan çıkarmamam gereken bir ders. Her taşı kendimiz için atarız kuyuya, her sözü bize merhem olacaksa koyarız dilimize, ballı sözcükler de, zehirli lakırdılar da bize dönecek diye dolaşır ortada. Ölüm bile biz geri dönelim diye icat edilmiştir neredeyse. İlk yumruğu atan son yumruk için vakit kazanmaya çalışıyordur. İlk ayrılan daha güçlü dönmek için bakar arkasına…
Bumerang “ilkel” insanın bir ihtiyaç hissettiğinde kullandığı “silah”. Canı istediğinde de yaptığı spor. “Modern” insanın ise bazen farkına varmadan medet umduğu bir araç.
Şimdilerde yeni bir spor ve silah gençlerin elinde. Yumurta… Attıklarında kendilerine dönmeyecek bir silah olarak düşünmüşler ki, hep beraber ve aynı anda rafadan, lop, cıvık mı diye sormadan “konuşmacı”ya “ikram” ediyorlar. Yüksek sesin bile “şiddet” sayılmasına itiraz etmeyecek olanlarımız vardır içimizde. Daha kavgasız, gürültüsüz ve sadece “konuşarak” uzlaşmayı huy edinenlerimize pamuk atsan eşit derecede hakaret. Çünkü bu tarz protestolar “medeni”ce tartışmalara ve yaklaşımlara ters, ilkel ve yaratıcı olmaktan uzak gerçekten de. Ne cesareti besleyen, ne esareti çözen, ne karşı tarafa kendini anlatan ya da dinleten, ne de anlık sansasyon dışında “derinlik” kazandıran bir etkisi var yumurtanın. Evet yüzünüz, elbiseniz… hazırlıksızlığınız, aşağılanma hissiniz, mahcubiyet ve hakarete uğramışlığın garabeti çöker üzerinize, ama geçer gider etkisi sonuçta. Bu biraz yumurta tokuşturmaya benzer. Kırarsın ama çatlarsın da. “Yetmez ama evet” toplantısı sırasında bir gencin yumurtadan daha etkili olacağını düşündüğü yağlıboyayı, gazeteci ve konuşmacı olarak gelenlerin üzerine fırlatıp gitmesi, oradakilerin ne görüşlerini değiştirmişti, ne de geliştirmişti. Tam tersine, moderatörler dinleyicileri toplantıya katkı için sözü olanları davet ettiklerinde farklı görüşlerdeki ne çok genç hayranlık uyandırıcı ve kalıcı etkiler yaratan, tepkilerini ve eleştirilerini de kapsayan konuşmalar yapmışlardı. Onlarınki aklımızda, ama sapıklar gibi sahneye hücum ederek boya fırlatan genç, yaka paça kayboluşunun dışında bir etki yaratamadı. Sözüm var diye kalkar insan yerinden. Ha sapan, silah, bumerang, ha da yumurta çıkarmışsın cebinden… Hepsi çözümsüzlük, hepsi kaos, hepsi yok etme üzerine sonuçta. Ve hepsi gelip sizin kapınıza “pislik” olarak yığılacak sonuçta.
Geri dönmeyen bumerangları Mısırlılar, Güney Hintliler, Kızılderililer ve Borneolular kullanırmış. Geri dönenleri ise Aborijinler… Fırlatanın yakınına düşen mi, atılıp da üstünde kalan mı? Hangi silah daha az ilkel diğerinden?
Yumurta mı, boya mı, silah mı, “SÖZ”mü geri döner sahibinden?
Pervin Mısırlıoğlu E.
10.12.2010
Son Güncelleme Tarihi: 16 Aralık 2010 01:39




